DOLAR 16,6979 0.32%
EURO 17,5060 0.6%
ALTIN 971,98-0,09
BITCOIN 319954-4,37%
Isparta
20°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

şişli escort

bettilt giriş

FİKİRLER DE ÇÜRÜYÜP KURTLANIR MI?
23721 okunma

FİKİRLER DE ÇÜRÜYÜP KURTLANIR MI?

ABONE OL
20 Şubat 2022 23:09
FİKİRLER DE ÇÜRÜYÜP KURTLANIR MI?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Adresi, muhatabı belli ise yazı yazmak rahat bir uğraş olabilir sizin için…

Bir de hitap ettiğiniz kitle ile paralel düşünce ikliminden besleniyorsanız, beklentileri bilmenizin sağladığı avantajla muhataplarınız ile duygusal bir bağ da kurabilirsiniz.

İnsanlar genellikle duymak istediklerine dikkat kesilir. Çünkü insan zihni, konforu seven bir alandır. Ne ki size kendinizi iyi hissettiriyorsa o iyidir. Özellikle grup davranışlarında, doğruluk ya da yanlışlık önemli bir kriter değildir. Kriter, sizin hangi duygularınıza hitap ettiğidir.

Eğer hitap ettiğiniz kitle, pazar payı yüksek ve popüler mallara rağbet ediyorsa, bir iki süslü ve sihirli cümle ile “gel vatandaş gel” demeniz yeterlidir. Tüketim alışkanlıklarınız tezgahtaki ürünlere ilginizi de belirleyen bir davranıştır.
En çok neyi tüketiyorsanız ya da tüketmeniz isteniyorsa pazarda onun alıcısı da satıcısı da doğal olarak dikkat çeker. Tabi, tezgahtaki ürünle ilgili olarak da, ortalıkta bir de 40 derde deva hikayeler dolaşıyorsa ürünün dikkat çekmesi kaçınılmazdır. Bu rasyonel bir pazarlama stratejisidir.

Alışkanlıklar değişir mi? Eğer seçenekleriniz çoğalmışsa alışkanlıklarınızın değişmesi ya da çeşitlenmesi mümkün… En önemli handikabınız alışkanlığınız olan ürünle ilgili yukarıda zikrettiğim kırk derde deva hikayeler…

Eğer buna gerçekten inanıyorsanız işiniz daha zor demektir. Çünkü aldığınız ürünün vaat ettiği fayda ve mutluluk endeksi size ağız tadınızı bozmaya izin vermez. Alışkanlıklarınızı yaşamaya ve yaşatmaya devam edersiniz.

Fikirler de pazar tezgahında sergilenen ürünler gibidir. Alıcısını, muhatabını bekler. Çok satanı, az satanı, cicili, süslü püslü olanları vardır içlerinde. Ürününü bağırarak satanda, hiç bağırmaya gerek duymadan sessizce muhatabını bekleyen de görürsünüz. Popülerlik tuzağı burada da çıkar karşınıza. Alıcısı çok olan bir malın iyi olacağı zannedildiği gibi, muhatabı çok olan fikrinde iyi, doğru olacağı zannedilir. Kriteri, alıcısının çokluğu, azlığı olarak alırsanız yapacak bir şey yok. Siz de hem küfeyi hem de zihninizi doldurursunuz böyle ürünlerle.

Bir de yerli organik ürün meselesi var tabi. Herkesin tercih etmek istediği… Ama nereden bileceksiniz ki gerçekten yerli ve organik mi olduğunu? Adam yüzde yüz organik diye seni tezgaha çekiyor. Sonra bir öğreniyorsun ki, yetiştirirken kimyasal gübre kullanmış. Bir ürünün yüzde yüz yerli, organik olduğunu bilebilmeniz tohumundan, yetiştiği yerden gübresine, havasından suyuna kadar bir dizi süreçleri de bizzat bilmenizle alakalı bir durumdur. Ürünün hikayesini bizzat bilmiyorsanız kandırılma ya da yanılma ihtimaliniz yüksektir.

Düşünce dünyamızda tıpkı pazar tezgahları gibi. Her ürün gibi her fikrin de bir satanı ve alanı var. Çok satanlar, az satanlar, hormonlular, görüntüsü farklı tadı farklı olanlar…

Bu kadar fikrin, düşüncenin kapışmasından bir hakikat çıkıyor mu peki ? Çıkmıyor… Birçoğu efsunlu ve hayatın şifrelerinin ellerinde olduğu iddiasındalar… İthal olan mal ve fikirleri biliyorsunuz. Zaten satan bile ithal ürün diyor zaten.

Sorun yerliyim, organiğim diye satılanda… Acaba bu ürünlerin yetiştikleri toprakların mineral değerleri, suyuna zehir karışıp karışmadığı nasıl anlaşılacak. Ciddi bir filtreleme ve yeni durumlara karşı tedbirler alabilen donanıma sahipler mi?
Belki de yıllardır organik diye peşinden gidilen düşünceler hormonlu ya da zaman içerisinde yetiştiği toprağın veriminin düşmesine bağlı olarak kalitesi düşük…

Bu yüzden adrese teslim, yüzde yüz yerli ve milli diye arzı endam eden düşüncelerin bugüne dair nostaljik sözleri olsa da yarına dair söz ve eylemleri maalesef görünmüyor.

Mesela Mimar Sinan’ı taklit edince yerli ve milli oluyorsunuz değil mi? Peki Sinan’ı aşamayan bir geleneği yaşatmak neye hizmet ediyor?

Söyleyeyim:
Ancak etnografya olarak bir değer taşıyor ve sadece turiste hizmet ediyor.

Nereye kadar miras yediler gibi, sadece Süleymaniye’yi, Selimiye’yi gezdirip tanıtacaksınız.

Yarınlar için, geleneğinizi bu günlerden tahkim etmezseniz bir İtalyan mimara İstanbul’un tarihi yerleri gezdirilirken, İtalyan mimarın gezdiren heyete; “Siz burayı fethetmişsiniz ama daha yerleşememişsiniz” acı sözünün altında kalırsınız.

Ne koydunuz geçmişin üzerine değil mi? Kültür olarak, düşünce ve fikir olarak…

Fikirler de ölür, çürür tıpkı tezgahtaki ürünler gibi. Eğer yenilemez, korumaz, geliştirmez iseniz fikirler de kurtlanır, düşünceler de.

Aslolan adrese teslim yazı yazmak değildir. Yarın da okunacak, yarına da ışık tutacak, yarın da tüketilecek sermayeyi biriktirebilmektir geleneği yaşatmak.

Unutmayın!
Yerinde sayanlar yürüyenlerden daha çok gürültü çıkarır.

Süleyman ORHUN

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP