DOLAR 12,62302.03%
EURO 14,26821.76%
ALTIN 727,282,02
BITCOIN 7244967,38%
Isparta
13°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

İSTİHBARAT SAVAŞLARI – Doğu Akdeniz ve Suriye Satrancı
147 okunma

İSTİHBARAT SAVAŞLARI – Doğu Akdeniz ve Suriye Satrancı

Bedirhan Kurtoğlu

ABONE OL
25 Ekim 2021 15:07
İSTİHBARAT SAVAŞLARI – Doğu Akdeniz ve Suriye Satrancı
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Son 1 ay içerisinde Milli İstihbarat Teşkilatı, Türkiye içerisinde yapmış olduğu 3 başarılı konr-espiyonaj operasyonuyla ;

Suriye’de ve Doğu Akdeniz’de ABD ile alttan alttan iş pişiren Rusya’ya,

Konjonktürel kimlik bunalımı yaşayarak Güney Kafkasya’da kaybeden ve tek umudunu Suriye ve Doğu Akdeniz’e bağlamış İran’a,

-ve Evanjelizm, Siyonizm birleşiminin joker devleti, ABD destekli BOP’çu İsrail’e büyük bir darbe vurdu.

Kontr-Espiyonaj… “Karşı İstihbarat… İstihbarata Karşı Koyma….”

27 Eylül’de, Van’da İran İstihbarat servisi SAVAK’a bağlı 8 ajanın,

7 Ekim’de İstanbul başta olmak üzere farklı noktalarda İsrail İstihbarat servisi Mossad’a bağlı 15 ajanın;

8 Ekim’de İstanbul ve Antalya’da Rus İstihbarat servisi SVR’ye bağlı 6 ajanın yakalanması ve İFŞASI…

Öncelikle 3 Operasyonun da kendi içinde kamuoyuna itidalle sunulan bir takım sebepleri tabi ki var… Ajanların, kendi devletlerine muhalif bir takım örgüt üyelerini teslim almaya veya askeri alanlarla ilgili bilgi toplamaya geldikleri medyada dolaşan ifadeler arasında… Fakat içlerinde en ilginci, yakalanan ve hepsi Arap kökenli Mossad ajanlarının uzun soluklu biyografik istihbarat, yani Savunma Sanayi ve Yazılım üzerine eğitim veren üniversitelere girebilecek, gelecek vadeden, bilhassa Arap kökenli öğrencilerin biyografik bilgilerinin toplanması ve bu öğrencilerin istihbarat ağında kullanılabilmesi yönünde temaslar yakalamak için Türkiye’de bulundukları bilgisi…

Peki 3 ülkenin ajanlarına karşı yapılan bu operasyonların bir ay içerisinde ardı ardına yapılması, özellikle de dünya kamuoyuna ifşası tesadüf mü? Bugün bu sorudan yürüyüp çok farklı noktalara geleceğiz.

Konular hakkındaki yayın yasaklarına da saygılı kalarak “Bildiğimiz sebep, bilmemiz istenen sebeptir” diyorum ve devam ediyorum.

Efendim, ehil olanların da bildiği üzere Milli İstihbarat Teşkilatı’mızın ve de tüm dünyadaki büyük İstihbarat teşkilatlarının bu tip operasyonları vaka-i adiyeden, yanı sıradan vakalardan sayılır ve uluslararası centilmenlik yasalarına bağlı kalınarak dünya kamuoyuna ifşası pek mümkün gözükmez.

Ancak…

Son 2 ay içerisinde Suriye ve Doğu Akdeniz’deki kızışmayı gözlemleyince meselenin aslı, bir nevi ortaya çıkıyor. Zira operasyonların kendisinden ziyade operasyonların duyurulması, daha büyük bir operasyonu işaret ediyor.

Türk İstihbaratı aklının, yüreğinin ve bileğinin emeğiyle bu operasyonların hakkını verdi. Fakat… Türk Devleti’ne bu operasyonları ifşa etme yolunu sunan uluslararası mekanizmanın adı ne, derdi ne? Bu soru burada dursun!

Peki neler oluyor Doğu Akdeniz’de?

Gelin öncelikle Doğu Akdeniz ne için önemli onu konuşalım.

ABD Jeoloji Araştırma Merkezi’ne göre;

Kıbrıs, Lübnan, Suriye ve İsrail arasında kalan Levant havzasında 3,45 Trilyon metreküp doğalgaz, 1,7 Milyar varil petrol… 1,5 Milyar dolar petrol değerinde ve aynı zamanda 30 Milyar varil petrole eş değer HİDROKARBON YATAKLARI…

Nil – Delta Havzası’nda 1,8 Milyar varil petrol, 6,3 Trilyon metreküp doğalgaz, 6 Milyar varil “sıvı” doğalgaz rezervi…

Kıbrıs Adası çevresinde 8 Milyar varil petrol… (400 Milyar dolar değerinde…)

Heredot olarak adlandırılan Girit’in güney ve güneydoğusunda biri 1,5 Trilyon metreküp, diğeri 2 Trilyon metreküp ölçeğinde doğalgaz…

Tüm bunlar Doğu Akdeniz’in cevherleri… Pek tabii küçük çaplı keşifleri saymıyoruz.

Gelelim bu Doğu Akdeniz satrancının taraflarına…

Bir tarafta Küreselcilerin; Çin, İngiltere ve Türkiye merkezli çizdiği ticaret yollarına uygun bir Doğu Akdeniz… Diğer tarafta Küreselcilere karşı, Israil’in güvenliği ve Büyük Ortadoğu Projesi bahaneleriyle ABD’nin dünya jandarmalığı konumunu korumak maksadı çerçevesinde Evanjelistlerin tasavvurlarına uygun bir Doğu Akdeniz…

Efendim gözünü Atlantik ve Avrupa’dan kaçırıp Asya’ya ve Avrasya’ya diken ABD, Küreselciler karşısında başka bir emperyal vizyon izleyerek bugüne değin petrol, doğalgaz ve diğer enerjilerden kazandığı üstünlüğü kaybetmemek istiyor.

Küreselcilerin, Çin gemilerini Süveyş kanalı üzerinden Doğu Akdeniz’e, oradan da Avrupa’ya geçirme planlarına karşı ABD; Israil’i öne sürerek BOP’u destekleyici görünüm izliyor. (Bu noktada kuşbakışı baktığımızda, Doğu Akdeniz’in, taşıdığı enerjilerin varlığından çok, ticaret yolları için geçiş güzergahı olması daha büyük önem arz ediyor. Zira ABD’nin, Rusya’nın, İran’ın ve İsrail’in kendi bünyelerindeki enerji kaynakları, Doğu Akdeniz’le neredeyse denk düşüyor.)

Nitekim 17 Ekim 2021 tarihinde İsrail tarihinin en büyük hava tatbikatı yapıldı. “MAVİ BAYRAK” ismi verilen tatbikatı İsrail, ABD, Almanya, Fransa, İtalya, Hindistan ve Yunanistan birlikte gerçekleştirdi. Kudüs üzerinde uçuşların gerçekleştirildiği tatbikatta Siyonizm ve Büyük Ortadoğu vurgusu sembollerle ön planda tutuldu. 21 Ekim 2021 tarihinde ise Fransa ve İsrail arasında bir savunma anlaşması imzalandı. Bütünüyle bakıldığında Israil’in yine her zamanki gibi kaos mihmandarı olarak öne sürüldüğü bir sürece giriliyor ve bu kaosun tüm kesişim noktalarında Türkiye hedefe koyulmuş vaziyette… Çünkü Küreselcilerin meydana salık verdiği Çin’in Doğu Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçişinin kilidi Türkiye’nin elinde…

Artık, dünyadaki hiçbir etkileşimi ve karmaşayı Doğu Akdeniz’den ayrı düşünemeyiz.

İşte bu aşamada Suriye çok önemli… Çünkü ABD de Rusya da iyi biliyor ki, eğer Türkiye, Doğu Akdeniz’de jeopolitik olarak dışlanacaksa; bunun yolu Suriye’den dışlanacak bir Türkiye’den ve Suriye’de Türkiye’nin aleyhine kurulması planlanan parçalı terör devletinden geçer.

Suriye’de, Doğu Akdeniz’e kıyısı olan bir terör devleti !

Hatırlarsanız,

Geçtiğimiz senelerde, İsrail’in Golan tepelerini alması, ABD’nin YPG ile birlikte Suriye’nin kuzeyinde kontrolü ele geçirmesi ile başlayan görüşmelerde ABD, Münbiç’in kontrol noktalarının Türkiye’ye verileceğine dair söz vermişti. Lakin söz tutulmadı ve Münbiç Rusların kontrolüne verildi. Bakınız buradan bile anlayabiliyoruz Rusya ve ABD arasında Suriye – PKK – YPG yönüyle nasıl bir işbirliği olduğunu… Bu noktada Rusya, BOP’a karşı olan Küreselciler tarafından Akdeniz’de dışlanacağını sezmiş olmalı ki Suriye’de Türkiye aleyhine ABD ile görüşüyor yorumunda da bulunabiliriz.

Tek bir adım kaldı:

İDLİP !

Burada galip olan geçmişteki haksız imtiyazları da ortadan kaldırır. Burada mağlup olan Doğu Akdeniz’deki Türk varlığını da tehlikeye atar. Görünen maalesef bu…

Fakat Türkiye, elde ettiği çeşitli istihbari kozlarla ve dahi Çin ve İngiltere temaslarıyla Israil’i de Rusya’yı da zora sokacağa benziyor. Türkiye, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın yaptığı üç operasyonu iç operasyon sahalarına yönelik deşifre etti ama özellikle Israil’in birçok devlet üzerindeki Savunma Sanayii casusluk bağlantılarını hala elinde bulunduruyor. Öte yandan Rusya ve İran’ın hangi kılıflarla bir takım devletlerde silahlı eylem ve suikastte bulunacağı bilgileri de elde edilmiş durumda…

Sancılı bir süreç olacak !

Öngörüm o ki Suriye’de, İdlip özelinde Rusya ile çetin ters düşmelerimiz olabilir.

Yakın zamanda Suriye’ye yönelik büyük bir askeri kara operasyonu gündemimizde olabilir.

Öte yandan içte bir takım askeri, istihbari, siyasi ve kurumsal suikast girişimleriyle karşılaşabiliriz.

Bu harpten en kötü ihtimalle denge ile çıkarsak, bu Rusya’nın ve İran’ın tarafını net belli etmesi yönüyle çok önem arz edecektir.

Bu harpten güçlü çıkmamız demek, üzerimizden geçecek ticaret yollarını en riskli bölgelerimizden geçirebilmemizin önünü açar ki; bu yıllardır kan kaybettiğimiz PKK meselesini bizden evvel Küreselciler’in bitireceği anlamını taşır.

Açıkça ifade etmek gerekirse Türkiye için, finansal ve ekonomik ferahın tesisi bağlamında tünelden son çıkış mahiyeti taşıyan bir sürece giriyoruz.

Allah yârimiz olsun.

İnanın çok fazla detay var. Birçoğuna bazı konulardaki yayın yasakları sebebiyle giremediğimi, birazına da İstihbaratımızın itibarına meselelerin fazla görünür olması vesilesiyle zarar vermemek için kalem oynatmadığımı belirtmek isterim. Yine de vermek istediğimi verebildiğim inancındayım. Çok söyleyip az anlatmışsam affola…

Yazımı bitirirken geçtiğimiz günlerde rahmet-i rahmana uğurladığımız Milli SİHA’ların öncüsü Özdemir BAYRAKTAR’a rahmet olsun diyorum. Kabri nur, mahşeri serinlik, akıbeti cennet olsun.

Ve dahi tüm şehitlerimizin, ebediyete uğurladığımız tüm isimsiz kahramanlarımızın ruhları şad olsun.

Kalanlara selamet…

Kalın sağlıcakla…
Haftanız hayrolsun efendim…

Bedirhan KURTOĞLU

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.