DOLAR 16,6897 0.3%
EURO 17,5392 0.76%
ALTIN 969,36-0,35
BITCOIN 317224-5,99%
Isparta
21°

AZ BULUTLU

03:28

İMSAK'A KALAN SÜRE

şişli escort

bettilt giriş

Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı’ndan – 30 Ağustos Zaferi’ne…
  • Medya Vatan
  • Yazarlar
  • Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı’ndan – 30 Ağustos Zaferi’ne…
2021 okunma

Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı’ndan – 30 Ağustos Zaferi’ne…

ABONE OL
27 Ocak 2022 17:28
Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı’ndan – 30 Ağustos Zaferi’ne…
0

BEĞENDİM

ABONE OL
KIRIM SAVAŞI  (1853-1856)

 

Bizim tarihçilerimizin deli olarak nitelendirdiği (Bana göre çok zeki ve çok akıllı bir devlet adamıdır) Çar I.Petro’nun sıcak denizlere inme hayali ve Eflak ve Boğdan’ı işgal etmesiyle başlar. Osmanlı Devleti işgalin sonlandırılması için Rusya’ya ültimatom verir. Neticeten Ruslar verilen bu ültimatomu reddeder ve savaş başlar. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere batılı ülkeler Rusların bu işgalinin Avrupa’nın durumunu değiştirmeye yönelik bir tehdit olduğunu var saymaları üzerine Viyana konferansı tertip edilir. Konferans sonuç vermeyince de aşağıda isimlerini zikredeceğimiz batılı ülkeler, Osmanlı devletinin yanında Ruslara karşı saf tutarlar!

 

Modern savaşların başlangıcı kabul edilen Kırım Savaşı’nda bizim safımızda kimler mi var?

 

Başta, İngiltere, Fransız İmparatorluğu, Sardinya Krallığı, Alman gönüllüler, İsviçreli gönüllüler, Çerkez Konfederasyonu…

 

“Tarihi hadise ve olayları birbiriyle irtibatlandırmak icap eder. Aksi mi? Hiçbir hadiseyi hakkaniyetle yorumlayamazsınız”

Bu fikir daha önce defalarca dile getirmeye çalıştığım tarih felsefesi tezi kapsamında İbn’i Haldun’a aittir.

 

Bakın, bizimle birlikte Ruslara karşı savaşan Avrupa devletleri başımıza ne çoraplar örüyor!

 

30 Mart 1856’da Kırım Savaşı’nı sona erdiren taraflar, Paris Antlaşması’nı imzalayarak Islâhat Hatt-ı Hümâyûn-nu anlaşmanın tamda göbeğine monte ederler. İmzayı koyan Sadrazam Mehmed Emin Âli Paşa, Padişah da I. Abdülmecid ‘tir.

 

Bu fermanla, devletin çöküşünün toplumsal ve ekonomik nedenleri araştırılmadan, bazı batı kuruluşlarını ve anlayışını devlete getirmekle devletin kurtarılabileceği sanılmış, fakat özellikle bu fermanla, toplumdaki kuruluş ve anlayış ikileme düşmüş, İslam dünya görüşü ve bu anlayışla kurulan kuruluşlarla birlikte, batı taklitçisi kuruluşlar arasındaki çatışmalar sonucunda toplumun içinde daha büyük sorunlar çıkmış, çöküşü önleyeceği düşünülen ıslahat fermanı, çöküşü önleyemediği gibi büyük yıkımlar getirmiştir.

 

Bu dönemde Batı’nın ekonomik desteğine, vereceği borçlara gereksinim duyan Osmanlı Devleti, bunları ancak batı devletlerine çeşitli imtiyazlar tanımak koşuluyla elde edebilmiştir. Bu imtiyazlar sayesinde Osmanlı topraklarına giren yabancı sermaye ve yatırım, sahip olduğu imkân ve güçle yerli sanayiyi büyük ölçüde öldürmüştür.

 

Çöküşün başlangıcıdır… Emperyalizmin büyük zaferidir… Osmanlı Devletini yarı sömürge bir devlet haline getiren anlaşma bu anlaşmadır.

 

1856 Islahat Fermanı Osmanlı tebaası içerisinde gayrimüslimlere yönelik bir takım hakların verilmesini içerir. Avrupalı devletlerin Fransız İhtilalinin yaymış olduğu milliyetçilik akımlarından etkilenerek Balkanlar’da isyanlar çıkarmakta olan gayrimüslim azınlıkları, ülkeye bağlamayı amaçlamaktadır ve dolayısıyla amaçlanan hedeflerden biri de Avrupalı devletlerin bunları bahane ederek Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmasını güya önlemektir!

 

Ferman; ırk, dil, din vb. ayrımı yapmaksızın bir Osmanlı Milleti oluşturmayı amaçlar ki 19. yüzyılda devletin kötü gidişatını durdurmak amacıyla ortaya çıkan fikir akımlarından Osmanlıcılık kapsamında değerlendirilir.

 

Neler sağlamış ne getirmiş Islahat !?

 

-Millet-i Rum haricinde gayrimüslimlere de devlet kademelerine memur olma yolu açılmış. (faciadır)

-Din değiştirme hakkı kabul edilmiş

-İslam’dan çıkmanın ölüm cezasıyla cezalandırılması usulüne son verilmiştir.

-Gayrimüslimlere askeri okullara gitme hakkı tanınmıştır.(yoruma açık)

-Ayrıca uygulanan vergilerde (cizye meselesi) de bir eşitlik sağlanmıştır. Bu anlamda 15. madde ile eşit haklar beraberinde eşit yükümlülükler getirir düşüncesi getirilmiştir. Böylece gayrimüslimlerin de askerlik yapma yükümlülüğü doğmuş, askerlik yapmak istemeyenlere de askerlik vergisi olan (bedelli askerlik) imkânı sunulmuştur.

 

Bu yeni uygulama sayesinde Müslüman tebaa da para karşılığında (bedel-i nakdi) askerlik görevinden muaf olma şansını yakalamıştır!

(Doğuştan asker millet öldü. Fukara cepheye!)

 

Kanaat ederim en önemli madde bu; Islahat Fermanı ile gayrimüslimler kendi meclislerini oluşturarak kendi meselelerini (ağırlıklı olarak yönetimsel ve dinsel) yönetmiş ve o konularda kararlar alabilmişlerdir. Aldıkları kararlar da (Rum Patrikliği Nizamı, 1862, Ermeni Patrikliği Nizamı, 1863 ve Hahamhane Nizamı, 1865) Batı tarafından anayasa olarak anılmıştır. Ermeni Anayasası yazarlarından Krikor Odian daha sonra Kanun-i Esasi oluşturma meselesinde danışmanlık yapmıştır!

 

Açıldı mı Emperyalizmin bütün kapıları? Haydi, gözümüz aydın!

 

Bu süreç bizi I. Dünya Harbi (1914-1918) ve sonuç olarak Kurtuluş savaşına (1919-1922) götürür.

Kırım Harbi ile başlayan ve batılı ülkelerin onlarca saldırısına maruz kaldığımız tarihi olayların hepsi teker teker geniş yazı konusudur. Bilinmelidir ki, Türk tarihi dünyanın hiç bir milletine nasip olmayan tarihi zenginliğe sahiptir.

 

“Türkleri dünya tarihinden çıkarırsanız, tarih yazamazsınız”

 

30 AĞUSTOS ZAFERİ 1922

 

Gazi Mustafa Kemal Paşa komutasındaki 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos’ta zaferle sonuçlanan “Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi” Dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biridir.

 

Onlarca kitaba, yüzlerce makale ve yazıya konu olan 30 Ağustos ve öncesini inkâr, Türk tarihini tümüyle reddetmek manasına gelir ki, asla kabul edilemez.

 

Bu zafer emperyalizmin Anadolu topraklarından kovulmasının resmi ve Türk’ün Anadolu’ya ebedi mührüdür.

İnkâr politikaları ve söylemleri; Gördesli Makbule, Kara Fatma, Nene Hatun, Sütçü İmam, Şahin Beylerin inkârıdır. Söz verdiği halde “Çiğiltepe’yi zamanında düşüremedim” diye kafasına kurşun sıkarak intihar eden, 57.Tümen komutanı Albay Reşat Bey’in inkârı ve elbette büyük vebalidir.

İsimlerini sayamadığımız, kanlı mintanlarıyla şehit düşen Anadolu çocuklarının ve gazilerin tümüyle inkârıdır.

Öncesinde, bütün cephelerin ve elbette Kelam’ı Kadimde ki cihat ayetlerini inkârdır ki, onun da hesabı göğüs hizasında ki çukura kalır.

 

Batılı irili ufaklı devletlerin hepsi “Milli” günlerine çok ehemmiyet verirler. Seküler anlayışla kilise kavramlarını çok büyük ustalıkla manevra ederler. Bilirler ki, “Milli günlerine önem vermeyen uluslar, dini bayramlarını kutlayamaz.”

 

Hakikat;

 

Emperyalizmin Türk yurdunu paylaşım niyetleri hiç bitmeyecek!

 

Sevr’i parçalayan, Yunan’ı denize döküp, efendileri ile birlikte Türk Yurdu’nu;  “Ya istiklâl, ya ölüm” inanç ve bükülmez iradesi ile işgalden kurtaran Gazi Mareşal Mustafa Kemal Paşa ve kahraman silah arkadaşlarını; şehadet, feragat ve fedakârlıkla destan yazan asil ecdadımızı; minnetle, şükranla, rahmetle anıyorum.

O ruh; egemenlik ve bağımsızlığımızın iksiridir, Türk milletinin,  Türk tarihinin derinliklerinden gelen ilahi bir mirastır.

Bu mirasa, yüksek bir milli bilinçle sadakat, Türk yurdunun ebediyen yaşatılmasının mührüdür.

 

30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun…

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP