Haber Detayı
03 Mayıs 2021 - Pazartesi 18:58
 
MERHABA TÜRK DÜNYASI
KÖŞE YAZILARI Haberi
MERHABA TÜRK DÜNYASI

Zaman zaman bu köşede sizlerle beraber olacağım.

Kâh beraber güleceğiz, kâh fikirlerimizi ciddiyetle paylaşacağız.

Yazarların alkışı, hedef kitle tarafından okunmak ve takipçilerinin beğenilerini ifade ettiği yorumlara mazhar olmaktır.

Okuyucularımızın arasında mutlaka benden daha bilgili insanlarda olacaktır…

Eleştiriye açığım; bilgi, ölene kadar herkesin temin etmesi gereken -insan gelişimi için- önemli araçlardandır.

Bu sitedeki ilkyazım olması sebebiyle, kendimden sizlere biraz bahsetmek isterim.

Ben, eski Yugoslavya (Makedonya) göçmeni bir ailenin evladı olarak Bursa’da dünyaya gelmişim. Üniversite eğitimimi Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde tamamladım. Kaderin bana çizdiği yön gereği kendini, 1987’de İngiltere’nin soğuk atmosferinde bulmuş ve hala orada yaşamakta olan biriyim.

Atalarımın kökeni, Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılması sonucu kurulan Karamanoğulları Beyliği’ne dayanır.

Sultan Alparslan’ın Malazgirt Zaferi ile Anadolu topraklarına devlet olarak gelen Türkler, Selçuklu’nun dağılmasıyla birlikte bu topraklarda birbirleriyle iktidar savaşına girişmişler. Bu sebeple Anadolu’da birçok beylikler kurulmuş ve en sonunda hepsi Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine dahil olmuşlardır.

Karamanoğulları, kendileri gibi Oğuz boyundan gelen Osmanoğulları ile yaklaşık yüz yıl savaşmış ve en sonunda beyliğin elinde bulunan Konya da Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir.Bu bölgede bulunan Yörükler, Cem Sultan tarafından Balkanlar’a göç ettirilmiş ve Balkanların Türk yurdu olması sağlanmıştır.

Yugoslavya, Bulgaristan ve Selanik bölgesine yerleştirilen dedelerimin ve Atatürk’ün soyu işte bu Türk (Türkmen) soylu Yörükler’den gelmektedir.

Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Karamanoğulları Beyliği’nden, Yörük (Türkmen)’tür. Dedesi Hafız Ahmet, Yunanistan’ın Manastır vilayeti Kocacık Nahiyesi ‘ne yerleşen Yörükler’dendir. Annesi ise Aydınoğulları Beyliği bölgesindeki Yörükler’dendir.

Yüzyıllar boyunca Balkanlar’da yaşayan, II. Dünya Savaşı sonrası orada da istenmeyen millet durumuna gelen Atalarım, bir kez daha yollara düşmüş ve vatan toprakları olan son Türk Devleti, Türkiye Cumhuriyeti’ne geri dönmüşler.

Devletimiz, Yugoslavya göçmenlerine Bursa ve İstanbul’da yer göstermiş;tarımla ilgilenen dedelerim ise Bursa’nın verimli topraklarına yerleşmeyi tercih etmiş…

Göçmen olmalarına rağmen devletten tek kuruş yardım almadan, vergilerini düzenli ödeyerek Türkiye Cumhuriyeti’ne faydalı vatandaşlar olarak hizmet etmişler. Bizleri de aynı şekilde yetiştiren aileme çok şey borçluyum. Beni milliyetçi ruhla yetiştiren aileme sevgilerimi ve hürmetlerimi sunarım.

Yurt dışında olduğum sürece ülkemle irtibatımı hiç kesmedim…

Uzun çalışma hayatı, evlilik, çocuk derken İngiltere’de otuzüç yılı geride bıraktım. Bana yirmiiki yaşıma kadar emek veren ülkeme olan borcumu geri ödeme zamanının geldiğini düşündüm ve yazılarımla memleketime hizmet etmeye karar verdim.

Uzun zaman sadece tatillerde ülkemde bulundum. Lise yıllarımda başlayan milliyetçi dünya görüşüme vefa göstermek ve devletin yanında artı bir vatandaş olabilmek amacıyla 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası Türkiye’de siyasete girmeye karar verdim.

Ülkücü duruş gösterdiğim lise yıllarım; 1980 öncesi ve 80 darbesi meğerse bize çok dersler vermiş, bunu yaş ilerledikçe daha iyi anladım.

Ülkücülerin, yuvasından başka bir yerde siyaset yapmasını hiçbir zaman uygun bulmadım. Bana yakışanı yaptım ve siyasi platformumum MHP olmasına karar verdim.

15 Temmuz darbesinin başarısızlığını Devlet Bahçeli’nin dik duruşuna bağlayanlar, MHP’yi dış destekli operasyonlarla parçalamaya çalıştılar. Bütün bunlar olurken eli kolu bağlı duramazdım. Sahip olduğum dünya görüşü ve mefkûre şahsımı, kin ve nefretle MHP’ye saldıranların karşısında konumlandırdı.

2017’de MHP’ye üye olup safımı belirledim ve 2018’de ilk defa partimden aday adayı oldum.Kendisini ülkesine adayan,siyasetinin merkezine VATAN olgusunu koyan ve “Benim aklım hep Türkiye’dir” diyen bilge lider Devlet Bahçeli’nin izinde davanın bir neferi olarak kalemimle mücadele etmek en büyük arzumdur.

Sosyal medyanın gücünü çok iyi kullanmak gerektiğini düşünürüm.

Maalesef televizyon, gazete, kitap hepsi sosyal medyanın gerisinde kaldı.

Sosyal medya çöplüğünde yalan haberlerle, yıllardır bir algı operasyonu yürütülüyor. Milliyetçi gözle ülkemde olanları yazmaya, gerçek ve samimi bir üslupla gayret ediyorum.

Beni seversiniz veya sevmezsiniz, ben sadece vicdanıma karşı sorumluyum.

Yalan habere kendi safımdan olsa bile karşıyım.

Dürüst, ilkeli internet haber sitelerini önemsiyorum.

Türk Dünyası’nın yetişmiş, öngörü sahibi, fikir insanlarına ihtiyacı var.

Ülkücülerin saha savunması devam ederken sosyal mecraları da boş bırakmayacağız.

Devletimin güçlenmesi için zamanımı bu yolda harcamaya sonuna kadar kararlıyım.

Beka endişeleri ortadan kalkana ve tam bağımsızlığımız kazanılana kadar Cumhur İttifakı ve Lider Devlet Bahçeli’yi destekleyeceğim. Devlet Bahçeli büyük ve müebbet Türkiye sürecine müdahil olmaya devam ettiği sürece…

Davam, Türkiye davası;  ilk hedefimiz, ülkemizin Bekası; bölgesel güç yapılanması, ardından Turan, ardından Nizam-ı Alem olmalıdır.

AŞKA ESİR OLMUŞ RUHLAR ADINA adlı bir şiir kitabım var. Gündemdeki siyasi konuları değerlendirdiğim ikinci kitabım SİYASET SOFRASI da sizlere ulaşmak için gün sayıyor.

Şanlı Türk Milleti’nin cesur sesi olmaya adayım.

Siz okuyucularım olmazsa yazdıklarım anlamsız kalır. Sizler de hoş geldiniz.

Türk Dünyası’na selam olsun…

Kaynak: Editör: Aybüke TAŞ
Yorumlar
Haber Yazılımı