DOLAR 18,4826 0.01%
EURO 17,7972 0.32%
ALTIN 970,320,78
BITCOIN 3734665,93%
Isparta
20°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ÖZGÜRLÜK, SAPKIN DAVRANIŞLAR VE INSANLIK ONURU

ÖZGÜRLÜK, SAPKIN DAVRANIŞLAR VE INSANLIK ONURU

ABONE OL
11 Şubat 2022 18:10
ÖZGÜRLÜK, SAPKIN DAVRANIŞLAR VE INSANLIK ONURU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Bir çocuğun akletmeye başlamasının işareti ‘konuşması’, ‘sayı sayması’ vs. değil, ‘çocukta utanma duygusunun belirginleşmesidir. Çocuk çekindiği ve utandığı zaman. aklın nuru onun üzerine doğmuştur ki, bir kısım şeyleri çirkin görür ve bir kısmına muhalefet eder.”  İmam GAZÂLİ

İnsanı hayvanlardan farklı kılan en önemli özelliklerinden birisi de özgürlükle olan ilişkisidir. Hayvanlar tabiatları gereği hareket serbestîsine sahiptirler. Hayvanlarda akıl ve idrak dediğimiz meleke bulunmadığından tamamen içgüdülerine göre hareket ederler. Yeme, içme, cinsel ilişkide bulunma, tuvaletini yapma gibi fiillerde kendilerini herhangi bir kayıtla veya normla sınırlandırmazlar. Bu durum yalnızca hayvanlar için söz konusu değildir. Deliler (akıl hastaları) de bu hususlarda hayvanların davranışlarına benzer davranışlar sergilerler. İnsanı hayvandan ayıran şey akıl olduğuna göre, aklı (zekâ kelimesini bilerek kullanmadığımı belirtmek isterim) olmayanda hayâ (utanma) duygusu bulunmaz.

Hayvan tabiaten çıplaktır ve örtünme, giyinme diye bir sorunu yoktur. Örneğin bir hayvan, sokak ortasında hiç çekinmeden tuvaletini yapar, dişisiyle çiftleşir. Aynı şekilde bir akıl hastası, insanların gözü önünde tuvaletini yaptığında ona kızılmaz sadece acınır. Giyinmek ve utanmak akıl sağlığı yerinde olan insana has bir duygudur. ‘Mahrem hayat’ mefhumu yalnızca insan için söz konusudur. Sınırsız özgürlük anlayışı, hayvanî bir özgürlük anlayışıdır.

Eşref-i mahlûkat olarak yaratılan insan için sınırsız bir özgürlükten bahsedilemez. İnsan ancak bir takım normlar ve değerler yoluyla bilinçli bir şekilde hareketlerini sınırlandırdığında özgürlüğünün bilincine varır ve hayvanlarla olan farkını ortaya koyar. Kıymetli mütefekkirlerimizden Sayın Ahmet Özcan’ ın şu satırları, bu konuda oldukça aydınlatıcı fikirler ihtiva etmektedir.

“Özgürlüğü bugün her isteyenin arzularını istediği gibi sergilemesi zannedenler, bu kavramı lekelemekte, özünü tahrif etmekte ve bayağılaştırmaktadırlar. (…) Tarih boyunca insanların ve toplumların uğruna büyük bedeller ödediği bu kavramın, bugün müptezel bir yaşam tarzını insanlara dayatmanın yani yeni bir tahakküm biçiminin meşrulaştırıcı kavramı yapıldığı görülmektedir. İnsanlık hiçbir zaman daha serbest zina etmek, daha dekolte giyinmek, daha fazla röntgencilik yapmak, özel hayatı teşhir etmek daha çok ve aleni alkol tüketmek için mücadele etmemiş veya bu konuları bir özgürlük meselesi olarak görmemiştir. Bu tür özel hayat konuları ayıp, günah, haram, kötü kavramları çerçevesinde değerlendirilen kişisel alışkanlıklardır.

Özgürlükle de alakası yoktur. Her toplumda bireylerin bu tür alışkanlıkları için çeşitli düzenlemeler yapılır, yanlış, zararlı ve kötü alışkanlıklar, daha gizli saklı, daha utanarak işlenir. Ama son yüzyılda pagan kültürün bilim ve çağdaşlık kılıfıyla hortlatılması sonucu bu konular bir yaşam tarzı özgürlüğü bağlamında ele alınıp, tüm insanlığa adeta terör estirecek kadar edepsizce dayatılmaya çalışılmaktadır.

“Utanma duygusunu, aileyi, adab-ı muaşereti ortadan kaldırıp tüm dünyayı tüm kamusal alanları da açık bir genelev, meyhane, plaj gibi yapma çabasının gerisindeki paganizm ve buna eşlik eden porno – kozmetik – moda endüstrisinin sömürgen iştahı dikkat çekmektedir. Ayrıca homoseksüel sapkınların ve fuhuş sektörü çalışanlarının da tüm bu ahlaksızlıkların arkasındaki insan tipi olması da bu terörün nereden beslendiğini göstermektedir. Yani özgürlük kavramını bu tür adi mevzularla lekeleyenler, tarih boyunca lanetlenmiş, ayıplanmış ahlaksız unsurlardır ve şimdi batılı endüstriyel egemenliğin verdiği cesaretle, adeta insanlıktan rövanş almaktadırlar.” (Ahmet Özcan, YENİDEN DÜŞÜNMEK/İman ve İslam, s: 108, 109)

İnsan ve insanın özgürlüğü söz konusu olduğunda unutulmaması gereken en önemli husus şudur: Cenabı Allah, ahseni takvîm üzere yaratıp şekillendirdiği insanın fıtratına hangi ihtiyacı, istidadı, duyguyu, yeteneği koymuşsa, o ihtiyacın, istidadın, duygunun, yeteneğin helalinden tatmin edilmesinin bir yolunu da mutlaka göstermiştir. Aksi halde Allah, yarattığı kullarına zulmetmiş olurdu ki, bu durum her türlü zulümden münezzeh ve kullarına karşı çok merhametli olan Cenabı Allah için düşünülemeyecek bir durumdur.

Kuranı Kerim’ de “hududullah” terimiyle ifade edilen helal – haram ölçülerine riayet etmek, Allah’ a iman eden insanlar için bir mükellefiyet ve mecburiyettir. Bunun yanı sıra iyiliği emredip kötülükten menetmek (emr-i bil ma’ ruf ve nehy-i anil münker) de Cenabı Allah’ ın mü’min kullarına yüklediği mükellefiyetlerdendir. Mü’ min insan, kendisine yüklenen bu mükellefiyet sebebiyle açıktan işlendiği için şahit olduğu, zulme, haksızlığa ve toplumda fitneye fesada yol açacak münkerlere gücü nispetinde eliyle, diliyle, kalbiyle müdahale edip onları düzeltmek zorundadır.
Aleni işlenmeyen günahlar ve ma’ siyetler karşısında ise mü’ min insanın tavrı şu olmalıdır.

Mü’ min insan, özel hayatın gizliliği – dokunulmazlığı ilkesi ve Cenab-ı Allah’ ın “casusluk yapmayın” (Hucurât/12) emri gereğince insanların özel hayatlarını didikleyip, onların bilinmeyen hallerini ifşâ etmeye, yaymaya çalışmaz. Ancak onların toplumda fitneye, fesada yol açacak, ilâhi gazabı, lâneti, helâki, belâ ve musibetleri celbedecek hallerini demokrasi kültürü, insan hakları, toplumsal eşitlik, cinsiyet özgürlüğü v.s. söylemler, kılıflar altında ifşâ etmelerine, işledikleri münkerleri, masiyetileri, sapkınlıkları toplum nezdinde meşrulaştırmaya, normalleştirmeye, meraka ve özentiye yol açacak şekilde lanse etmeye yönelik çabalarını, girişimlerini de hoş göremez, normal karşılayamaz.

Mehmet YAKUT

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP