DOLAR 13,2592-3.09%
EURO 15,1365-3.24%
ALTIN 763,79-1,91
BITCOIN 7762261,73%
Isparta

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

PANDORA PAPERS, onlar ve biz…
35 okunma

PANDORA PAPERS, onlar ve biz…

Ferhat Coştur

ABONE OL
24 Ekim 2021 20:40
PANDORA PAPERS, onlar ve biz…
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Ülkemizde, 2006 yılı Ocak ayından itibaren, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin 7 no’lu bendi değiştirilerek, vergi cenneti ülkelerinde yapılan ticari işlemlerde yüzde 30 vergi uygulanması kararlaştırılmıştı. Ancak Bakanlar Kurulu hangi ülkelerin vergi cenneti olduğuna karar veremediği için, bu vergi hala uygulamaya alınamadı. Bu yüzden Maliye Bakanlığı’nın herhangi bir uygulama yapamamasından ötürü hazinemiz de hatrı sayılır gelir kaybına uğramış oluyor.

Ülkemizde bu tanıma uygun olan ve  vergi cenneti olarak nitelendirilen bu yerlerle mücadele, paranın kaçırılmasından çok, vergi cennetlerine aktarılmış kayıt dışı zenginliğin ülkeye dönmesi ve kayıt altına alınmasına yönelik bir çalışma yapılmasına yönelik. Kamuoyunda “varlık barışı” olarak bilinen ve periyodik olarak çıkarılan bu düzenlemeler, offshore ile mücadele yerine teşvik ettiği yönünde bir algıya sebep oluyor.

Bu konuda bir açıklama yapan Global Financial Integrity Politika Direktörü Lakshmi Kumar, mevcut sistemde zenginlerin ‘vergiden kaçınma imkanının’ toplumun geneline nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor ve “Bu sistem, çocuğunuzun daha kaliteli bir eğitim alma, sağlık hizmetlerine daha kolay erişme ve barınma hakkımızı elimizden alıyor.” diyor.

İncelenen belgelere göre, Türkiye ayağında, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı müteahhidi olan Rönesans Holding’in kurucularından Ayşe Ilıcak’ın “Sadece 2015 yılında offshore’a aktardığı paranın vergisiyle; 25 ilkokul, 8 hastane, 15 bin öğrenciye yetecek yurt yapılabilir ya da 115 bin öğretmenin bir aylık maaşı ödenebilirdi.” deniliyor. Peki, dünya genelinde bu ve benzeri iddiaların üzerine gidilebiliyor mu? Hayır! Çünkü, dünya genelinde gizli offshore hesabı kullananların siyasi liderler, yerel politikacılar ile kamu görevlileri ve bunlara yakın iş dünyasından insanlar olması bunu zorlaştırıyor. Eğer eşitlik ve adil bir dünya düzeni özlemi içinde olan ve hümanizmi kapitalizme ezdirmeyen çoğunluk birlikte hareket edebilme kabiliyetini yakalayabilse, durum tersine dönebilir, daha iyi yaşam şartları hedeflenip, bu seviyede bir yaşama rahatlıkla ulaşılabilir. Asgari ücretli çalışanlarının peşinen vergilerini ödediği bir sistemde, onları çalıştıranların bu ahlaksız düzeni yıkılmadığı sürece, hak ve hakkaniyet egemen olamaz. Kısacası ar damarı çatlamış, aç ve doyumsuz mantığa sahip, haram ve helal konusunda vicdanı titremeyen, kendilerini çok akıllı sanan bu aptal ve şereften yoksun kişilerin varlığı sürdüğü sürece, ülkelerin hazineleri kaybederken, şahsi zenginleşmeler de devam edecektir.

Ülkemizde “Nereden buldun yasası?” olarak adlandırılan ve defalarca her türlü engellemeleri ortadan kaldırılarak çağrı yapılan ve yurtdışında tutulan varlıkların Türkiye’ye getirilmesi durumunda, “Nereden buldun?’ diye sormayan bu düzenlemeler, kara para aklamanın önünü mü açıyor? diye sormaktan kendimizi alamıyoruz… Zaten Türkiye’deki yasal düzenlemeler sonucu sisteme sokularak, bu şekilde yasal hale getirilen bu kaynaklar, daha sonra yurt dışına rahatlıkla tekrar çıkarılabiliyor da…

Yasa gereği kaynağı belirsiz varlığını kayıt altına alanlara sıfır vergi avantajı uygulanıyor. Bu durum, kara paranın Türkiye’de aklanma riskinin yanı sıra vergi adaletsizliğine giden yolu da açıyor.

Pandora Papers’ta Türkiye’den 220’den fazla isim yer alıyor. Bu isimler arasında yeni zenginlerden köklü holding sahiplerine, iş dünyasının önde gelen temsilcileri ve kamuya mal olmuş kişiler de bulunuyor.

“Vergi kalkınmanın temelidir.” Ama kime vergi? Köylüye, işçiye, çalışana, çiftçiye, halka…

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.