DOLAR 9,5837-0.21%
EURO 11,1514-0.44%
ALTIN 556,670,58
BITCOIN 6020771,46%
Isparta
10°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

İRAN ve TÜRKİYE İLİŞKİLERİ İÇİN ÖRNEK BİR TÖREN
26 okunma

İRAN ve TÜRKİYE İLİŞKİLERİ İÇİN ÖRNEK BİR TÖREN

Tuğtigin Şen

ABONE OL
13 Ekim 2021 14:27
İRAN ve TÜRKİYE İLİŞKİLERİ İÇİN ÖRNEK BİR TÖREN
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de bizim kültürümüzde ve gönüllerimizde nasıl ki Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş Veli ve Itri yer edinmişse; İran’da Hafız’ın yeri İranlılar açısından aynı öneme sahiptir. Hafız, İran’ın 14. yüzyıl şairlerindendir. Şair küçük yaşta Kur’an’ı Kerim-i ezberlediğinden dolayı kendisine Hafız lakabını seçmiş ve şiirlerinde bu lakabı kullanmıştır. Hafız, İran’ın bir sembolü olarak halen ülke insanlarının en çok önem verdiği şairlerden birisidir.

İran’ın bu şaire verdiği önem sonucu bu şairin felsefesinin ve anlayışının yaşatılması için İran “Hafız Enstitüsünü” kurmuştur. Bu Enstitü tarafından her yıl Hafız için yapılan bilimsel çalışmalar değerlendirilerek en başarılı çalışmayı yapan bilim adamı Uluslararası Hafız Nişanı ile ödüllendirilmektedir.

Bu sene bu nişanı almaya hak eden kişi Türkiye’den Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğretim elemanlarından Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç olmuştur.

Nişan Takma Töreni geleneksel olarak her sene İran’da yapılması gerekirken dünyayı etkileyen Korona Salgını sebebi ile tören yeri olarak bu nişanı almaya hak eden bilim adamının bulunduğu ülke Türkiye tercih edilmiştir. İran Büyükelçiliği tarafından Türkiye Cumhuriyeti ilgili makamları ve Ankara Üniversitesi ile gerekli işbirliği yapılarak bu nişanı almaya hak eden Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç’a bu nişanı vermek için Uluslararası Hafız Nişanı Takdim Töreni 12 Ekim günü Ankara’da yapılmıştır.

Bu törene İran Büyükelçisi Mohammad Farazmend, İran Hafız Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Kavoos Hassanlı katılarak konuşmalar yapmış ve nişanı Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç’a takdim etmişlerdir.  Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ile Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Levent Kayapınar da aynı İranlı konuşmacılar gibi aynı konulara değinmişlerdir. Yapılan konuşmalarda bu nişan takdim töreninin Türkiye- İran ilişkileri açısından yapabileceği katkı, Hafız’ın şiirlerinin iki kültür arasındaki etkileşimleri ile Ankara Üniversitesinden bir bilim adamının bu ödülü kazanmasındaki gurur vurgulanmışdır. Törene ayrıca Türk Dil ve Türk Tarih Kurumu Başkanları, Yüksek Öğretim Kurumundan yetkililer, diğer resmi / özel kurumlardan temsilciler ile öğretim elemanları ve de öğrenciler katılmıştır.

Törende İran’dan gelen üç kişilik bir müzik grubu tarafından İran müziklerini içeren kısa bir konser de verilmiştir. Bu konser de söylenen şarkılar ve kullanılan müzik aletleri aynı Türkiye’den Türk sanatçılar ve Türk kökenli müzik aletlerinin kullanıldığı hissini tüm izleyenlerde oluşturmuştur. İran halılarından bazı örnekler de tören alanında kostüm olarak kullanılmıştır. Bu halılardaki tüm motif ve işlemeler ile sitiller tüm izleyicilerde bu halıların da başta benim memleketim Isparta olmak üzere Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki halı ve kilimler ile benzer olduğu hissini yine biz izleyicilerde oluşturmuştur.

Tören sırasında yapılan Türkiye- İran ilişkilerini içeren konuşmaları ve bizim sanat müziğimize benzeyen müzik konserini dinlerken ve de memleketim Isparta halılarına benzeyen halılara bakarken içimde kelimelerin aktarmaya yetersiz kalacağı çok derin düşünceler oluştu.

İlk olarak aklıma bundan yaklaşık 4 yıl önce bir bilimsel toplantı sırasında tanıştığım Kanada’ da çalışmalarını sürdüren İran kökenli bir sosyoloğun bana söyledikleri hep kulaklarımda çınladı. İranlı sosyolog, bana İngilizce konuşarak şunları söylemişti.

“Biz Türkiye ve İran olarak yüzyıllardır sınır komşusuyuz. Ben İran’da iken Türkiye ve Türkler ile ilgili bütün bilgileri yabancı kanallardan öğrendim. Hiçbir Türk kaynağı bulamadığım gibi bulabildiğim tüm yabancı bilgiler de Türkiye ve Türkleri kötülemek için bilinçli olarak servis edilen bilgiler idi. Ve ben tek kelime Türkçe İran’da öğrenemedim…..sözleri böyle devam ederken sona doğru….Ben, akademik çalışmalarda bulunmak için Türkiye’ ye her gelişimde yine yabancı güçlerin bilinçli olarak biz İranlıları ve İran’ı kötüleyici ,aşağılayıcı ve bir düşman gibi gösteren haberlerini gördüm ve bazı insanların konuşmalarına bizzat şahit oldum.. Eminim ki, sen bir Türk olarak tek bir Farsça kelime bilmiyorsun ve bizlerden korkuyor ve de çekiniyorsun.

Ama ama hiç dikkat ettin mi sen ve ben bir Türk ve İranlı olarak yüzyıllardır komşu olmamıza ve 1639 Kasr-ı Şirin anlaşmasından beri hiç birbirimiz ile savaşmadığımız halde ne Türkçe ile ne Farsça ile ne de bizlere yakın komşu diğer bir devletin dili ile ortak anlaşabiliyoruz.

Peki hangi dil ile şu anda anlaşabiliyoruz?

Bizi bölmeye çalışan, yüzyıllardır iki ülke olarak ayrı ayrı uğraştığımız bütün sorunlarımızın altındaki gizli düşmanlar olan ve de İslâm Dünyası ile Ortadoğu’yu gizli hedefleri doğrultusunda hep şekillendirmeye çalışan ve bazı sermaye sahiplerinin perde arkasından yönettiği geçmişte İngiltere, günümüzde Amerika’nın ana dili olan İngilizce ile ancak anlaşabiliyoruz. Bu güçler içimize ve aramıza ne kadar sızmışlar bir düşün artık….”

İşte bu İranlının söylediği bu son söz “düşün artık” aslında günümüzdeki İran ve Türkiye ilişkileri ile Ortadoğu tarihinin özeti gibiydi.

Ortadoğu, İslâm Dünyası ve de İran ile Türkiye’de kalıcı barış için artık düşünme ve uyanma zamanı gelmiştir. Türkiye ve İran bu kalıcı barış için artık beraber Uluslararası Hafız Nişanı Takdim Töreninde olduğu gibi örnek ortak adımlar atmalı ve ilişkileri geliştirmelidir. Bu iki ülke barış ilişkileri Ortadoğu’nun geleceğine yön verecek ve barış ışıkları yakacaktır.

 

Tuğtigin ŞEN

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.