DOLAR 16,3794 0.06%
EURO 17,5903 0.61%
ALTIN 974,20-0,04
BITCOIN 476628-1,62%
Isparta
23°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

AFGAN İŞGALİ Mİ GÖÇMEN KRİZİ Mİ
131 okunma

AFGAN İŞGALİ Mİ GÖÇMEN KRİZİ Mİ

ABONE OL
19 Şubat 2022 15:04
AFGAN İŞGALİ Mİ GÖÇMEN KRİZİ Mİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL
11 eylül saldırısının ardından ABD  NATO’yu da devreye sokarak Afganistan’ı işgale başladı.

2001 yılından bugüne Watson enstitüsünün   raporuna göre 241  bin Afgan ABD askerleri tarafından öldürülürken bunun 71 bine yakını sivil vatandaşlardı. ABD 2001’den bu yana bölgeyi işgale devam ederken NATO’nun da tüm desteğini yanına almış durumda. Öyle ki NATO tarihteki ilk silahlı operasyonunu Afganistan’a yaptı. NATO’nun bölgedeki amacının seçilmiş hükumeti destekleme ve güvenlik desteği sağlamak olduğu açıklanırken ABD Kendisine ve Hükumete destek veren Afganları eğiterek milis kuvvetleri oluşturdu. Buna karşın  Baştan beri ABD ve daha öncesinde Sovyetlerin hatta hiçbir yabancı devletin varlığını Afganistan topraklarında kabul etmeyen Taliban örgütü kuruldu ve ABD-NATO ve Afgan hükümeti üçlüsü ile savaşmaya başladı. Taliban amacının özerk bir devlet olabilmek olduğunu açıklarken bölgedeki insan hakları ihlalleri ile ön plana çıktı. Taliban’ın amacı kendi ifadesi ile sıfır yabancı devlet ,bağımsız Afganistan idi. Özellik ile Obama döneminde alınan kararlar ve Trump’ın tutumları neticesinde ABD Afganistan’dan çekilmeye başladı. O güne kadar faili hala belli olmayan ‘ikiz kuleler’ saldırısı sebep gösterilerek işgal edilen Afganistan’ın sivilleri katledilmiş, toprakları verimsiz hale getirilmiş kadınlarına tecavüz edilmiş sağlık sistemleri ve eğitim sistemleri çökertilmiş idi.  Biden’ın alınan kararları uygulaması ile bu yıl Nisan ayında tam çekilme gerçekleşti ve Afganistan ABD’nin NATO da dahil çekilmesi ile kendi kaderi ile baş başa bırakıldı. Barış ve demokrasi vaat edenler Afganistan için savaş, kan ve göz yaşı bıraktılar. ABD bölgeden çekildi lakin bağlantısını da sıfıra indirmek istemedi bu yüzen tarihi bağlarımızı da kullanarak Türkiye Cumhuriyeti’ni bölgede bırakmak istedi. Havalimanının güvenliğini sağlayan Türk askerleri buna devam etmek istediler. Taliban ise işgalde de Türkiye’nin NATO üyesi olarak ABD’ye destek vermesini sebep göstererek Türk askerlerinin de bölgeyi terk etmesi gerektiğini açıkça ilan etti. ABD Taliban ile savaşan herkesi Taliban ile baş başa bıraktı. Taliban’a karşı kışkırttığı tüm toplulukları kaderine terk etti. Taliban ise dışarıdan da aldığı destek ile Ülkede yeniden egemen olmak adına adımları attı bile. Nisan ayından bu yana Birleşmiş Milletler raporuna göre 5 bine yakın sivil hayatını kaybetti. Bu kriz dünya bu kadar buhran içerisindeyken yeni bir Mülteci krizine yol açtı. Bundan en çok zarar gören ülke ise Türkiye Cumhuriyeti olacak gibi. Birleşmiş Milletlere göre Savaşa sebep olan ülkelerin Mültecilere ve yardıma muhtaç sivillere yardımı öncelikli olmalıdır. Buna göre ABD sebep olduğu kaostan zarar gören yahut Taliban tarafından ölüm listesine alınmış ABD ile sırt sırda savaşmış gençleri Ülkesine almak zorunda. Mültecilerin büyük bir kısmını ABD kalan kısmını NATO üyeleri ülkelerinde ağırlamaları gerekirken Türkiye Cumhuriyeti tarihsel ve dini bağları da kullanılarak istismar ediliyor. Her şeyden evvel Yaratılanın yaratandan Ötürü sevilmesi gerektiği kanaatinde birisiyim. Lakin şu soruyu sormadan edemiyorum; Taliban Türk askerlerini istemediğini, gerekirse savaşacağını duyurdu. Sayın Cumhur başkanı Erdoğan ise Tarihi ve dini yakınlığımızın altını çizerek anlaşmak zor olmayacak dedi. Türk devleti şu anda Taliban ile bir antlaşma yapma çabası içerisinde. Fransız askerlerindense Türk askerlerinin bölgedeki varlığını savunuyorum lakin Taliban ile antlaşma yapmadan Afgan siviller göçmen olarak akın akın Ülkemize giriş yaptılar. Taliban, olası bir savaşta Ülke içerisinde yapacağı eylemler ile Ülkemizi yavaşlatmak yormak ve zorlamak adına kendi üyelerini Mülteci kılığında Ülkemize göndermiş olması mümkün değil midir? Taliban tavrını bu şekilde sürdürür ise Kabül bölgesindeki havalimanına saldıracak ve oranın koruması Türk askerlerinde dolayısı ile Türk askerine saldıracak. Askerimiz olanca gücü ile karşılık verirken Ülkeden de Libya’da Suriye’de olduğu gibi destek yağacak. Taliban bu destekleri kesmek adına Ülkemize Mülteci kılığında yerleştirdiği üyeleri ile eylemler yapacak ve ülkede huzur ve insan kaybına sebep olacak. Allah aşkına soruyorum bu insanları Taliban üyesi olup olmadığını olası kargaşada kimin tarafında olacaklarının kontrolü sağlanıyor mu?

İkinci tehlikeden bahsetmek istiyorum, Ülkemizde son dönemde Göçmen karşıtlığı Irkçılık seviyelerine ulaştı lakin bu Durduk yere olmadı. Göçmenlerin bilerek yahut yaptırılmak sureti ile bölge halkına saldırması, küçük kızlara tecavüzleri en son da Antalya’da göndere bayraklarını çekip bunu da sosyal medyadan yayımlamaları insanları çığırından çıkardı. Sedat Peker’in yalanlanmayan açıklamalarında İç savaş yahut kargaşa mesajları vardı. Ülkemizin olası bir kışkırtmada kaos ortamına dönüşmesi elzem durumdadır. Özellik ile son günlerde sosyal medyada ve dahi medyada bu bilinç yükleniyor. Sosyal medyanın halkın organik tepkisi sonucu oluşması muhtemel. Zira biri çıkıp Türk kadınına hakaret ediyor biri Bayrak dikiyor Biri tecavüz ediyor ..

ABD’nin ve Batının rahatı bozulmasın diye bu milletin evlatları bu yüke tek başına maruz bırakılamaz.

.  Kaos ortamının oluşmaması için daha imtiyazlı olmalıyız. Devletimizin Göçmenler konusunda acilen tedbir alması gerekmektedir.

Ülkemizdeki göçmen sorunu bambaşka bir boyuta geçmiş durumda ve maalesef Antalya’daki yangınlardan daha zor günler bizleri bekliyor..

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP