DOLAR 9,5954-0.11%
EURO 11,1555-0.46%
ALTIN 556,580,56
BITCOIN 6025121,26%
Isparta
10°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

FERHAT COŞTUR

FERHAT COŞTUR

24 Ekim 2021 Pazar

ÇÖKÜŞ

ÇÖKÜŞ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bundan yıllar önce, 1991 yılında Manisa’nın Salihli ilçesinde, engelli çocukların da eğitilebileceği, onların da evlerine hapsolmak yerine toplumda bir birey olarak yapabileceklerinin olduğunu göstermek için, kolları sıvayan ve Salihli Eğitilebilir Zihinsel Özürlüleri Koruma Derneği kurulmuştu.

Bu işin en zorlu taraflarından biri olan, evlerde saklanan çocukların tespit edilmesi ve ailelerinin bu çocukları eğitilmeleri için, okula yollamaları gerekiyordu. Öyle ya, hiç kimse “Ben çocuğumu deliler okulu”na kaydettirmem diyordu. Hatta bürokrasiyi aşıp, aklı başında olan ve öğretimi üstlenmiş olan hiçbir okul yönetimi bile, özel sınıf açılması fikrine sıcak bakmıyordu.

Ama bu işin peşini bırakmayan ve o zamanlarda DSİ’de çalışan Gülgün Yalvaç ve destekleyenleri, Salihli Namık Kemal İlkokulu’na bağlı olan kiralık bir evde bu sınıfı açmışlardı. Bu dernek öylesine hızlı ve aktif bir çalışma örneği sergilemişti ki, ilçe düzeyinde ilk öğretilebilir çocuklar sınıfının açılışını, 27 Aralık 1992’de gerçekleştirdiler.

Ve görüldü ki, özürlü denilip evlerden çıkarılmayan, toplumca zavallı ve yazık diye göz süzdürülen, ailelerinin bile –kim bilir, belki de utanarak- ortalığa çıkarmadığı ve utandığı bu çocuklar, ilk yılın sonunda hem çok büyük gelişmeler kaydettiler hem de çok güzel ve başarılı işler çıkardılar.

Artık, tek bir sınıf yetmez hale gelmiş, bir okul yapılması fikri gündeme gelmişti. Ama ileride olabilecekleri tahmin eden Gülgün Yalvaç, Manisa Valiliğinin bu okul için verdiği izin ile ilgili düzenlenen protokole, şu maddeyi özellikle koydurduğunu dile getiriyor:

MADDE 5: Okul sadece Özürlü Çocukların Eğitimi ve Terapilerine Tahsissen ve Bu Amaçla Kullanılacaktır.

Peki, bu protokolün gerçekleşmesine kadar yapılanlar neydi?
Bu okul yapılırken, DSİ kamyonları nakliyeyi, Gölmarmara, Yılmaz, Adala Belediyeleri kum ocaklarından, Keskiner Kum Çakıl Merkezi kum ve çakıl; zamanın sayın kaymakamı bir kamyon tuğla veremezken, Salihli Toprak Sanayi Derneği, kamyonlarıyla nakliyesini de üstlenip, hibe olarak onbilerce tuğla ve kiremit, Ege Seramik binlerce seramik hibe etmişlerdi… Tüm bunları, Salihli’de  Gül Abla diye nam salmış Gülgün Yalvaç başarmıştı, edindiği dostluklarla, tanıdıklar vasıtasıyla. Öyle ki, Hollanda ve Almanya’daki tanıdıklarını dahi bu işe dahil etmiş, gerekli yardımı toplamıştı. Ve elbette ki, Salihli halkının da yardımları ile…

Öyle bir okul meydana gelmişti ki, gerçekten de muadilleriyle karşılaştırıldığında, daha üst seviyede olduğu ortadaydı. “Beş yıldızlı otel olsa, bu kadar olurdu.” diye övgülere mazhar olmuştu.

Ve o gün Gül Abla’mız bir laf etti ki, sanki bugünlerde başına geleceği görürcesine: “Bu okul benim namusum, bu okul bizim çocuklarımızın olacaktır. Böyle bir okulun, bir benzeri daha yok.”

ÇÖKMEK İSTEYENLER VAR!
Gül Abla dertli, Gül Abla mücadelenin daha büyüğünü vermek zorunda ve diyor ki; “Onlarca yıl sonra, Salihli İlçe Kaymakamlık binasında görevini sürdüren İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, okulumuzu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Hizmet Binasına devşirmeye, binamıza çökmeye çalışıyor. Bunca insanın katkısı, emeği, inancıyla vücut bulmuş bu bina benim namusum, bu binada alın teri var, ailelerin ve onların dışlanan özürlü çocuklar diye atfedilen ama günümüzde topluma karışmış ve başarılara ulaşmış, ispatlarla dolu mucize çocuklar var. Ve var olmaya da devam edecekler. Evet, o gün dediklerim bu gün de geçerli, “Bu okul benim namusum, bu okula göz koyanlar beni ve namusumu taciz ediyorlar.” Buna izin vermeyeceğim, vermeyeceğiz. Bu okulda okuyan tüm çocuklarımın velileri ile birlikte, halk olarak, haklı olarak mücadelemize devam edeceğiz. Gerekirse, Cumhurbaşkanımıza yazdığımız dilekçelerimizin sayısını yüzbinlere çıkaracağız. Aklı başında hiçbir vali, hiçbir kaymakam ve hatta Milli Eğitim Bakanlığı ve dahası Cumhurbaşkanımız böyle bir olaya müsaade etmeyecektir. Birileri gösteriş merakı yüzünden valiliğin talimatlarını hiçe sayarak, daha makamının ve vazifelerinin bile ne olduğunu layığıyla kavrayamayan bu vicdansızlara karşı kazanacağız. Okulumuzu size yedirtmeyeceğiz.”

Şimdi dik duruş zamanı.
Salihli’de doğup büyümüş, okumuş ve bu olaylar meydana gelirken ve dahası birçok kez de bu okuldaki başarılarına şahit olup, haberlerini defalarca gazetemde yazmış ve paylaşmış bir gazeteci olarak diyorum ki; “Aklım erdiğince, kalemim elimden düşmediği sürece, Gül Ablamızın yanında olacağım. Bürokratik bağlantıları ne olursa olsun, karşımızdaki haksız ve arsız güce karşı yazmaya, bu olayı duyurmaya devam edeceğim. Ve bu olayın yerelde kalmayıp, gerekli her türlü mecrada yayılması ve bu haksızlığa dur diyebilmek için, ben de elimden gelen desteği vermeye ve destek olacağını bildiğim tüm kurum ve kuruluşlara, şahıslara iletip, bu saygısızca hamleye dur diyeceğim.”

Birinin hatasını veya ayıbını sessizce kulağına fısıldayabilirsiniz, “Bu yaptığın yanlış, sonra sana aptal derlerse üzülürüm.” gibisinden. Veya her şeye rağmen laftan, çüşten anlamayan birine de bağırarak ikazda bulunabilirsiniz, “ÖKÜÜZ!” diye… Umarım bizi bağırtmazlar.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.