DOLAR 18,0642 -0.09%
EURO 18,2544 -0.15%
ALTIN 1.018,95-0,23
BITCOIN 412650-1,80%
Isparta
21°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ataşehir escort
istanbul escort bayan
HAYAT OKUlU
17721 okunma

HAYAT OKUlU

ABONE OL
13 Mayıs 2022 09:22
HAYAT OKUlU
1

BEĞENDİM

ABONE OL

 

 

 “Eğitim hayata hazırlık değil; hayatın kendisidir.”

  Jhon Dewey

Eğitim konusunda çeşitli bilimler açısından çok farklı tanımlar yapılmıştır. ancak hepsinde ortak olan özellik eğitimin belirli bir amaca göre bireyde istendik davranış değişikliği oluşturma sürecini içermesidir.

Eğitim tanımlarının bu ortak özelliği; Bireyin eğitim yoluyla edineceği davranışların toplum tarafından istenilmesi ve benimsenmesi önceliğinin olduğunu göstermektedir.

Peki, bu durum bireyin ihtiyaçlarını ne kadar karşılamaktadır?  Yani aynı toplumda yaşayan bireylerin belirlenen amaçlar doğrultusunda birbirine benzetilmesi, insana ne kadar uygundur?

Bu noktada durumu eğitimin işlevleri açısından değerlendirmek yerinde olacaktır.

Eğitimin iki işlevi vardır.

1.Toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilecek, toplumsal kalınmayı sağlayabilecek nitelikte ve nicelikte insan yetiştirmek.

2.Toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda bireylerin potansiyellerinin doğru tespitini yaparak onları potansiyelleri doğrultusunda yönlendirmek.

Bu iki işlevin birlikte ele alınması toplumsal ihtiyaçlarla bireysel ihtiyaçların uyumlaştırılması anlamı taşır. Bunun gerçekleşme derecesinde birey-toplum ilişkilere gelişir. Yani eğitim politikaları ile hem toplumsal amaçların gerçekleştirilebilmesi hem de mutlu, özgüveni yüksek, gelişmeye açık, üreten nesiller yetiştirilmesi mümkün olabilir.

Bir de okul olgusuna bakalım!

En basit anlamıyla okul, çeşitli bilgilerin öğretildiği yerdir.

Sistemli eğitimin geleceğinin ilk adımı M.Ö. 3200 yılında yazıyı ilk geliştiren Sümerliler tarafından atılmıştır.  Dünyadaki ilk modern okullar Yunanistan ve Roma dönemlerine dayanmaktadır.  Çocukların topluca ders almaya başlamaları Yunan Filozofu Eflatun’un üç dört yıllık sürelerle dersler verdiği bir yer kurup bunu ‘Akademi’ olarak isimlendirmesi olarak bilinmektedir.

O günden günümüze çok süre geçti ve okullarla ilgili elbette değişen şeyler oldu ancak değişmeyen şeylerin başında sınıf gelmektedir. Bugünün okullarında halen öğrenciler sınıflara doldurularak eğitim yapılmaktadır.

Oysa 1859-1952 yılları arasında yaşamış olan Jhon Dewey, eğitim felsefesinin özünü yaparak, yaşayarak öğrenmenin yani, problem çözme yaklaşımının oluşturduğu görüşünü benimsemiştir.

Dewey, Cumhuriyetin ilk yıllarında (1924) dönemin eğitim bakanı (Vasıf Çınar) tarafından ülkemize davet edilmiş ve Ankara, İstanbul ve Bursa’da yaklaşık iki ay süren gözlem ve incelemelerini içeren bir rapor hazırlamıştır.  Dewey’in eğitim raporu eğitim sistemimizde etkili olmuştur. Hata Köy Enstitülerinin kuruluş dayanaklarında bu rapordan yararlanıldığı bilinmektedir (Altunay,2005).

Dewey, 1945 yılında ülkemize tekrar geldiğinde Hasanoğlan Köy Enstitüsünü gezer ve “Benim düşlediğim okullar Türkiye’de Köy Enstitüsü olarak kurulmuştur. Tüm Dünyanın bu okulları görüp eğitim sistemlerini, Türklerin kurduğu bu okulları göz önüne alarak yeniden yapılandırması isabetli olacaktır.” (Ata, 2001) demiştir.

Sanırım Türklerin bu hamlesi birilerini rahatsız etmiştir. Hepinizin bildiği gibi köy Enstitüleri süreçte çok uzun ömürlü olamamış, siyası kaygılara feda edilmiştir.

Günümüzde bilgiye erişimin çok kolay olduğu bir dünyada yaşıyoruz ve halen eğitimi dört duvar arasında sürdürmeye devam ediyoruz. Bu durum düşündürücü ve dünyanın cevap aradığı sorunlardan biridir.  Yani günümüz dünyasının erişi düzeyinde; eğitim ve eğitim ortamlarının yeniden biçimlendirilmesi gerektiği gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Başlangıçtaki söze dönmek gerekirse, eğitim hayatın kendisi olmalıdır. Hayatla iç içe olmalı ve hayatı kucaklaşmalıdır. Yani öğrenme odaklı olmalıdır.

Öğrenme odaklı eğitimle yansız ve yalın bir bakış oluşturmak mümkündür.

Öğrenme odaklı eğitimle her kes kendi potansiyeliyle yarışır, başkalarıyla yarışarak yakmayı, yıkmayı, enerjisini gereksiz alanlara harcamayı öğrenmez!

Öğrenme odaklı eğitimle kişi kendini geliştirebilir ve böylece kendisine ve topluma daha yararlı olabilir. Özetle öğrenme odaklı eğitimle hem toplum hem de birey kazanır.

İçinde bulunduğumuz süreçte, köy okullarını kapatarak öğrencileri köyden kente taşıyarak eğitim hayattan koparılmıştır. Oluşan boşluğu doldurmak için ‘okullar hayat olsun’ gibi projelerle ‘mış’ gibi yapılmaktadır.  Çocuklarımız doğup büyüdükleri, alışkın oldukları doğal ortamlarından koparıp sabahın köründe araçların sırtına bindirip, akşam aynı şekilde evlerine dönmeleri sağlayarak eğitimi hayatın kendisi yapamayız…

Günümüz dünyasında eğitimin mekânı, zamanı, yaşı yoktur. Eğitim her yerde ve yaşam boyu devam eden bir süreçtir.  Eğitim duvarların arasına hapsedilemeyecek kadar geniş bir alandır.  İşte bu yüzden hayatın okul olduğu bir anlayış benimsenmeli ve bütün geliştirilmelidir. Aksı gelişmenin kalkınmanın temeli olan eğitimde dünyadan geriye düşmemiz devam edecektir.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP