DOLAR 16,7832 0.34%
EURO 17,4971 -0.28%
ALTIN 974,310,49
BITCOIN 323400-0,80%
Isparta
22°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

şişli escort

bettilt giriş

GEREKLİ Mİ, GEREKSİZ Mİ?
19621 okunma

GEREKLİ Mİ, GEREKSİZ Mİ?

ABONE OL
31 Ocak 2022 17:08
GEREKLİ Mİ, GEREKSİZ Mİ?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

 

 

Gereğini yapmak… Ne büyüleyici ve baştan çıkarıcı bir cümle değil mi? Hemen insanı, kendi iç dünyasında da başka birilerinin dünyasında da gözle görülür iyi pozisyonlara, olumlu düşüncelere yöneltebilecek bir kavram. Hepimiz, bu kadar gereksizliklerin içinde gerekli olanı bulup yapma başarısını gösterebiliyoruz demek ki, ne kadar güzel. Biz o zaman bayağı seviye atlamışız kendimiz ve içinde yaşadığımız toplum açısından. Ama bana kalırsa o iş öyle değil. O iş öyle olsa toplum olarak yerimizde saymaz; kavga, şiddet, kabalık, riya, yalakalık, zorbalık, liyakatsizlik, cahillik, maddi zenginlik, mevki ve adaletsizlik baş tacı edilmez, “gerekli olan” ile “gereksiz olan” keskin sınırlarıyla ayrılıp , gereksizlik çamurunda yıkanmaya hevesli olmazdık. Bizde maalesef gerekli olan ile gereksiz olan birbirine karıştırılıp çorba yapılmış durumda. İnsanlar artık öyle bir duruma geldiler ki “gereksizlikleri” normal karşılıyor hatta “gerekli” olduğunu düşünüyorlar. Tabii ki istisnaları mevcut olmakla beraber, “gerekli olan” kavramı çoğu kişi için farklı anlamlara yolculuk edip “gereksizliklerle” yüklenebiliyor. Kısacası, insan dışına aldanıp bir bakıyor ki içeriği boşaltılmış, anlam aramaya çalışıyorsun “gerekli” bir tane anlam bulamıyorsun… Ama söylenen “gereğini yapmak” oluyor. Bunun en güzel kanıtı da toplum olarak çoğu işimizde kestirme yollara başvurarak kısa yoldan kazanç sağlama çabası değil midir? Ve sonra tabii ki gereğini yaptığımızı düşünmemiz. Buradaki kazanç illâ maddi anlamda düşünülmesin, her türlü çıkar sağlayıcı faktör “gerekliliğimiz” oluveriyor bir bakıma. Burada “gerekli olandan” ne anladığımız ve bizim için bunun ne anlam ifade ettiği önem taşımaya başlıyor. Kaldı ki gereklilik biri için son model bir araba olabilirken, bir diğer kimse için ihtiyacı olan birine yardım etmek olabiliyor. Ya da bir işi iyi bir şekilde emek vererek yapmak, başka bir açıdan da bugünün işini yarına bırakmak ve yarın yapılacağı zaman da yüzeyselliğe başvurarak yapmak anlamını taşıyabiliyor. Gerekli olanı nasıl ayırt edeceğiz peki? Gereğini yapan tarafta mıyız nasıl bileceğiz?

Yukarıda bahsettiğim gibi, bazı kavramların içi tamamıyla boşaltılıp, rastgele, gelişigüzel bir şekilde kullanılmakta. “Gerekli olanı” ayırt edebilmek istiyorsak, kavramların içine sıkıştırdığımız zihinlerimizi, kavramların dışına çıkarıp işin yapısını ve mahiyetini görebilir, düşünebilir, değerlendirebilir bir vaziyetle çevrelemeliyiz. Bu durumda, gerekli olan bize gerekliliğini fısıldayacaktır, bizden de bu gerekliliğe uygun olarak bir davranış göstermemizi bekleyecektir. Merak etmeyin şu nokta hiçbir insanda şaşmaz: Hayatı gelişi güzel yaşıyorsan, gerekliliklerin ve bu gereklilikleri yerine getirişin de gelişi güzel olacaktır. Yani bir insanın iş yapışından, sözlerinden, hayat tarzından; gerekliliklerinin neler olabileceğini, bunları neyle beslediğini ve neye ne kadar önem verip değerli hâle getirdiğini anlayabiliriz. Tabii ki bunu başkalarından beklemeden, kendi kendimiz için yapmalıyız. Kendimizi tanıma, görme ve hayattaki beklentilerimizin ne olduğu, nasıl şekillendiğiyle alâkalı bir öz değerlendirme içerisinde olmalıyız. Bizim için “gerekli olan” nedir? Bu soruyu kendimize sormalı ve cevabı dürüstçe vermeliyiz. Hayatın bizden beklentilerine uygun mu yaşıyoruz, yoksa biz mi hayattan bir şeyler bekleyip kendisine gerekliliklerimizi (hatta gerekli olmayan) sıralıyoruz? Bu dünyaya gereksiz gerekliliklerimizi temin etmeye ya da gereğini yapıyormuş gibi gösterip günü kurtarmaya mı geldik?

Farkındayım, çok fazla “gereklilik” sözcüğünü kullandım ve bunu bilinçli bir şekilde yaptım. Çünkü, bir şeyi ne kadar sık tekrar edersen o işin, kavramın, sözün, eylemin sendeki yerleşimi ve anlamının içinde bir yerlerde ikamet etmesi kolaylaşacaktır. Ayrıca, dikkati çekmek de olası olacaktır. Tabii bu söylediğim, hassas kişiler ve hayatın kendisinden beklentilerini umursayanlar için geçerli; yoksa sık tekrarın bazılarındaki yan etkisi, o kavramın içinin boşaltılması için bir fırsat olabiliyor ve bu tekrar edilen kavram kulakların duymasının gerekmediği bir gerekliliğe, yapıya bürünebiliyor. Aman dikkat o zaman.

Ne diyelim, gerekliliklerimizi doğru tahlil edip onları bir poşetin içerisine sıkıştırıp atmaya çalışmadığımız, gereksizlikleri de baş tacı etmediğimiz günler diliyorum toplum olarak. Bir de şunu düşünelim istiyorum: Bir şeyin başarısı onun ne kadar okunup, izlenip beğenildiğiyle mi alâkalıdır yoksa bizlere ve hayata ne kattığıyla mı? Allah aşkına bizim başarı ölçütümüz nedir sevgili dostlarım? Ben diyorum ki bu soruların her birine “gereklilik” ve “gereksizliğe” bakış açınıza göre cevap verebilirsiniz ancak. Lütfen düşünelim, toplum olarak düşünmeye ihtiyacımız var, bize dayatılanları ezberleyip kabul etmeye değil. Umarım anlatmaya çalışmak istediğimi anlatabilmişimdir…

Sevgiyle…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP