DOLAR 16,1935 0.69%
EURO 17,3349 0.16%
ALTIN 965,97-0,01
BITCOIN 4819532,73%
Isparta
15°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

BÜYÜK ATATÜRK KOŞUSU ve HARBİYE RUHU
271 okunma

BÜYÜK ATATÜRK KOŞUSU ve HARBİYE RUHU

ABONE OL
31 Ocak 2022 19:25
BÜYÜK ATATÜRK KOŞUSU ve HARBİYE RUHU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye’ nin ilk Ankara’ya gelişinin 102. Yıldönümü Kutlama Programı kapsamında Atletizm Federasyonu ile Ankara İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü koordinasyonunda 27 Aralık Pazartesi günü 86. Büyük Atatürk Koşusu yapılmıştır.

Atatürk’ ün Ankara’ da ilk karşılandığı Dikmen Keklik Pınarı’ ndan başlayan toplam 10,8 km’lik bu koşu; Dikmen Caddesi – Cevizlidere Caddesi – Türk Ocağı Caddesi – Akdeniz Caddesi – Gençlik Caddesi -Tandoğan Meydanı güzergâhını izleyerek TCDD Genel Müdürlüğü Ankara Garı önünde son bulmuştur.

İlk olarak 1936 yılında Atatürk’ten izin alınarak başlatılan bu geleneksel koşunun 86. yılı olan bu yılki koşuya emekli bir Albay olarak benim de üyesi bulunduğum Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) tarafından yapılan organizasyonla 104 emekli subay arkadaşım ile birlikte katılma imkânını yakaladım.

Geçmişte Kara Harp Okulu’nda okurken genç Harbiyeliler olarak katıldığımız 27 Aralık Atatürk Garnizon Koşularında olduğu gibi şimdi emekli birer subay olarak hala bu tür koşulara katılabilecek sağlığa ve Harbiye ruhuna sahip olduğumuz için tüm 104 emekli subay olarak binlerce kez şükürler ettik ve de büyük mutluluk duyduk.

 

 

 

Bu koşu sırasında emekli bir subay olarak içimde çok derin duygu ve düşünceler oluştu. Bu yazımda bunları sizlerle paylaşmak istedim.

Milletimizi ve devletimizi parçalamayı hedef olarak seçen bu güçlerin şu anda karşılarında en büyük engel olarak gördükleri Türk Ordusuna el atmaları kadar tabii bir şey düşünülemez.

M.Ö. 500 yıllarda yaşamış ünlü Savaş Sanatı adlı eserin yazarı Shun Tzu; kitabında düşmanı çökertmek için şu teknikleri önermektedir.

‘’ Hasım ülkelerin hakanlarının ve yöneticilerinin başarılarını, kişiliklerini küçük göstererek hasım ülkelerde iyi olan şeyleri gözden düşürünüz.’’

‘’ Yöneticilerin ve askerlerin şöhretlerine gölge düşürünüz ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız.’’

Ve ve Türkiye Cumhuriyetini çökertmek için ilk olarak Türk Ordusunun değerli komutanları; Balyoz, Ergenekon ve son olarak FETO sürecinde düşmanlarımız ve onların kullandıkları taşeronlar tarafından namert bir şekilde saldırıya uğramıştır. Bu saldırıda ilk hedef alınan ise Türk Ordusunun komutanlarının yetiştirildiği Harp Okulları ve Harbiye Ruhu olmuştur.

Askerlik, milletinin bekası ile doğrudan ilişkili, kendisine has özellikleri, kanun ve kuralları bulunan, mensuplarının mutlak itaat, bağlılık ve karşılık beklemeden fedakârca çalışması ile yücelen, onurlu ve bir o kadar da zor bir meslektir.

Askerliği bir meslek olarak seçen kişi, kendini mesleğine ve ülkeye adayarak bu görevlere aday olur. Bu kişi, kendisini atalarımızın emaneti vatanımızı, kutsal askerlik yemininde ifade ettiği gibi gerekirse canı pahasına içten ve dıştan gelebilecek tehditlere karşı korumak ve kollamak ile görevlendirmiştir. Vatanımıza hizmet, sadakat, onur, fedakârlık, cesaret, dürüstlük, mutlak itaat ve ehliyet askerlik mesleğinin temel özellikleridir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde üst rütbeli komutan ve lider olarak görev almak için bitirilmesi gereken temel okul Harp Okulu’dur. Harp Okulu’nda eğitim süreci vatanseverliğin temel taşıdır ve burada derin izler taşıyan Harbiye ruhu oluşturulur. Bu ruh; en kabadayı vatanseverlik, en ince ruhlu milliyetçilik, en baba devletçilik ve örnek bir Harbiyeli olan Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Harbiye ruhu dediğinizde içinde geçmiş vardır, gençlik vardır, gelecek vardır, silah vardır, “ah ulan” vardır, “helal olsun” vardır, “niçin gittin” vardır, “beni bekle” vardır, “geleceğini biliyordum” vardır. Tozlu yollarda uzun yürüyüşler, otobüs terminallerinde birbirini bekleyişler, kavurucu sıcakta, dondurucu soğukta kol kanat germeler vardır. Harbiye arkadaşlığı özeldir. Kuzenim bile demeye benzemez, kardeşim demenin daha ilerisidir benim “Harbiyelim” demek. Harbiye arkadaşlığı hep gençliktir, yaş almaz, yaşlanmaz, Harbiyeli yaşını göstermez, Harbiyeli olmak yapmacıksız bir keyiftir, günümüzden söz eden bir nostalji, olgun bir gençlik,  uçuk kaçık bir ihtiyarlık ve arkadaşlığın en koyusu olan silah arkadaşlığıdır.

Ancak en önemlisi Harbiyeli olmak hala Kara Harp Okulu öğrencisi 1283 apolet numarasını taşıyarak içimizde yaşamaya devam eden Mustafa Kemal gibi vatansever olmaktır.

Kısaca Harbiyeli olmak bizlerden sonra da var olmak için bu vatan ve bu millet için yılmadan aynı Atatürk gibi savaş verme ruhudur.

Unutulmamalıdır ki, barış şartlarının ciddi, disiplinli, vakur Türk Ordusu; tehdit karşısında kan ve kemikten çelik duvarlar meydana getirebilen, tecavüz anında ise, derhal kahredici bir fırtına heybeti kazanan bir kuvvettir.  Tarih bunun kanıtıdır. Sadece Ağustos ayı içinde kazandığımız bazı önemli savaşları saymak yeterlidir. Aziz vatanımız Anadolu 26 Ağustos 1071 Malazgirt Savaşının bize bir armağanıdır. 29 Ağustos 1526 Mohaç Savaşı orta Avrupa’nın 200 yıllık geleceğini tayin etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel taşı olan Başkomutanlık Meydan Muharebesi yine Ağustos ayı içinde meydana gelmiştir.

. İşte bu Büyük Atatürk Koşusu sırasında hem biz emekli askerler tarafından hem de bizi izleyen tüm halkımız tarafından “Harbiye Marşı” ve  “Bizler Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sözlerinin beraberce coşku ile söylenmesi içimizde hala büyük atamız “Atatürk”, “Harbiye Ruhu” ve en önemlisi “Vatan” sevgisinin yaşadığının somut bir ispatı olmuştur.

Türk Ordusu, Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti; bu yeni asimetrik savaşı ya da atalarımızın tabiri ile bu namert savaşı yine büyük Atamızı örnek alarak yine ölmeyen Harbiye Ruhu ile yine Vatan sevgisi ile ve yine zaferle kazanacaktır.

Yazımı Harbiye Ruhunun derin sözlerle aktarıldığı Kara Harp Okulu marşı ile bitiriyorum.

 

KARA HARP OKULU MARŞI

Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,
Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.

Yaşa varol Harbiye, yıkılmaz satvetinle
Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle:
Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen,
Kartal yuvalarında, hürdür millet seninle.

Yüz senedir Harbiye bu orduya şan verir,
Çıkardığı dehalar semalara yükselir,
Baştan başa tarihtir mektebin her zerresi,
Sarsılmayan azminle çelik kalalar erir.

Şahikalar üstünde meydan okur bu erler,
Yaklaşacak düşmana mezar olur bu yerler,
Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti,
Tarihlere sorun ki bize “Ölmez Türk” derler.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP