DOLAR 16,7832 0.34%
EURO 17,4971 -0.28%
ALTIN 974,310,49
BITCOIN 323698-0,86%
Isparta
22°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

şişli escort

bettilt giriş

ASİMETRİK ANALİZLER… -1-
9921 okunma

ASİMETRİK ANALİZLER… -1-

ABONE OL
18 Mart 2022 21:38
ASİMETRİK ANALİZLER… -1-
1

BEĞENDİM

ABONE OL

İster “kurgulanmış bir operasyon”, ister “gelecek yüz yılın realitesi” deyin Korona Salgın Süreci ile NARKOZLANAN dünya 2022’den itibaren kademeli bir şekilde uyandırılarak normalleşecektir..

Bu meyanda Almanya 2013’lerden beri, makul bir KORONA hazırlı yapıyor olmasına rağmen ekonomik, sosyal ve siyasi uyumda zorlanırken, bir çok ülke hazırlıksız yakalanmanın şokunu hala atabilmiş değil..

Siyasetin, sosyal hayatın ve özellikle de ekonominin enstrümanları hızla değişirken oluşacak komplikasyonlara karşı asgari hazırlığı olmayan ülke toplumları başta 2022 olmak üzere önümüzdeki yılları sancılı geçireceklerdir..

Dolayısı ile Türkiye bu süreci iyi tahlil edip, ideolojik ve Bahsine giriş tarihi hamasetten öte reel söylem ve eylemlere rücu etmelidir… Uluslar arası ittifak ve platformların TEŞERONU olmak yerine ORTAĞI olmalıdır…

Bu meyanda Türk Devletler Birliği Teşkilatı hamlesi “söylem” bazındaki umutvarlığı “eyleme” dönüştürürken, adeta “ölü doğum” konumuna düşerek toplumun motivasyonu açısından olumsuz bir örnek olmuştur!.. Henüz vakit varken, bu durum tersine bir düzenleme ile maksada uygun haline getirilemezse Türkiye’ye yeni bir misyon ve vizyon sağlayamayacağı gibi, benzeri girişimler için de kötü örnek olacaktır…

***
Sosyoekonomik atılım için Türkiye’nin ciddi bir kaynak ve coğrafya avantajı vardır… Bu avantaj “fantastik tarihi yanılgılar” hezeyanı “kin ve intikam politikaları” ile İktidar kavgalarında heba edilmemelidir…

Tarihi ile barışamayan toplumlar, geleceği ile savaşırlar… Öldürerek, yok ederek, susturarak, baskı altına alarak düşmanlıkları bitiremez, daha da güçlenmesine sebep olursunuz.. Milli birlik ve beraberlik, rakipleri yok edilerek değil ikna edilerek sağlanır!.

Tartışılarak, konuşularak verilmeyen kararlar, uygulamada fayda getirmeyeceği gibi fazla ısrar sonrası karar makamını tartıştır ve şahsileşerek ideolojik kavgalarla Ülkenin Bekasını tehlikeye sokar…

Adına ne derseniz deyin, İktidar-Yönetim Erki, Gelecek yüzyıla dönüşüm hamlelerini, “İÇ DÜŞMAN” fobisinden kurtulup TARİH İLE BARIŞARAK başlamalı, kendisini “mal sahibi” siyasi ve ideolojik rakiplerini “kiracı ve/veya gaspçı” telakki eden kibir ve kompleksten kurtulmalıdır…

***
Birlik ve beraberliği doğru akıl değil, ortak akıl sağlar… Bugünkü iktidarın en büyük zaafı bu noktadadır.. Kibir ve Şımarıklık!.. Bu da rakiplerine konuşma hakkı tanıyor!..

Mesela , Cumhur İttifakının Ortağı MHP, kurucusu Rahmetli Alparslan Türkeş ismi üzerine bile “TEKEL ve GASP TERÖRİZMİ” estirirken, Rahmetli Türkeş’in 60’li, 70’li yıllarda teşkilatlar içindeki kültürel ve bölgesel fikri farklılıkları nasıl bir arada tutuğundan bir haber tavır sergileyerek, olumsuz imaj bırakırken, hükümet olarak alınan kararlarla nasıl güven sağlayacak, kendilerine oy vermeyen % 49’un hak ve hukukunu nasıl koruyacaktır?.. Ve insanları nasıl ikna edecek!.. Tabi ki hiç bir zaman… Arkasına aldığı legal veya illegal rüzgarın yönü ve şiddetine fırıl fırıl dönecektir..

Diğer ortak AKePe’nin FIRILDAKLIĞI zaten, sınır ötesi platformlarda bile tescillenmiş, adeta marka olmuştur..

*****
Dillendirildiği zamanı ve mekanı itibarı ile ciddi bir Manifesto olduğuna inandığım “Ne mutlu Türküm diyene” lafzına buğun yüklenen anlamsızlık, hem iç hem de dış uyum açısından zararlı bir enstrüman haline gelmiştir..

Teşkilatınız bazında sağlayamadığınız liyakat, adalet ve dolayısı ile de sadakat olgularını, Devlet müessesesinde nasıl sağlayacaksınız?.
Ki zaten sağlayamıyor Partilerinizi yönetemediğin için devleti de yönetemiyorsunuz.. Koltuğunuzu koruma kibir ve tutkunuzla, kendi ilinizle YETİŞTİRDİĞİNİZ HAİNLER ORDUSU ile savaşmayı SİYASİ VE İDEOLOJİK hedef haline getiriyor, DAVA MAVALI okuyorsunuz..

Netice “Ya sev ya terk et”!.. Peki “sevilecek olan” ne, ben nereyi terk edeceğim?… O her her neyse artık, benim sevgimi ölçme yetkisini nerden alıyor veya neye göre belirliyorsunuz… Ayrıca ben senin sevdiğini, sevmek zorunda mıyım!.. Sen hıyar seviyorsun diye ben de sevmek zorundayım.. Hadi sevgiden vaz geçtim, hıyara, hıyar demek neden fitne fesat, düşmanlık, hainlik oluyor?..

Önce söylemlerinizin içini dolduracaksınız!.. Ben yaptım oldu.. Yok böyle bir dünya, olmuyor işte… neden bir oluruna bakmak yerine, kafanızdan isimler, modeller, uydurarak oldurmaya .alışıyorsunuz!..

Topla muhalefeti Saray’a dinle.. Gelmiyor mu, sen ona git! Sor derdi, itirazı ne, alternatifi ne, anlaşmanın bir oluru var mı?.. Korkmayın bu size İTİBAR (ki zaten yok) kaybettirmez, fakat kazandırır!..

“Anlaşma” diye, “ortak akıl” diye, temsili ve katılımcı bir yönetim” diye bir kaygınız yoksa böyle bir icraatınız da olmayacaktır.. Ki şuan ülkeyi darboğazdan çıkartacak tek hamle budur!..

***
Almanya’da siyasi otorite, vatandaşlarını en kötüye hazırlıyor… Vitrin değişikliği ile küresel dalgalanmadan en az zararla çıkmayı hedefliyorlar.. Yani ne “şiş” ne “kebap”

Almanya’nın etki alanında en az toplam 10 Milyon Türk ve Türkiye vatandaşı var.. Bazılarının TC ile ciddi sorunları olsa da TÜRKİYE bağlantıları asla es geçilemez..

Yeni iktidar’da bir Bakan ve 3 tane icraat bakanlık müsteşarlığı koltuğuna Türk siyasetçiler oturtuldu… (Biliyorum şimdi birileri bunların Türk ve Türkiye’ye bakış açılarını sorgulayacaktır ama inanın, bırakın diğer Kamu Kurumlarını TBMM’de bile bunların yüzlerce benzeri var…) Hatta hükümet protokolüne “TÜRKLER” lafzı kullanılarak mevcuda göre iyileştirilmiş ve/veya iyileştirilecek maddeler eklediler…

Bir kaç hafta önce, bir Türk televizyoncunun hazırlayıp sunduğu Programda Almanya’nın KORONA POLİTİKASI işi Alman vekille birlikte bir Türk doktor tartıştı.. İlginç tarafı doktor DSÖ ve İMF Pandemi Politikasında Almanya’nın kabul ve retlerini Sağlık Bakanlığının temsili noktasında savundu!..

Türkiye Hükümetleri ise yıllardır ve hâlâ Avrupa Türklüğüne, bırakın DİSPORA ve/veya LOBİ örgütlemesini, EU ve Almanya’nın “istek ve talepleri” doğrultusunda taşeronluk yapıyor.. Örgütlemeden vaz geçtik, Sivil Tolum Örgütlerini ve Cemaatleri Türkiye Siyasetinin içinde seçmene sunulan aksesuar, vitrin mankeni gibi kullanıyor.. Hatta çıkartılan TBMM kanunları ve KHK’lar ile suiistimal ve rejide ediliyorlar!..

Bu meyanda Yönetim Erki, yani Cumhur İttifakı Hükümeti, Türkiye’yi sanki parti teşkilatı gibi görmekten vaz geçip, Türkiye’nin 5 bin yıllık birikimi olan ve Medeniyetler kuran Cihanşümul bir Devlet olduğunu hatırlayıp ve kabullenip, 83 milyonun hadim ve hamisi gibi hareket etmek zorundadır… Vesselam!..

Zafer GÜLER

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP