DOLAR 16,6899 0.29%
EURO 17,5321 0.71%
ALTIN 972,50-0,03
BITCOIN 320288-3,97%
Isparta
20°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

şişli escort

bettilt giriş

“BENİM KAVGAM”
9521 okunma

“BENİM KAVGAM”

ABONE OL
5 Şubat 2022 14:49
“BENİM KAVGAM”
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Ali GÜNGÖR

Ülkücünün “VAN MINIT”i
(Gecikmiş bir kitap incelemesi)

Ali Güngör denince, yakın siyasî tarihimizi bilenlerin aklına çeşitli ve değişik portreler gelir.

Kimdir Ali Güngör?
Ülkü Ocakları kurucu başkanı, Ziraat Mühendisi, Türkiye Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Başkanı, Ülkücü Hareketin en zor günlerinde mücadeleden kaçmayan, bu noktada elini taşın altına koymaktan imtina etmeyen, sözünü dudaktan gözünü budaktan esirgemeyen Torosların yigit Türk evladı.

Türk kamuoyu onu “RAHŞAN AFFI” diye bilinen Af Yasa Tasarısı ile alakalı konuşmasından sonra tanıdı.
(Bu konuya yeniden döneceğim)
*
13 nisan 1970 tarihinde, Devrimciler tarafından alıkonulan ve işkence gören arkadaşlarını kurtarmak için, önce telefonla konuşup, sonra da yüzyüze görüşmek üzere Ali Güngör ve İbrahim Doğan fakülteye giderler, silahlı ve kalabalık bir Devrimci grubun “Hoşgeldin” karşılaması sonucu, olayla alakası olmayan Dr. Necdet GÜÇLÜ vurularak hayatını kaybeder.

Kitaptan devam edelim:
“Biz ölüm olayının vuku bulduğu yerde iki kişiydik. Bizi kovalayan 15 kişı vardı ve çoğu silah kullanıyordu. Bizde de silah
vardı ve ben de kovalayanlar daha fazla yaklaşmasın diye arada bir havaya ateş ediyordum. Olay yerinde 16 ayrı silahtan atıldığı belirlenen mermi kovanları bulundu ama bizi kovalayanlar şahit sırasında, biz ise suçlu makamında yargılanan durumundaydık.

Mahkeme ve tutukluluğum iki yıl sürdü. Birinci yılın sonunda Ulkü Ocağının bizim için tuttuğu avukatımı azlettim ve ondan sonra savunmalarımı kendim yapmaya başladım. Iki yılın sonunda  1973 Martında mahkeme beraatıma karar verdi ve ben cezaevinden çıkarak yeniden okuluma döndüm.”(s.33)

Konuyu sık sık Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde işleyen ve bugün “entel, dantel” görünmek adına birilerinin savunduğu Uğur MUMCU  görevi gereği Ülkücüleri kötüleme ve gerçekleri kamufle etme adına yazmaktan hiç vazgeçmedi.

“Ama Uğur Mumcu peșimi bırakmadı. 15 günde bir Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde mutlaka ismimizi vererek bir şeyler yazdı.

Ne imiş? Silah kaçakçısı mafya, Silahlı Kuvvetler içinde bir grup ve ülkücüler birlikte hareket ediyorlarmış.
Örnek olarak da şunu yazıyordu:
Benimle birlikte yargılanıp hüküm giyen İbrahim Doğan yakalandığında ailesinin evinde yapılan aramada iki teğmenin resmi elbiseleri ve tabancaları bulunmuş

Bir vesileyle ikimizin de tanıdığı birisinin yanında karşılaştık. Kendisine sordum: “Yazdıklarının doğru olmadığını sen de biliyorsun, ben de. Niçin yalan yazmaya devam ediyorsun? Amacın ne?”

Cevabı: “Ben böyle yazmak durumundayım” oldu.
Sonradan öğrendim ki Araştırmacı Gazeteci (!) MİT içindeki ve Silah Kaçakçısı Mafya’nin kendi aralarındaki hesaplaşmada kendi taraflarinın kazanması için Ülkücüleri ve Ülkücülük adina bizlerin ismini kullanıyormuş.”(s.34)
*
Rahmetlik Başbuğumla 70’li yıllar ve ihtilal sonrası birlikte çalışmış birisinin şu ifadesi çok hoşuma gitti:
“Dışarıdan bakıldığında çok diktatör görünen Rahmetli Türkeş kendi istediği kişiyi aday olarak gösteremedi. Genel Idare
Kurulunun istediği Sayın Özer Revanoğlu 1977 seçimlerinde de MHP birinci sira adayı oldu.”

Bu bir dayatma değil, aksine, Başbuğumun istişare sonucu alınan karara verdiği değeri ifade eder.
*
Siyasî rakiplerine bile “BEY-SAYIN” diye hitap eden nezaketli insan Ali Güngör, sözkonusu milli menfaatler ve devlet onur ve haysiyeti olunca doğruyu söylemekten asla imtina etmeyen birisi olarak farkını belli ediyor.

Benim de kendi imkanlarımla, bir kere daha, Türkiye’ye uçup, havalimanında MHP’YE oy kullandığım 1999 seçimlerinde MHP vekili seçilen Güngör, o konjonktürde, MHP ile koalisyon ortağı olacak parti başkanlarının terörist başıyla ilgili açıklamaları, Pişmanlık Yasası, sonrasında yaşanan “İKİZ YASALAR” oldu-bittisi, Apo’nun idamdan kurtarılması, Onur Öymen’in hükümet kararı olmadan idam konusundaki icraatları ve nihayet 34 yıldır hizmet ettiği MHP’den ihraç edilmesine sebep olan RAHŞAN AFFI.

Kamuoyunun ve Ülkücülerin yakından bildiği bu konuları, otobiyografik tarzda kaleme alan eserde, Ülkücüleri birbiriyle kavgalı görmek isteyenlerin aksine, Devlet Bahçeli hakkında “belden aşağı” bir ifade yoktur.
Eleştiri var, kırgınlık var ama hakaret yok.

Ali Güngör bir Ülkücü ve;
Adab-ı muaşeret dairesinde ve lisan-ı münasiple kendini ifade eden bir kişi.
Selam veriyorum diye de yutkunmayan bir usulü hep sergiliyor.
Olması gereken de bu değil mi zaten?
*
“Ülkücünün “VAN MINIT”I dedik yazının başında.
Siyasî teamülmüş, koalisyonmuş, siyasi nezaketmiş, insani naiflikmiş, hoşgörü, tolerans dinlemeden, Allah rızası için karşı çıktığı RAHŞAN AFFI aleyhine yaptığı 8 Aralık 2000 tarihli Meclis konuşması yüzünden partisinden “Kesin çıkarma gerektiren haller” nedeniyle Müşterek Disiplin Kuruluna verildi.

Fakat sonraki yıllarda birilerine seçimler kazandıran “van minit”de göreceğimiz gibi, takiye yapmadı, kıvırmadı, döneklik ve tevil yoluna gitmedi, tükürdüğünü yalamadı ve sonunda İHRAÇ EDİLDİ..

Ihraç kararına imza atanların birçoğu hâlâ yaşıyor, Rabbim hayırlı ömürler versin, gün olur bu imzanın gerekçelerini izah ve ifade ederler inşaAllah.

Elif gibi dik durup, herif gibi tavır ortaya koyan, inandığı gibi yaşayıp, yaşadığını hayatına hakim kılan herkes gibi rahmetlik Ali GÜNGÖR’e de rahmet diliyorum.
Ruhu şad, mekanı Cennet-i Firdevs olsun.

Kadiroğlu Gazi

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP