Haber Detayı
20 Kasım 2020 - Cuma 17:29
 
Gerekirse bazı acı ilaçları içmemiz gerektiğinin farkındayız
Merkez Bankası'nın dünkü 475 baz puanlık faiz artırımı kararını değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerekirse bazı acı ilaçları içmemiz gerektiğinin farkındayız. Türkiye'yi faiz, enflasyon, kur sarmalından çıkarmamız şarttır. Aksi halde sürekli bu tartışmayı yaşamak, bu bedelleri ödemek mecburiyetinde kalacağız" dedi.
EKONOMİ Haberi
Gerekirse bazı acı ilaçları içmemiz gerektiğinin farkındayız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen 18. MÜSİAD EXPO Fuarı'nda konuştu.

Koronavirüs salgını sebebiyle fuarın ve fuar kapsamında yapılan etkinliklerin bir kısmının fiziki, bir kısmının da çevrim içi olarak gerçekleştirileceğini söyleyen Erdoğan, "Ülke olarak hem milletimizin sağlığını korumaya hem de üretimin ve istihdamın aksamadan yürümesini temin etmeye çalışıyoruz. Bu ikisini birlikte başarıp salgın sürecinden güçlenerek çıkabileceğimize inanıyorum. Böyle zor bir dönemde böyle büyük bir organizasyonun yapılmasının ve bizzat iştirak etmemizin sebebi işte budur" ifadelerini kullandı.


​Erdoğan, bugün atılacak tohumların yarın vereceği meyveleri toplayabilmek için eldeki tüm imkanların kullanılması gereken bir dönemden geçildiğini vurgulayarak, şartları en doğru şekilde değerlendirerek bu süreci fırsata dönüştürmekte kararlı olduklarını belirtti.


Salgınla mücadele konusunda gereken her şeyin zaten yapıldığını, bilim insanlarının tavsiyeleri doğrultusunda atılması gereken adımların da atıldığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:


"Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin dahi çaresiz kaldığı salgınla mücadele çalışmalarında Türkiye pozitif yönde ayrışarak altyapısının gücünü ortaya koymuştur. Salgının 2. dalgasının tüm dünyayı kasıp kavurduğu bir dönemde de nispeten daha iyi bir görünüme sahibiz. Ekonomi tarafında da her kesime yönelik desteklerle salgının yol açtığı sıkıntıları azaltmaya, paylaşmaya çalışıyoruz.
Devlet olarak tüm imkanları seferber ederek üretimi, ihracatı, ticareti, istihdamı ayakta tutuyoruz. Bu anlayışla iş dünyamızdan esnaflarımıza, işçilerimizden yardıma muhtaç vatandaşlarımıza kadar her kesime el uzattık, kaynak aktardır. MÜSİAD'ın da kurduğu Karz-ı Hasen fonu vasıtasıyla kendi üyeleri arasında benzer dayanışma mekanizmaları oluşturmasından memnuniyet duydum. Hem salgının yol açtığı sorunları hem ekonomimizin karşı kaşıya bulunduğu sıkıntıları 83 milyon hep birlikte ortaya koyacağımız iş birliği ve dayanışma ile aşarak hedeflerimize ulaşabiliriz."


Erdoğan, bunun için herkese görevler düştüğünü, yapılması gereken fedakarlıklar olduğunu vurgulayarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası ve diğer kamu kurumları ile özel sektörün bundan sonra daha güçlü şekilde birlikte çalışacağını söyledi.


Hem ekonomi politikalarını tahkim edecek hem demokrasinin ve özgürlüklerin çıtasını yükseltecek hem milletin günlük hayatında rahatlamaya yol açacak hazırlıklar içinde olduklarını dile getiren Erdoğan, geçen 18 yıl boyuncu ülkede yapılan her reformun, gerçekleştirilen her değişimin, elde edilen her başarının altında imzaları bulunduğunu anlattı.


Erdoğan, anayasanın demokrat ve özgürlükçü bir anlayışla defalarca değiştirildiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Tümüyle yeni bir anayasa yapmak için kolları sıvadık. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi'nin oyunbozanlığı sebebiyle neticeye ulaşamadık. Bizimle birlikte yeni bir anayasa hazırlamaktan kaçanların, daha sonra karanlık mahfillerde başka gayretler içerisine girdikleri ortaya çıktı. Böylece bizim başlattığımız yeni anayasa çalışmasının niçin akamete uğradığı da aleniyet kazandı. Bunun yanında temel kanunların tamamını yenileyerek adalet sistemimizin altyapısını ve insan kaynağını güçlendirerek ülkemizde hukuka erişimi kolaylaştırdık. Hak ve özgürlük alanlarını olabildiği kadar genişleterek milli birlik ve beraberliğimizi tahkim ettik. Ekonomi alanında da pek çok reformu hayata geçirerek ülkemizin makro ekonomik görünümünü çok ilerilere taşıdık. Velhasıl biz reformlara hiç ara vermedik. Değişim iradesini hiç elden bırakmadık."


Son 2 yılda hukukta ve ekonomide gerçekleştirdikleri iki büyük atılımı örnek vermek istediğini söyleyen Erdoğan, milletin hukuka ve adalete olan güvenini kökleştirmek amacıyla kapsamlı bir Yargı Reformu Strateji Belgesi hazırladıklarını, bu doğrultuda Meclis'in üç ayrı reform paketini hayata geçirdiğini dile getirdi.


Erdoğan, ekonomide ise yaptıkları kapsamlı düzenlemelerle ülkenin İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nde 27 sıra birden yükselerek 190 ülke arasında 33. sıraya çıkmasını sağladıklarını, şimdi de yeni reformlar, yeni atılımlar için hazırlıklar yaptıklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Ekonomide ve demokraside ülkemizi yeni bir yükseliş dönemine sokmakta kararlıyız. Yeni yargı paketleriyle ilgili hazırlıklar sürüyor. Bunları da en kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz. Ön çalışmaları tamamlanan İnsan Hakları Eylem Planı'nı da iş dünyası ve azınlıklar dahil çok daha bir istişareyle neticelendirip hayata geçireceğiz. Milletimizin geleceğine güvenle bakabilmesi için bugün almamız gereken tedbirler neyse onları hayata geçirmekten kaçınmıyoruz. Gerekirse şu aşamada bazı acı ilaçları içmemiz gerektiğinin de farkındayız. Dün yapılan faiz artırımı kararını bu çerçevede değerlendiriyorum. Asıl hedefimiz enflasyonu en kısa sürede önce tek haneli rakamlara, ardından orta vadeli hedeflerimizdeki seviyeye düşürerek faizlerin de buna uygun şekilde aşağı inmesini temin etmektir. Bunu başardığımızda kurun da istikrara kavuşacağını düşünüyorum. Türkiye'yi faiz, enflasyon, kur sarmalından çıkarmamız şarttır. Aksi halde sürekli bu tartışmayı yaşamak, bu bedelleri ödemek mecburiyetinde kalacağız. Her zaman söylüyorum, bugün burada yine söylüyorum. Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bunu böyle bilelim. Enflasyon sebep değildir. Faiz netice değildir. Kendimizi aldatırız ve faiz her şeyden önce bir defa paradan para kazanmak suretiyle insanları sömürmektedir."


Erdoğan, yeni ekonomi yönetimiyle birlikte tüm mesai ve dikkatlerini bu konuya vererek, ülkeyi bu kronik sancıdan kurtaracaklarını söyledi. 


Hedeflerine ulaşmak için iş dünyasından ve vatandaşlardan somut destek taleplerinin olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Her şeyden önce yurt dışındaki tasarruflarımızı mutlaka ülkemize getirmeliyiz. İşte şu anda Varlık Barışı'yla ilgili adımı attık ve Varlık Barışı konusunda da gerek yurt dışı gerek yurt içindeki yastık altı neyimiz varsa bunları kesinlikle herhangi bir sorguya tabii olmadan kayıt altına almamız inanıyorum ki ülkemiz için de ve bütün girişimcilerimiz, yatırımcılarımız için de yeni bir ufuk sağlayacaktır. Derdimiz ne? Derdimiz şu, paran mı var, yatırım. Paran mı var, istihdam. Paran mı var, üretim. Paran mı var, üretimle birlikte ihracat ve bu dörtlü mekanizmayı çalıştırdığımız zaman inanıyorum ki hep birlikte ayağa kalkacağız. Yerli ve uluslararası girişimcileri harekete geçirerek, üretim ve istihdamda kalıcı sonuçlar doğuracak yatırımların hızlanmasını temin edeceğiz. Milletimizin ve yatırımcıların milli paramız olan Türk lirasına güvenlerini artırarak, mevduatlardaki döviz ağırlığının azalmasını sağlamalıyız. Nitelikli istihdam oluşturan, enflasyona ve cari açığa yol açmayan yurt içi tasarruflardan ve yurt dışı yatırımcılardan gelen kaynaklarla finanse edilen bir büyümenin peşindeyiz. Adımlarımızı güvenin ve istikrarın bu sürecin kilit taşı olduğunun bilinciyle atıyoruz. Türkiye'ye güvenen herkesin kazanacağı bir yatırım iklimi oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan her türlü adımı atacak, iş ve yatırım ortamını beklenen seviyeye çıkartacağız. Bu kapsamda özellikle üretim ve ihracatın ana aktörleri olan kuruluşlarımıza çok önemli görevler düşüyor."


"Ülkemiz, milletimiz, iş dünyamız için hayırda yarışma anlayışından ayrılmadan, güçlerimizi ve imkanlarımızı birleştirerek daha büyük başarılar elde edeceğimizi unutmamalıyız" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer bir ülkede MÜSİAD Temsilciliği açılmış ve bizim oradaki ihracatımız 3'e, 5'e, 10'a katlanmamışsa ortada bir sorun var demektir. Eğer bir yerde bizim ticaret temsilciliğimiz faaliyete geçmiş ve bizim oradaki ihracatımız katlanarak artmamışsa ortada bir eksik var demektir. DEİK bünyesinde yer alan iş konseyleri, odaklandıkları alanlarda ve ikili anlaşmalar yaptıkları ülkelerde ihracatımızı katbekat yükseltemiyorlarsa orada durup bir düşünmemiz gerekiyor demektir. Bu manzara bize üretim ve ihracat merkezli kurumlarımızın güçlerini birleştirmeye, daha yakın çalışmaya, birbirlerini desteklemeye ihtiyaçları olduğu mesajını veriyor. İnşallah yeni dönemde bu konuda hepimizi mutlu edecek, herkese kazandıracak, iş birliğine dayalı bir çalışma yöntemini beraberce tesis edeceğiz."


Salgın döneminde iş dünyasının çalışma biçimi ve alışkanlıklarında da ciddi değişiklikler ortaya çıktığına değinen Erdoğan, birçok etkinliğin artık online platformlar aracılığıyla yapılabildiğinin altını çizdi. 

Salgının sona ermesinden sonra da vakit ve maliyet avantajları olan bu yöntemin yaygın şekilde kullanılmaya devam edileceğini vurgulayan Erdoğan, "Burada çok önemli bir sorunun çözülmesi gerekiyor. Bu sorun yüz yüze gelmeyen, fiziki inceleme ve kontrol yapamayan alıcı ile satıcı arasındaki güven ilişkisinin nasıl tesis edileceğidir. İşte bu noktada DEİK ve MÜSİAD gibi kuruluşlarımıza çok büyük görevler düşüyor. Bu kurumlarımız oluşturacakları güven verici bilgilendirme mekanizmalarıyla alıcı-satıcı arasındaki fiziki temas eksiğini kapatabilirler. Şayet bunu sizler yapmazsanız dışarıdan birileri benzer mekanizmaları kurar, sizler de bedelini ödeyerek o hizmeti almak zorunda kalırsınız" ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni dönemin fırsatlarını değerlendirebilmek için üretim ve ihracat merkezli kuruluşların yapılarını, standartlarını ve kanallarını hızla gözden geçirerek ihtiyaca cevap verecek hale getirmelerinin de şart olduğunu vurguladı.


Türkiye'nin gücüne, potansiyeline, geleceğine inanan herkesle birlikte bu yolda yürümeye hazır olduklarını dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Küresel ekonomide yaşanan değişimi lehimize çevirebilecek her adıma destek vereceğiz. Yatırım, üretim, ihracat, istihdam için harekete geçen herkesin yanında yer aldık, almayı sürdüreceğiz. Mevcut imkanları daha üst seviyede kullanarak yeni yatırımlarla üretim ve ihracat kapasitemizi artırarak tasarımından imalatına kadar her aşamasında yüksek teknolojiye geçişi sağlayarak, inşallah bu süreci başarıya ulaştıracağız. Ülkemizin 81 vilayetinin her biri bu seferberlikte yer almak için can atmaktadır. İş dünyamızın bu potansiyeli kullanacak birikime, ferasete, kabiliyete ve azme sahip olduğuna inanıyorum. Sizlerin huzurunda bir kez daha Türkiye'nin büyümesi, güçlenmesi, kalkınması için taş üstüne taş koyan herkesten Allah razı olsun diyorum. MÜSİAD'a milletimizin bu potansiyelini harekete geçiren iş insanlarımızı bir araya getirdiği ve giderek büyüyen organizasyonuyla desteklediği için teşekkür ediyorum."

Kaynak: (AA) - Anadolu Ajansı Editör: Mehmet Uygar KELEŞ
Yorumlar
Haber Yazılımı