Haber Detayı
31 Mayıs 2021 - Pazartesi 16:22
 
GERGİNLİK
KÖŞE YAZILARI Haberi
GERGİNLİK

 

           Gergin bir toplum olduğumuz hakikatinde konuşmamız gereken hususlar var. Gerginliklerin konuşmaya engel hal almasına da ramak kaldığına kaniyim. Suskunlukların sadece içe kapanma şeklinde değil de dişlerin sıkıldığı, yumrukların sertleştiği bir döneme doğru tepeden aşağı yuvarlanıyoruz tespiti de yabana atılmamalı.

           İşin belki de en sıkıntılı tarafı yumruk sıkanların, diş gıcırdatanların vakit vuku bulunca birbirine girmesi değil. Ne olur ki yumruklaşıp küfürleşseler: 1-2 damla kan ve biraz incinmiş gurur. Asıl aşılması zor olan yumruklaşamayacak kadar uzaklaşmak, el altından iş çevirerek saf dışı bırakmak ve çelme takarak uçurumdan yuvarlama çalışması. Dönülmez akşam ufukları yani…

           Maalesef bir diğer kargaşa da kimin ne kadar ayrışıp, bunun sonucunda ne elde edeceğinin bilinmemesi zannederim. Kazanan mı mağlup, mağlup ne kazanabilir ki durumu tablo gibi önümüzde…

          Meselenin vuzuha kavuşmasında en iyi sonuç verenini biz de ıskalamayalım deneyelim bakalım, örnekleyelim:

  • Kadıköy’de başörtülü sakallının kargaşa halinde linç edilme ihtimali mi daha yüksek Üsküdar’da mini etekli kulağı küpelinin mi?

  • Birine hakaret ederken Ermeni tohumu desek olur da vazgeçmeyi göze aldığımıza da tohumuna para mı verdim salla gitsin demekten kendimizi alamayız.

  • En iyi lahmacunu Urfa mı Gaziantep mi yapar derken birisinin sarımsaklı-sebzeli olduğunu da düşünmeyiz pek. İkisi de iyi olmuş olabilir yani.

          Elbette başka öneriler de gelebilir akla ziyan. Ne kadar fütursuzluk varsa içerisinde muhafaza edilen. Maksat gerginliğe hizmet olsun:

  • Sağcılarla solcuların metrosunu ayırsak mesela

  • Doğulular ile Batılılar aynı Kapalıçarşı’ya giremeseler

  • Plajlardan geliri az olanlar az yararlansa

  • Okumak da sadece babası üniversite mezunu olanlara açık olsa, yüksekokul bitirmiş ön lisans mezunu ise referans getirmesi istense

  • Kepekli ekmek yiyenlerle beyaz ekmek tüketenler aynı vergiyi ödemeseler,

  • Fenerliler Kadıköy, Beşiktaşlılar çarşı, Galatasaraylılar Mecidiyeköy dışına pasaportla çıksalar,

  • Köylüler şapka takmazsa DGM de yargılansa idamları Mamak’ta infaz edilse

  • Ülkede yaşayanların etnik yapısı kimliğinde yazılsa da resmi kurumlarda sıranın nasıl yapılacağı açıklığa çıksa

Nasıl olur?

              Aslında bu tartışma kadim bir geleneğin ürünü belki de! Turşunun sirkeli mi limonlu mu olacağına karar verebildik mi! Ya Menemen soğanlı mı soğansız mı olur?

              Ya da taraf olup olmayacağımıza da Ankara valisi Nevzat Tandoğan’ı çağırsak da o karar verse mesela. Malum memlekete komünizm lazımsa da devlet getirir, ne hacet nümayişe…

             Başarının sırrı rakibinin başarısızlığı ile doğru orantılı ise kasabada diğer doktorun yazdığı “Amoklavin 1 gr” yerine “Augmentin 1000mg” (etken maddesi aynı ilaç, sadece firma farklı) yazıp bu ne biçim ilaç arkadaş diye homurdanmak esnaflığın şerefinden kabul edilmeli.

             İpin iki ucunda kim var acaba Haklı- haksızdan ziyade bizden olan sizden olan kuru cihangirliği bir yerlere sığdırmaya çalışmaktan vaz geçer miyiz acep?

             Hazinesi bol olandan isterken yukarı köye istediklerimizi aşağı köyden esirge yatabilir demediğiniz kaldı bir tek.

              Bölmek kolay, bütünlemek zor. Kırmak kolay, yapıştırmak zor. Tüketmek kolay, üretmek zor. Kirletmek kolay, temizlemek zor..

             Yitirmeden kıymet bilinecek değerlerimizi bozuk para gibi harcamadan derlenmeli, toparlanmalıdır.

Kaynak: Editör: Aybüke TAŞ
Yorumlar
Haber Yazılımı