DOLAR 13,71940.4%
EURO 15,56840.18%
ALTIN 786,210,93
BITCOIN 725822-6,39%
Isparta

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Gülümüzü Koparanın ; Dalını Kesemedik !!!
115 okunma

Gülümüzü Koparanın ; Dalını Kesemedik !!!

Mehmet Yılmaz İmamoğlu

ABONE OL
20 Ekim 2021 10:11
Gülümüzü Koparanın ; Dalını Kesemedik !!!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Sevgili dostlar …

Bugün sizlere, milletin gönlünde taht kurmuş çok önemli bir şahsiyetten ve dava insanından bahsedeceğim.

– Memleket ve millet sevdasına adanmış, çile ve zulümle harmanlanmış bir ömür…

– Yusuf talihli, Hamza yürekli, dürüst, namuslu, liyakatli ve de satın alınamayan sarsılmaz bir irade…

– Bir o kadar da cesur, gözü kara, yiğit ve yağız bir Anadolu delikanlısı…

– Nizam-ı Alem için İlayı Kelimetullah davasının yılmaz şahsiyeti…

– İmanın, inancın ve teslimiyetin vücut bulmuş hali…

– Zulme, haksızlığa ve zalime karşı mazlumun yanında saf tutmuş bir mücadele adamı…

“Bir kar tanesi olsaydım Mekke’ye düşmek isterdim” diyen bir Allah ve Peygamber sevdalısı…

– Mamak zindanlarında çile ve zulme iman ile tebessüm etmiş bir gönül eri…

Zatı hususunda yüzlerce hatta binlerce şatafatlı cümle kurulabilirim.

Lâkin…

O’nu hangi cümleyle anlatırsam anlatayım, hep yarım ve yetersiz kalır inancındayım. Tatmin etmez beni. Zaten tatmin olmak da istemiyorum. Belki de tatmin olamamam beni daha da mutlu ediyordur kim bilir…

" alt="">

Evet…

Hepiniz anımsadınız, hepiniz hatırladınız. Sağcısı ile Solcusu ile, her ırktan, her mezhepten bu bayrağın altında yaşayan herkesin; ama kimilerinin hatırlayıp da kendinden utandığı, kimilerinin aklına her geldiğinde yüreğinde inanılmaz sızılar hissettiği, kimilerininse sürekli şahsı üzerinden prim elde ettiği yüce bir şehit :

MUHSİN BAŞKAN !

– Keş dağlarında pusuya düşürülerek kahpe bir suikastle şehit edilen, Allah’ın Muhsin ve mü’min kulu…

“Firavun’a karşı olmak yetmez, Musa’nın da yanında durmak gerekir” diyen adam…

O bizim Muhsin başkanımızdı. Muhsin reisimizdi. Şimdiki dümenden dava adamlarını görünce, açıkçası yeni yeni anladık ne kadar büyük bir değeri kaybettiğimizi…

Öyle zamanlar oldu ki …
“Ulan bir Muhsin başkanı koruyup kollayamadık” diye kendimize çok sitem edip kızdığımızda oldu. Koruyup kollamaktan vazgeçtik; faillerini bulamamış olmanın bize vermiş olduğu vicdani rahatsızlık ve huzursuzlukta cabası…

Faillerinin ellerini kollarını sallayarak gezmelerinden ben utanıyorum da; O’nun kimliği üzerinden kendilerine siyasi veya maddi rant devşiren şahsiyetsizler nasıl utanmıyorlar anlamış değilim…

Şöyle avazım çıktığı kadar bağırmak isterdim yüzlerine karşı…
“Yahu ne ara bu kadar nankörleştiniz. Hangi dünyalıklara şahsiyetlerinizi sattınız. Vay vefasızlar, vay utanmazlar, vay arlanmazlar” diye…

Aslında…
Bir bakıma da suçluyuz. Millet olarak doğru insanları hep yalnız bıraktık. Varlıklarında kıymetlerini bilmedik. Çok dürüstsün, çok namuslusun dedik ama sahip çıkmadık, çıkamadık. Yokluklarında da her zaman yaptığımız gibi ne büyük insanlarmış naraları atıp tuttuk.

Ne hazindir…

Bu değerleri bizden koparanlara karşı tepki olsun diye bir çay bardağı bile kırmadık, kıramadık… Maalesef “Gülümüzü koparanın, dalını budağını kıramadık.”

Bilemiyorum, belki de gücümüz yoktu kırmaya…

Devam edelim bu koca yürekli adamı
anlatmaya…

Bir konuşmasında,

” Ben dava için adamışım kendimi,
Bir doğrunun imanı bin eğriyi düzeltir!
Zulüm Azrail olsa da hep Hakkı tutacağım,
Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir!”
-diye çınlatmıştı meydanı…

Ne güzel söylemiş değil mi?

Şu cümlenin zarafetine, asaletine bakar mısınız?
Bu nasıl bir teslimiyet, bu nasıl bir imandır aman Yarabbim !

Kendisine teklif edilen mevki ve makamları elinin tersiyle iten, safını ve tarafını her daim milletinden yana koyan, milletiyle beraber yağma düzenini değiştirmek için küresel güçlere ve onların içerdeki uzantılarına karşı korkusuzca başkaldıran mangal yürekli, bir o kadar da cesur, tehditlere aldırış etmeyen, emsali az bulunan, bayrak ve vatan uğruna canını hiçe sayıp kendini feda eden koca bir Alperen… Hem de ne Alperen…

“Zalime Alp, mazluma Eren!”

Yine bir konuşmasında,

“Ben siyaseti milletimiz ve milletimizin değerleri için yapıyorum…
Ölüm bir saniyeliktir.
Onun da ne zaman, nerede geleceği belli değil…
Bakın yoldan geldik, yola gidiyoruz…
Bir saniyesine bile hakim olamadığımız, hükmedemediğimiz bir hayat için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yok!
Ben fırıldaklık istemem !
Dik duracağız, düz yürüyeceğiz, doğru konuşacağız” demişti.

Muhsin başkan dediği gibi dik yürüdü, düz yaşadı ve doğru konuştu. Ben buna bütün kalbimle ve imanımla canı gönülden şahitlik ederim.

Muhsin başkanın beni iliklerime kadar silkeleyen ve ruhumu titreten bir konuşması daha var ki sanki feda olacağını biliyormuşçasına şu tarihi sözler ağzından dökülüyordu:

“Eğer vatanım bölünecekse, eğer milletim parçalanacaksa, eğer son Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti devleti yıkılacaksa, eğer bayrağım düşecekse, eğer bu yurdun üstünde ezan sesleri susacaksa, ne partisi ne pırtısı ne canım; hepsi feda olsun!
Eğer ben yapmam gereken bir şey ile karşı karşıyayım da siyasi hesap yapıyorsam,
Eğer ben yapmam gereken bir şey var da şahsi ikbalimi düşünüyorsam,
Eğer ben yapmam gereken bir şey var da canımın hesabını yapıyorsam,

Allah beni kahretsin!”

Düşünün hele, bunu diyebilecek kaç yürekli insanımız vardır.
Zor efendim zor…
Cesaret ister, bilek ister, yürek ister, teslimiyet ister, iman ister, ister de ister…
Kaçımızda var ki?

O, kendini feda ederek kazanan taraftı lâkin biz O’na sahip çıkmayarak kaybeden taraftık.

Şahsım adına O’nunla yol yürüme şerefine nail olduğumdan dolayı Allah’a ne kadar şükretsem azdır.

O’nu anlatmak yok, O’nu anlatmaya çalışmak var!

Muhsin başkan gibi bir yiğidi Anadolu kıtası büyüklüğündeki musalla taşının başından vatanına ve milletine veda ettiren yüce Allah’a hamdü senalar olsun…

Zaten…
Şairin ifadesiyle “Muhsin başkana han köşesinde ölmek yakışmazdı”
Bu büyüklükteki dava insanına dağlar başında şehit düşmek ve milyonlarca insanın gözyaşlarıyla uğurlanmak yakışırdı.

Bu yazı, “Neyi kaybettiğini hatırla” diyen bir yazı… Siyasi mülahazaların hem içinde hem de büsbütün dışında bir yerde yazdım ben bunları… Hep birlikte hatırlayalım diye… Neyi kaybettiğimizi…

Yazımı sonlandırırken “Katillerini bulmak bizim namus borcumuzdur” diyen siyasilere seslenmeden edemeyeceğim:

En kıymetlimizi elimizden alan alçakları bulmak hükümet erki ve devletin namus borcudur !

Karlar altında bırakılan Muhsin YAZICIOĞLU değil; devletin ta kendisidir!

Ya Muhsin-i tavır takınır bu suikastı çözersiniz yada bizim gözümüzde Yezit olarak siyasetinize devam edersiniz!

Mamak zindanlarından Keş dağlarına, çile ve zulümle geçen ömrün ruhuna,
Cihat meydanlarında pusuya düşürülen yiğitlere bin selâm…

Mekânlarınız Cennet-i Alâ olsun.
Rahmet, minnet ve özlemle…

Selam ve dua ile…

Mehmet Yılmaz İmamoğlu

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.