DOLAR 16,7832 0.34%
EURO 17,4971 -0.28%
ALTIN 974,310,49
BITCOIN 323217-1,00%
Isparta
22°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

şişli escort

bettilt giriş

GERİ DÖNÜŞÜM TEK ÇARE Mİ?
6521 okunma

GERİ DÖNÜŞÜM TEK ÇARE Mİ?

ABONE OL
26 Ocak 2022 20:37
GERİ DÖNÜŞÜM TEK ÇARE Mİ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhabalar…

Yazımın başlığından da anlayabileceğiniz üzere konumuz hayati derecede önem arz eden ve günümüzde tek başına yeterli olmayabilecek belki ama, başka şeylerle de desteklendiğinde çok anlamlar ifade edebilecek ve dünya için değerli kazanımlar sunabilecek bir kavram.

Herhangi bir oluşumun yeniden, başka amaçlara uygun bir şekilde üretilmesi, değiştirilmesi ve değerlendirilmesi sürecidir, geri dönüşüm. Değinmek istediğim ve önem arz ettiğim, hayatımın sadece tüketicilikten ibaret olmadığını, tükettiğimin tekrar üretilmesi gerektiğini bana ısrarla hatırlatan ve hayat için bir şeyler yapabileceğimi gösteren ve vazgeçilmezim haline dönüşen ve beni de dönüştüren, yeşerten, işlevselleştiren, yani işe yarar hâle getiren, hayatın kurtuluş biletlerinden bir tanesidir kendisi. Başka bir anlamda, bir nebze de olsun hayatı rahatlatmak amacıyla kaleme almaya çalışacağım bir konudur, geri dönüşüm.

“Hayatı bir nebze de olsun rahatlatmak” dedim yukarıda. Ne demek istedim? Hayat maalesef ki bizim ona her gün, her saat, her dakika, her saniye yüklediğimiz yüklerle ağırlaşmakta, donmakta, yanmakta, çürümekte, kokuşmakta, zehirlenmekte… Öyle başıboş düşünce ve davranışlar içerisindeyiz ki uyarıları göz ardı ediyoruz ve bilim insanlarından da çok daha iyi biliyoruz her şeyi. Daha vahimi, bazımız da “bilmek” istemiyoruz. Sanki bilmediğimizde orada olan şey yok oluyor, vuku bulmuyor. Burada aslında sorumluluk almak istemiyoruz desek daha doğru olur. Çünkü o her neyse onu bildiğimizde üzerimize düşenler vicdanımız tarafından hatırlatılıyor. Yapmamız, elimizi taşın altına koymamız gerekiyor bu durumda. Çoğu insan bu kafada emin olun. Ayrıca bilse bile başka bahaneleri devreye sokmaya başlıyor, alelacele. Örneğin, “evde kompost yapmaya benim imkânım yok” diyor ya da “bilim insanları yalan söylüyor, dünya bizim bildiğimiz dünyamız,” diyor. Bir başka biri de “böyle gelmiş böyle gider, düzelmez, ben tek başıma ne yapabilirim,” diyor. Evet, kimse tek başına her şeyi yapamaz, ancak tek başına bir şeyi canı gönülden, çok iyi yapabilirsin. Ve o her tek başına yapılanların birleşiminden dünya daha yaşanılası bir yere dönüşmez mi, daha da rahatlamaz mı? En başta tüketiyorsan, sorumlusun demektir. Örneğin, bir paket cipsi alıp da kendi evrenimize(vücudumuza) zarar verdiğimiz yetmiyormuş gibi, paketini de çöpe atıyoruz ve içinde yaşadığımız yuvamıza(dünyamıza) zarar veriyoruz. Bu örnekler çoğaltılabilir ve bu yazı uzar gider. Burada belki de ihtiyacımız olanı düşünüp ona uygun tercihlerde bulunmak ve kendimizi ihtiyaçlarımız dahilinde tüketime alıştırmak dünyayı da kendimizi de büyük bir yükten kurtaracaktır. O cipsi almasak daha iyi de hadi almışsak paketini geri dönüşüme verebiliriz.

Aslında geri dönüşümden önce “gereksiz olanı tüketmemek” gelmeli bizim için. Oh ne güzel geri dönüştürüyoruz madem her şeyi alalım diyemeyiz. Geri dönüşüm ikincil aşamada hayat kurtarıcımız olmalı. Ama tabii ki yüzde yüz hayat kurtarıcımız değil bunu unutmayalım. Çünkü öyle gereçler var ki geri dönüştürülemiyor maalesef. Ve bunu bile bile hâlâ üretilmeye devam ediliyor, tabii biz de tüketmeye devam ediyoruz. Bir örnek vermek gerekirse, tek kullanımlık karton bardaklar geri dönüştürülemez. Aslında birçok tek kullanımlık ürün geri dönüştürülemiyor. Yapmamız gereken başka alternatiflere, doğaya ve sağlığımıza dost materyallere yönelmek ve o materyalleri üretip kullanmaktır. Bu anlamda geri dönüşüm ikinci aşamada kalmalıdır.

Şimdi sıkı durun yukarıdaki boyuttan sizi daha başka bir boyuta götüreceğim. Şöyle ki çoğu insanımız tarafından maalesef geri dönüşüm kutularının ne anlama geldiği hâlâ bilinmemekte. Benim gözlemlediğim, bu kutulara vasfına uymayan içerikler atıldığıdır. Plastik geri dönüşüm kutusunda kağıt, cam geri dönüşüm kutusunda plastik ya da tam tersi bir şekilde içeriklerin kutunun ismine uygun olmayan malzemelerle doldurulması ve geri dönüşümle ilgilenen kişilerin tek tek bunları ayırmakla uğraşmaları, zaman ve enerji kaybı ve sonunda bezdirilmeleri. İlk önce belki de belediyelerden talep edilmesi gereken şey, halkı bilinçlendirme çalışmalarıdır. Kutuyu yerleştirirsiniz, ama inanın insanların çoğu o geri dönüşüm kutularını çöp zannediyor. Kimse ne işe yaradığından haberdar değil. Plastiğin plastik, camın cam, metalin metal, kağıdın kağıt vb. geri dönüşüm kutularına bırakılması gerektiğini bilmiyor. Zaten çöp konteynarlarının da mahallelerde dolup taşması, haberdar olunmadığının ve hatta insanların sadece tüketime ağırlık verdiklerinin kanıtı değil midir? Kullanmıyorsak, işimize, bize yaramıyorsa çöpe atılması gerektiğini düşünüyoruz. Halbuki plastik kapları çöpe atana kadar onları yeniden kullanabiliriz ya da çöpe attığımız bir şey tamir edilebiliyorsa tamir edebiliriz. Sebze, meyve vb. mutfak atıklarından kompost yapabilir veya yapamıyorsak yaşadığımız ilçe belediyelerinin organik atık dönüştürme merkezleri olup olmadığını araştırabiliriz. Niye çöpe atalım ki, bakın özellikle mutfak atıklarımızı. Kompost yapmak da zor bir şey değil, internette bunun için sayısız bilgi var. Size, yaşam tarzınıza hangisi uygunsa onu seçebilirsiniz. Kompost, toprağı canlandıran ve besleyen bir uygulama. Doğal gübre diyebiliriz bir anlamda. Atıklarımızı işe yarar bir hale getirmek dururken, neden çöpe atalım? Tarımda kimyasal gübreleri kullanana kadar neden kompost toprağından faydalanmayalım? Bakın bir düşünün.

Arkadaşlar şunu söylemek lâzım: tüketiyorsak, yeniden üretmek zorundayız. “Çöpe atalım, aman ne olursa olsun” bilincinden artık sıyrılıp uzaklaşmalıyız. Toprağımıza, suyumuza, havamıza sahip çıkmalıyız. Çöpe atılan her ne varsa, bizi zehirliyor, yaşamı tüketiyor fark etmeliyiz. Ama kompost yaparak, ama diğer materyalleri geri dönüştürerek, ama belediyelerin atık merkezlerini araştırıp onlardan yararlanarak, çaba içinde olarak hayatı savunmalıyız. Ama en başta gereksiz olanı tüketmeyerek hayatı korumalıyız. Biz keyfi tüketmediğimizde, göreceksiniz ki elimizde, ömrümüzde, yaşamdaki yükler birer birer azalmış, rahatlamış, hafiflemiş, toparlanmış. İstemez misiniz gerçek anlamda hayata bir katkınız olsun? İşte buyurun, ilk önce kendimizi düzeltelim, tükettiklerimize dikkat edelim. Bırakalım yaşam rahatça nefes alsın, bırakalım hayat yeşersin, zehir temizlensin, bırakalım tüm canlılar huzurla ve sağlıkla yaşasın, bırakalım… Ama asla yaşamı bırakmayalım…

 

Sevgiyle…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP