DOLAR 18,0991 0.09%
EURO 18,2661 -0.07%
ALTIN 1.019,76-0,16
BITCOIN 413054-1,89%
Isparta
21°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ataşehir escort
istanbul escort bayan
MAVİNİN HÜZNÜ MEHTABIN RUHUNDA GİZLİDİR
10721 okunma

MAVİNİN HÜZNÜ MEHTABIN RUHUNDA GİZLİDİR

ABONE OL
29 Ocak 2022 15:00
MAVİNİN HÜZNÜ MEHTABIN RUHUNDA GİZLİDİR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilimsel bir dayanağı olmasada, halk arasında efsaneleşmiş “serçenin gözyaşları” insanlar birbirlerine ilan ederken aşkını “serçenin gözyaşları kadar seviyorum” der,zira ağlarsa ölürmüş serçe.
Serçenin gözyaşları, kadının gözyaşlarıydı. Serçenin gözlerinden düşen inci tanesi, kadınınkinden dökülen yakut.
Vaveylalar koparken yüreğinde, kan damlar özüne damla damla yakutlar birikir gözüne.
Buz yangınları sarar dilini, yutkunur hazmedemediğini, prangalar vurur dudaklarına, sukuta bağlar sözünü. Yanağına dökülen yakutları elleriyle toplar bir bir düşürmez ne yere, ne ele, ne dile. Bilir ki, göz yaşı sırdır, ardır vermez kimseye. RAHMET’tir, merhamettir şifadır kanayan yüreğine.
Yanlış biliyorsun DOST! bir damla göz yaşı ile serçeler ölmez, ama kalbi kırılan kadın toprağa girmeden ölür. Nefes alıp veriyor olması değiştirmez sonucu.
Ulu orta ağlayan ya simsardır, ya timsahtır.
Bilirsin, içine baka baka ağlayanın dostu Allah’tır. Gönlünü kapatıp, zihnindeki kuruntularla kılıçtan keskin, yılandan zehirli, mermiden kör kurşun gibi dilini silah eylesende, secdede “bir damla göz yaşı tüm silahları kurşuna dizer” bilirsin.
Kısa bir serçe hikayesi de ben yazayım 🙂
Allahu Alem kimine göre gerçek kimine göre yalan.
Kadın ağır imtihanlardaydı, Hz Yakub gibi yanmaktaydı. Bir tufan ki, Nuh Tufanı’na benzer, evladına hayrı yok. Öyle tek başına ki, Allah’ tan başka dostu yok. Postunu sermiş kıbleye diz çökmüş kaderin önüne itiraz etmemiş imtihanına. Dünyadan el etek çekmiş kapanmış hirasına. Yetmemiş sanki dirayeti başlamış vicdansız kullar ile sınamaya.Sımsıkı sarılmış tek Dost’una sabırla, vuranada, kıranada eyvallah demiş yaradanın hatrına. Bir bayram gecesi dertleşirken yeri göğü yaratan sevgili ile yalvarmış secde secde”Ey Aşk! Bu yüreğin tek sahibi bu günahkara hz. Rabia ‘nın sana olan aşkını ver. Ve istersen beni paramparça et, istersen narında yak”
Kolay mı? Aşkın kendisinden Aşk istemek. İspat ister, bedel ister, teslimiyet ister.
A-cıyı
Ş-artsız
K-abullenmek ister. Böylece yeni bir sınav başlar bir şiir dizeleriyle.
En sevgili Dost, öyle bir dost göndermiştir ki, Hasan Basri hz gibi gelmiştir kadına. Saatlerce, günlerce, aylarca, yıllarca Allah rızasını, doğruyu eğriyi konuşup birbirlerini tamamlamışlar. Kadının acıları hafiflemesede nasıl taşıması gerektiğini öğrenmiş. En çokta “sır” ra, sırlanmayı, sabra sabretmeyi tevekkül etmeyi. Adam ketum ne öğrendiğini kadın hiç bilmemiş, merakta etmemiş. Sonuçta herkes nasbince imtihanda diye sürece müdahale etmemiş. Gel zaman git zaman, kadının duruşu, sakinliği, iyi niyetli oluşu, onca yaşadıklarını hazmedip güçlü duruşundan etkilenmiş. Kadın da saf, temiz, dürüst imanı sağlam, nazik düşünceli ama geç kalınmış bir rastlantı imkansız diye geçirmiş içinden. Öyle korkmuşlarki hislerinden uzaklaşmışlar birbirlerinden. Adam başka bir sevdaya, kadın yüreğine sadakatle Aşk’a sığınmış. Adam başka birini kendini kaybedecek kadar çok sevmiş. Kadın mutlu olsun diye dua etmiş.
Kısa sürede bitmek zorunda kalmış adamın aşk macerası Allah razı gelmemiş. Görüşmüyor konuşmuyorlarmış ama adamın nasıl canı yanıyorsa kadın aynı acıyı hissediyor dualar ediyormuş dostuna. Yıllar sonra adam geri gelmiş, kırık kalp, dilinde sitem engel olsaydın yaşamazdım bunca acıyı diye. Kadın buruk bir tebessümle acı insanı güçlendirir, yaşaman gerekiyormuş yaşadın.,hoş geldin Allah’ın lutfu safalar getirdin dostum diye karşılamış. Lakin bir süre muhabbetten sonra adam yine sır olmuş, çünkü kadın mahremiyet sınırlarını aşmamış. Adamın her sorununa çözüm, her kaprisine sabır göstermiş özgürlük alanına girmemiş. Kadının derdi, ne Leyla olmak, ne mecnuna kavuşmak. O yüreğine sırladığı sevgisini korumak, vuslatı ahirete bırakmak derdinde. Yazgıyı yazan izin verirse.
Adam hırslı ve gururlu illaki kadını dize getirecek kadın canı yansada azimli sözüne sadık kalacak. Kadın saf sevgi istiyor hesapsız kitapsız sadece seviyor. Adam inadından herşeyi gözüne sokuyor. O kadar canı yanıyor ki kadının gözyaşları içinde secdeye kapanıyor Allahım bu yüreğin sahibi sensin sevdirende sevdirmeyende sensin nefsime uyup kendime azap ediyorsam al içimden bu duyguyu diyor, secdeden başını kaldırdığında adam önde ellerini açmış dua ederken görüyor. Tekrar secdeye kapanıyor uzun uzun secdede kalıyor affet beni Allahım aklımı kaybediyorum galiba senin huzurunda onu görüyorum bağışla bizi diyor, Kıyam ettiğinde yine adam önünde namaza devam ediyor. Namazını bitirip tesbih çekerken gözleri kapanıyor yarı uykulu yarı uyanık ikisi kabe’nin önünde. Hayırlara vesile olsun inşallah. Kadın tekrar uzaklaşıyor ama yolları bir şekilde kesişiyor. Kadın bu yaşadığı olayları düşünüyor nereden nereye geldim derken, bir bakıyorki, içinde kıskançlık gurur kibir kaybetme korkusu değersizlik kızgınlık kırgınlık duygusu yok. Çok şükür diyor bu sınavda kendimi bulmam içinmiş.
Bir bayram gecesi başlayan hikaye başka bir bayram gecesi sonunu yazmaya başlıyor. Bayramlaşma nedeniyle tekrar görüşmeye başlıyorlar. Kadın odağını başka işlere çevresine çeviriyor, tıpkı adamın yaptığı gibi. O güne kadar kadını hiç tanımadığını fark ediyor adam, kadın fark ediyor ki, tanıdığı günden beri hiç değişmeyen maskesini düşürmeyen aynı adam. Önce seviniyor, adamın çevresini tanıyınca durum değişiyor. Bir süre sonra her iki tarafta daha rahat sohbet etmeye başlayınca kadın gördüğü rüya ile irkiliyor.
Hz. Rabia’nın Allah aşkına talipsen, bedelini ödeyecek vazgeçeceksin. Yüreğine sırladığın “sır” la yüreğine sadık kalacaksın, yanacak tütmeyeceksin diyor kadın kendi kendine. Bunu kimseye anlatamazdı zira deli derler insana. Defalarca denemiş uzaklaşmayı başaramamıştı. Tek çare onun gitmesiydi. Adamın ne kadar değer verdiğini asla vazgeçmeyeceğini bildiğinden gururunu kırmak, güvenini zedelemek gerekiyordu. Bu sonsuz ayrılık kadın kadar adam içinde gerekli idi.
Nasıl kıyacaktı bu aşka erteliyordu.O kadar çok ağlıyordu ki, ikaz gecikmedi “Allah kimi ondan çok seversen elinden alır” bu sözle bir kez daha diz çöktü. Bu bedeli en sevgili için ödemeliydi. Gözlerinden döke döke, ciğerlerini söke söke adamın onu bir daha affetmeyeceği şekilde kırdı kalbini. Adam gitti. Kadın biliyordu geri gelecek ve öfkesini kusacaktı adam, razıydı kadın . Öyle ya kırılan kırmadan rahat etmezdi. Adam hiç merhamet etmedi, kanırta kanırta aldı öcünü. Oysa kadını kendi aynı yerden defalarca kırmıştı canını yakmıştı. Yinede kadın sukunetle dinledi ve hakkını helal etti.
Sözünü çiğneyerek gözlerinden yakutları döktü dayanamadı serçe kadar yüreği, “hakkım helal olsun, ama göz yaşlarımı helal etmem” son sözü oldu kadının.
“Senin izninle geleni, senin rızan için terk ettim af’edermisin beni” diye yakardı.
En güzel enstrümanı sessizlikti, tıkadı kulağını dünyanın gürültüsüne, kimsenin kimsesi değildi artık. Son yakutları da topladı avuçlarına usulca yürüdü hirasına.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP