DOLAR 16,1919 0.65%
EURO 17,3217 0.07%
ALTIN 966,560,05
BITCOIN 4806832,31%
Isparta
15°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

  HAİN  LİDERLER  (Bölüm 1)
221 okunma

  HAİN  LİDERLER  (Bölüm 1)

ABONE OL
26 Ocak 2022 21:09
  HAİN  LİDERLER  (Bölüm 1)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Sosyal Medya: Hep o Amerikan uşakları, vatanı satan hainler yüzünden, aman efendim bilmem ne…

 

Ben: Hayırdır Sosyal, dellenmişsin yine?

 

Sosyal Medya: Abi aslında bizim şimdi bir sürü uçak fabrikamız olacaktı. Ama işte o Menderes denen adam yok mu? O, sanayimizi sabote etti. Uçak fabrikamızı kapattı.

 

Ben: Bir başbakan neden kendi ülkesine bile isteye zarar versin ki?

 

Sosyal Medya: Aman efendim bilmez misiniz, o kötü kalpliydi, Amerikancıydı. Yahu Atatürk zamanında uçak

yapılmış, değil mi? Nuri Demirağ uçak yapmış, Vecihi Hürkuş uçak yapmış. Ama sonra Menderes engel olmuş.

 

Ben: Anladım, Sosyal. Bak ne diyeceğim: Kaynak makinesi kullanabilir misin?

 

Sosyal Medya: Ben anlamam ama sanayide emmioğlu var. Kaynak perçin neyin, her iş gelir elinden.

 

Ben: Güzel, güzel. Çağır kuzenini. Gelirken biraz yelken bezi, üç beş demir boru getirsin. Boruları birbirine kaynakla yapıştıralım. Üstüne yelken bezi gerelim. Uçurtma gibi bir şey yapalım. Uçurtmanın kuyruğuna piyano teli bağlayalım.

Burnuna su motoru gibi bir şey koyalım. Bir de suntadan pervane takalım. Ona bin, uç. Sağa sola dönmek isteyince çek piyano telini, kuyruk oynasın.

 

Sosyal Medya: Aman olur mu öyle şey?

 

Ben: Demirağ’ın, Hürkuş’un yaptığı uçaklar, aynen tarif ettiğim gibi aletlerdi. Atatürk’ün sağlığında, havacılık bilimi henüz çok ilkeldi. Mesela ABD’nin başlıca bombardıman uçağı B-3, saatte en çok 190 kilometre hız yapıyordu. O da, hava koşulları elverişli olursa. Erimi, taş çatlasa 400 kilometreydi. Ona yakın ayarda uçak yapmamız mümkündü. Fakat dünya çabuk değişti. Biz çok partili sisteme geçtiğimizde, artık jet motorlu B-36 tipi uçaklar vardı. O makinalar, eski B3’lerden 4 kat daha hızlıydı. Bir depo yakıtla, 18 kat daha uzağa uçabiliyordu. 22 misli daha çok bomba taşıyordu. Fırsat elden kaçmıştı yani, teknoloji rekabet edemeyeceğimiz kadar ilerlemişti.

 

Sosyal Medya:

Kem küm…

 

(Ertesi Gün)

 

Sosyal Medya: Amanın hainler, milleti zehirleyenler, falan filan…

 

Ben: Ne oldu Sosyal?

 

Sosyal Medya: Yahu Menderes, Amerikan ajanı olduğu için zeytin ağaçlarını kestirmiş. İstemiş ki zeytinyağı

üretilmesin, hepimiz Amerikan margarinine bağımlı olalım. Amerika’ya para kazandırmak için…

 

Ben: Margarin ABD’den gelmiyordu ki, biz üretiyorduk. 1950’de fabrikası kuruldu.

 

Sosyal Medya: Ama margarin zararlıymış. Türkiye’yi margarinle zehirlemişler. Devlet, halk margarini sevsin diye uğraşmış. Menderes çoluk çocuğa süttozu da yedirmiş, çünkü Amerika süttozu yedir demiş. Süttozu aslında zehirmiş. Aman efendim Marshall yardımları, yok bilmem ne…

 

Ben: Bak şimdi, olay şu: 1945’te dünya, büyük bir savaştan çıktı. Akabinde nüfus patlaması yaşandı. Dünyanın nüfusu iki milyarın az üstündeydi. Sonraki on yılda, bir milyar bebek doğdu. Nüfus bir anda %50 arttı. Ekonomisi harap olmuş savaş sonrası dünyada, nice çocuk yeterli gıda alamıyordu. Amerikalılar korktular. Beyni ve bedeni açlıktan sakat kalmış bir insanlıkla baş başa kalmaktan korktular. Çözüm olarak, dünyanın her yerinde çocuklara hayvan proteini dağıtmayı düşündüler. Fakat kültürel engeller vardı: Hindular ve Budistler genellikle et yemezler, Müslümanlar da ‘gavurdan’ gelecek ete ağız sürmek istemez. O etin domuz olduğunu, ya da caiz olmayan yollarla kesildiğini düşünürler. Süttozu, her kültürde kabul gören, uzun süre saklanabilen, hesaplı bir protein kaynağıydı.

 

Margarine gelince… Kore Savaşı sırasında, bizim askerler sağlık taramasından geçirildi. Çeşitli beslenme yetersizliklerine rastlandı. Bunlardan biri de A vitamini noksanlığıydı. O sorunu çözmenin en yaygın yolu, margarine A vitamini karıştırmaktır. Çünkü o vitamin yağda çözünür. Bugün kişi başına düşen zeytinyağı üretimimiz, yılda 1.4 kilo. Menderes iktidara geldiğinde yine 1.4 kiloydu. Bu da kişi başına, günde dört gramdan az bir miktar demektir. Halkın ihtiyacını karşılayacak kadar zeytinyağı üretimimiz yoktu, asla olmadı. Zeytinyağı çok emek ister. Bir ton yağ için altı milyon zeytini ezmek gerekir. Eyvallah, belki de o dönemin gıda politikası hatalıydı. Belki toplum, gereksiz yere margarine teşvik edildi. Ama bu art niyetle yapılan bir şey olmayabilir, ihanet diye de bakmamak lazım.

 

(Ertesi Gün)

 

Sosyal Medya: Yandım anam Köy Enstitüleri, gitti yavrum Köy Enstitüleri… Köy Enstitüleri sayesinde Türkiye şahane olacaktı, herkes mükemmel eğitim görecekti. Ama ah o Menderes yok mu, o hain Menderes… kapatmış Köy Enstitülerini. Keşke Köy Enstitüleri geri dönse…

 

Ben: Abi bir yatılı eğitim kurumu açılmış, senin çocuğu yazdıralım. Müfredatı çok güzel. Haftada 1 saat fizik, 1 saat kimya, 2 saat Türkçe ve Matematik. 22 saat tarım ve marangozluk dersi, bol bol müzik dersi ve beden eğitimi var. Oradan mezun olunca üniversite sınavına kabul edilmiyorsun. Bir de belge imzalıyorsun, köylerde zorunlu hizmet vereceğini garanti ediyorsun…

 

Sosyal Medya: Saçmalama yahu, öyle okul mu olur?

 

Ben: Okul değil abi, enstitü. Köy enstitüsü.

 

(Ertesi Gün)

 

Sosyal Medya: Ah hain Menderes, vay kötü Menderes. CHP toprak reformu yapacakmış. Ağaların toprakları köylülere

dağıtılacakmış. Ama Menderes engel olmuş, hep ağaları korumuş, kendi de ağaymış zaten; kalleş adam. Adi adam.

 

Ben: Atatürk’ün öyle bir planı vardı, evet. Toprak mülkiyetine bir üst sınır koymak istiyordu. Hiç kimse 200 dönümden fazla toprak sahibi olmayacaktı. Aslında ağa denilecek çok insan yoktu Türkiye’de. Ekili arazinin yüzde 86’sı, küçük (50 hektardan ufak) aile işletmelerinden oluşuyordu. İnönü zamanında, reform planında anılan mülkiyet sınırı 200 dönümden 5000 dönüme çıkartıldı. Böylece reform fiilen iptal edilmiş oldu. Kimse o kadar toprağa sahip değildi çünkü. Anlayacağın o iş, Demokrat Parti iktidara gelmeden önce suya düşmüştü.

 

(Ertesi Gün)

 

Sosyal Medya: Abi sen haklıymışsın. Menderes hain değilmiş galiba. Hatamı anladım… akıllandım.

 

Ben: Oh oh, çok şükür.

 

Sosyal Medya: Hain olan İnönü’ymüş. İnönü ajanmış, İngilizlere çalışıyormuş, askerliğini de yapmamış zaten…

 

Ben: Ulan Sosyal, ulan Sosyal, seni bir elime geçirirsem…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP