DOLAR 17,9650 0.09%
EURO 18,2694 -0.07%
ALTIN 1.018,020,11
BITCOIN 421909-1,60%
Isparta
26°

AÇIK

13:13

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

ataşehir escort
istanbul escort bayan
BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK
11721 okunma

BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK

ABONE OL
29 Ocak 2022 15:25
BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

 

“Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene bağlıdır.”

                                                                                                          Mustafa Kemal Atatürk

Son yıllarda eğitimde yeni kavramlar ve söylemlerle dünyayı yeniden keşfe çıkmak moda oldu. Oysa bugün çok etkili olduğu düşünülen bazı söylemlerin kökleri çok derindir. Ne yazık ki kavramlar değiştirilerek yenileşme mesajları veriliyor ve değişim dillerden hiç düşürülmüyor.

Değişimi belirli bir zaman dilimi içerisinde bir şeyde önceki duruma göre oluşan fark olarak tanımlayabiliriz.

Peki, değişim her zaman olumlu mudur?

Elbette ki hayır. Değişimin iki yönü vardır. Değişimde önceki duruma göre iyileşme söz konusuysa yenileşme yani ilerleme, tersi durumda kötüleşme yani gerileme söz konusudur.

Kuşkusuz eğitim ilerlemenin temelini oluşturur. Ama nasıl bir eğitim? Elbette ki laik ve bilimsel eğitim. Toplumsal ihtiyaçlarla, bireylerin potansiyellerini uyumlaştırabilen ve onları yeteneklerine uygun alanlara yönlendirebilen, ezbere dayanmayan, merak ve keşfetmeyi her zaman canlı tutabilen öğrenme odaklı bir eğitim.

Merak ve keşfetme demişken tarihimizde kısa bir yolculuk yapalım işitiyorum. Gelin birlikte ülkemizin kurtarıcısı ve kurucusu büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün öğrenim hayatının başlayacağı yıllara gidelim.

Küçük Mustafa’nın okul çağı gelmiştir. Okulu konusunda annesi ve babası aynı fikirde değildir. Zübeyde Hanım oğlunu mahalle mektebine, Ali Rıza Efendi ise o çağda çok az sayıda bulunan ve özel bir okul olan Şemsi Efendi Mektebine göndermek istemektedir.

Uzun süre okul konusu ailede tartışma konusu olur. Sonra Ali Rıza Efendi sorunu stratejik bir biçimde çözer.  Mustafa’yı önce mahalle mektebine kaydeder. Kısa süre sonra da Şemsi Efendi Mektebine alır. Şemsi Efendi Mektebi’nde çam kokulu sırılar ve kara tahta ile ilk defa karşılaşırlar. Öğretmen de öğrencileriyle çok ilgilidir.

Günlerden bir gün Ali Rıza Efendi oğlunun durumunu sormak için Şemsi Efendi ile görüşmek ister. Okula gider, öğretmenle bir araya gelirler, tokalaşarak karşılıklı otururlar. Şemsi Efendi: “Sizi dinliyorum.” der.

Ali Rıza Efendi: “Kusura bakmayın muallim efendi. Sizi rahatsız ettim.” diyerek başlar söze… Oğlunun mahalle mektebinde mutsuz olduğunu, benzer bir durumun olup olmadığını merak ettiğini, bu yüzden görüşmek istediğini söyler ve “Mustafa’dan memnun musunuz?” sorusunu sorar.

Şemsi Efendi: “Hem de çok,” der ve devam eder: “Çalışkan bir çocuk. Yalnız çalışkan değil zeki de çabuk kavrıyor. Ezberi sevmiyor. Ezbere dayalı eğitim çocukları mutsuz ediyor zaten.” kısa bir süre düşünür sonra: “Çocuk kavrayamadığı şeylere inanmaz, sıkılır. Bilirsiniz çocuklar sora sora öğrenirler. Mektep onlarda merak uyandırıyorsa çocuk başarılı olur; aksi halde mektep cehenneme döner.” Ali Rıza efendinin yüzüne bakar ve ona, “Mustafa’nın hevesli olup olmadığını size sorduğu sorulardan anlayabilirsiniz.” der.

Ali Rıza Efendi tebessüm eder. Beklediği cevabı almıştır. Mutlu bir şekilde öğretmenin yanından ayrılır çünkü oğlu ona çok soru sormaktadır.

Yukarıda yer verdiğim olay yüzyıldan daha uzun süre önce yaşanmıştır. Bu olay bize çocuklarımız için farklı ve yeni isimler kullanarak oluşturulmuş söylemlere değil uygulamalara ihtiyacımız olduğunu göstermektedir.

Mustafa Kemal Atatürk, öğrenmenin en etkili yolunu bilen bir öğretmenle öğrenim hayatına başladı. Ülkesinin kurtarıcı ve kurucu lideri oldu. Cumhuriyetin ilanı sonrasında askeri, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yenilikler yaptı. Eğitimde alanında; 1 Kasım 1928 tarihinde Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabulünü sağladı.  24 Kasım 1928 tarihinde açılan millet mekteplerinde herkesin (Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek) yeni harflerle okuma yazma öğrenmesi seferberliğini başlattı.

24 Kasım merak ve keşfetmeyi önceleyebilen öğretmen Şemsi Efendinin öğrencisi Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekleştirdiği gerçek bir yenileşme hareketidir.

Ülkemizde 24 Kasım günü Millet Mekteplerinin açılışı ve büyük Atatürk’ün başöğretmenliği kabul tarihidir. Bu tarih 1981’den beri öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır.

Değişimin yönü ileriye doğru olmak zorundadır ve bu bağlamda öğretmenin de kendini sürekli geliştirmesi gerekmektedir.

Atatürk’ün en büyük hedefi çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabilmekti. Bunun yolu sağlam bir gelecek oluşturabilmektedir. Sağlım bir geleceğin güvencesine gelince, büyük Atatürk’ün başlangıcında aldığım sözüyle özetlenmiş. Yani, “Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitime, eğitim ise öğretmene bağlıdır.”

Bu büyük hedef için ezberlere takılıp kalmamak, merak ve keşfetmeyi canlı tutabilmek gerekmektedir. Özetle çağdaş uygarlık düzeyine erişmek laik ve bilimsel eğitimden geçmektedir. Bunun örneği başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Öğretmen mucizeler yaratabilen bir sanatçıdır. Çünkü onun işi yaşatmaktır. O bir duygunun, tasarımın dışavurumunu sağlayan, öğrencide var olanı açığa çıkarabilen ve onu geliştirebilen bir ustadır. Başöğretmenimiz büyük Atatürk’ün ifadesiyle: “Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.”

Başta başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aramızdan ayrılan öğretmenlerimizi saygıyla özlemle anıyor tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım öğretmenler gününü kutluyorum.  

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP