DOLAR 12,57151.63%
EURO 14,17651.12%
ALTIN 722,861,39
BITCOIN 7215636,59%
Isparta
13°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ÇOCUĞUNUZU BOŞAMAYIN!
61 okunma

ÇOCUĞUNUZU BOŞAMAYIN!

Ülkü Olcay

ABONE OL
1 Kasım 2021 10:56
ÇOCUĞUNUZU BOŞAMAYIN!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Ebeveynlik çocuğun ihtiyaç duyduğu her anında yanında olabilmektir. Çocuklar her zaman anne babanın desteğine, sevgisine, ilgisine muhtaçtır. Yeterli sevgi ve ilgi ile büyütülen her çocuk sağlıklı bir birey olarak toplumu ayakta tutar. Bu anlamda ebeveynlerin iyi veya kötü tutum ve davranışları çocuğun kişisel ve ruhsal gelişimde büyük rol oynar. Anne veya baba kimliklerini unutur yahut çocuklarından vazgeçerse ne olur?

Sevgiye ve ilgiye muhtaç çocuklar pısırık, cesaretsiz, bencil, sorumsuz hatta narsist bir kişi haline gelir. Sorunlarla yahut eksik duygularla büyümüş bir çocuk yetişkin bir birey olduğunda  sağlıklı bireyleri, dolayısıyla toplumu en olumsuz yönde etkiler.

Toplum neden yavaş yavaş çöküyor sorumuzun cevabı işte tam olarak burada başlıyor.

Çünkü anne bir çocuğun şefkat sığınağı, baba ise yıkılmaz kalesidir.

Baba bir çocuğun özgüvenini geliştiren gücün sembolüdür. Babanın çocuğunu kucaklamasıyla başlar  çocuğun özüne sonra da hayata güvenebilmesi. Kız çocukları için ise ileride seçeceği erkeğin modelidir baba. Yeterliliğin, başarının, mutluluğun kaynağıdır babanın kol kanat olması.

Ancak karşılıksız ve beklentisiz sevilirse çocuklar gerçek sevgi ile büyütüldükleri için her zorluğa rağmen ayakta kalabilirler.

Peki ya boşanma durumunda?

Öfkeli anne, bıkmış baba ve ortada kalmış çocuklar…

İstisnai durumlar hariç boşanmaların çoğunda maddi özgürlüğü olmamasına rağmen velayet babada kalır fakat çocuk anneye verilir. Anne yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen çocuğa yansıtmadan hayatına devam etmeye çalışır. Bu bir anlamda rol yapmadır. Önce kendisine sonra çocuğuna daha sonra da çevresine karşı oynadığı bir mutluluk oyunudur. Oysa çocuk her şeyin farkındadır. Bu çocuğu daha çok incitir. Bununla da kalmaz. Baba sadece kağıt üzerinde görünen bu resmi sorumlulukla yeniden hayat kurar kendine.

Çocuğunu sadece Pazar günü gören ‘‘hafta sonu babaları’’,  maddi manevi eksikliğini tek hamle ile tamamlayacağını sanan ‘‘eğlence babaları’’, yeni bir evlilik ile yeniden düzen kurmuş, hiç ortada olmayan ‘‘ tükenmiş babalar’’…

Sınıf defterini imzalarken oturduğum sandalyenin yanına iliştiğinde fark ettim kıvrık kirpiklerinin altında çakmak çakmak yanan gözlerini. Sesi sakin, tutarlı, izah eder bir tonda olmasına rağmen yüreğindeki öfkeyle yanıyordu gözbebekleri. Üzerime doğru biraz daha eğilerek Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Servisi’ne gitmek üzere izin istedi. Aciliyetin sebebini anlamak için soran gözlerle baktığımda bir form doldurması gerektiğin söyledi.

Aklı erdiğinden bu yana ezber ettiği bir durumu anlatır bir eda ile devam etti. O, benim çokta uzak olmadığım bir durumu ben ilk defa duyuyormuşum gibi, bana çok tuhaf geliyormuş gibi, bu durum sadece onun kaderiymiş gibi formun içeriğini arkasından içinde bulunduğu durumu yaşından büyük bir olgunlukla bir o kadar da umursamaz bir alışmışlıkla anlatmaya başladı. O anlattıkça ben onun büyüdükçe derinleşen kara gözlerindeki harelerde eridim, bittim, kayboldum.

On yedi yaşında bir genç kız. Sadece adını bildiği babasına dair bir formu dolduracak kadar bile bilgiye sahip değil.  Mesleğini bilmiyor, yaşadığı şehri bilmiyor, forma ne yazacağını bilmiyor.

Neden?

Çünkü onu hiç görmemiş!

Onun sevgisini, şefkatini, gölgesini hiç bilmemiş.

Bir baba çocuğunun ilk ateşlenmesine, ilk aşısına, ilk adımına, ilk dişine, ilk konuşmasına şahit olmamışsa o baba mı?

Baba; arada bir kızan, çoğunlukla sarılan, hep koruyan, özlenen, anlamı yokluğunda daha iyi anlaşılan, yeri doldurulamayan koca yürekli adam, kökleri derin, gölgesi serin çınar değil mi?

Boğazım düğüm düğüm yutkundum, sesimin titremesine engel olma çabasıyla:

-Hadi git, çabuk gel, diyebildim.

 

Nefeslerle sürüp giden yaşantımız

Bir su kenarına gelir, durur

Yürünmez öyle hep, bazen susulur…. demiş ya Can Yücel

Sessizce gözlerime baktı. Çünkü sessizlik en büyük yastı. O an ikimiz de sessizdik. Anladı…

 

 

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (2)
  • Melek

    herhangi bir nedenden dolayı ki bu nedenler yine çok geçerli olmalı can güvenliği tehlikesi gibi şiddetli geçimsizlik gibi vs vs ….boşanma durumunda karı koca ayrılır anne baba değil.çocukları bir tarafa bırakıp gitmek anne baba olmanın getirdiği sorumluluklardan kaçmaktır ve bunu yapmaya hiç bir anne babanın hakkı yoktur!..sonuçta dünyaya gelmeleri eşlerin tercihi dahilinde olmuştur o zaman herkes çocuğuna karşı sorumluluğunu üstlenmek zorundadır zira çocuğun akıl ruh beden sağlığı İçin ne sadece anneye ne de sadece babaya değil ikisine birden ihtiyacı vardır.İşte tam da bu sebebten ötürü anne baba birbirlerine öfke nefret vs gibi duygular beslese de bunları evlatları İçin bir kenara bırakıp çocuğa boşanma travmalarını yaşatmamaları gerekiyor,peki nasıl yapabilirler ???haftada 2-3 kez hiçbir şey olamamış birlikte kaliteli zaman geçirebilirlerçocuğabiz boşandık mesajı vermek yerine ayrılsak da beraberiz mesajı verebilirler.çıcuk için uzman yardımı alabilirler..Travma tabi ki olacaktır olacak fakat olumsuz etkilerini en aza indirgemekte mümkündür .

  • Gülşen

    Bu yas bitmeli bu suskunluk çığlık çığlığa yürekleri yırtmalı bu çocukların bu travmaları üzerine sağlıklı bir gelecek kurulmaz


HIZLI YORUM YAP

300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.