DOLAR 18,4191 0.52%
EURO 17,8508 -1.1%
ALTIN 973,04-1,08
BITCOIN 349502-0,88%
Isparta
17°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

SAYA (KÖSE) GEZMESİ

SAYA (KÖSE) GEZMESİ

ABONE OL
31 Ocak 2022 09:41
SAYA (KÖSE) GEZMESİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

 

   Ankara Kulübü önderliğinde Ankara Büyükşehir, Yenimahalle, Keçiören, Bala Belediyeleri ile Köseli Köyü İşbirliği ve Geliştirme Derneği tarafından Barla Köseli köyünde gerçekleştirilen Saya Gezmesi etkinliğine 29 Ocak 2022 Cumartesi günü katıldım.  Bu etkinlikte Türk Milletinin bir evladı olarak beni çok gururlandıran ve çok mutlu eden bir geleneği ilk defa hayatımda tanıma fırsatı yakaladım.

   Saya Gezmesi, kökeni Türk ve Altay halk kültüründe bulunan bereketi artırmak için düzenlenen bir törendir. Daha sonra Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınan Saya Gezmesi, özellikle hayvancılıkla uğraşan yörelerde görülür. Saya geleneği yörelere göre çeşitlilik arz etmekle birlikte Ocak ayının 3 veya 4’üncü haftaları içinde kutlanır. Bu günler halk tabiriyle kuzunun ana karnında tüylendiği günler olarak bilinir.

  Saya Gezmesi’ nin kış ortasında yapılmasının amacı; köy halkının kışlık stoklarını kontrol ederek, yetersiz çıkanlar için vakit varken önlem almak suretiyle hep birlikte ve içleri rahat olarak baharı beklemek şeklinde özetlenebilir. Kısaca fakir insanların onurlarını kırmadan onlara bir eğlence ortamında gönülden yapılacak yardımların araştırılması için yapılan bir sayım gezmesidir

  Bu Saya Gezmesi sayımında insanların kendilerine ayırdıkları yiyeceklerin ve yakacakların yarısı, hayvanların yeminin üçte biri hala duruyorsa iyi bir kış geçirileceğine inanılır. Eğer bundan daha azı kalmışsa ona göre tedbirler alınır ve tedarikli olunur. Kışın gidişinin kutlandığı bu kadim gelenek; özü itibariyle baharı karşılayan Nevruz, Hıdırellez, Çiğdem Pilavı ve buna benzer diğer Anadolu geleneklerinden ayrılıyor.

  Saya Gezmesi genellikle habersiz başlar, yeni yılın çobanları yanlarına aldıkları gençlerle bir saya gurubu oluşturur. Gençler koyun, dede gibi kıyafetlere bürünerek kapı kapı dolaşmaya başlar. Maniler söyleyerek evlerden bahşiş toplarlar. Bu bahşiş para, un, yağ, bulgur, yufka ekmek, yumurta, şeklinde olur. Bu şekilde evden toplanan malzemelerle yemek yapılır ve ardından köy odalarında saya yemeği düzenlenir.

  Çok eskiden köylerinde kışın hava karardıktan sonra gecenin ilerleyen saatlerine dek çoluk çocuk değişik kıyafetler giyip şarkı, türkü söyleyerek ev ev gezip ev ahalisini korkutarak yiyecek içecek toplarlarmış. ertesi gün bu yiyeceklerle imece usulü yemekler yapılıp tüm herkes beraber yermiş. Bunlar kışın çabucak gitmesi, baharın çabucak gelmesi ve kötü ruhlardan arınmak için yapılırmış.

   Öte yandan hayvancılıkla uğraşan Türk ve Altay halklarının koruyucu ruhlarından, hayvancıların koruyucusunun adı da Saya Han’dır. Saya Han için düzenlenen bu kutlamalarla gökteki ruh memnun edilirse yerdeki hayvanların döl bereketinin artacağına inanılırmış.

   Yöresel olarak değişiklikler göstermekle birlikte Saya Gezmesi; koç katımından yüz gün sonra, bir başka hesaba göre Zemheri ayının 5 veya 6’sında ya da günümüz takvimine göre Ocak ayının 3. ve 4. haftaları içinde yapılmaktadır. Kimi yerlerde “Koyun yüzü”, “Davar yüzü” şeklinde de ifade edilen Saya Gezmesi aynı zamanda baharın müjdecisidir.

   Artık kışın yarısı geçmiştir. Kalan yarısı için gerek evlerde gerekse ağıllarda kontroller yapılmış, önlemler alınmıştır. Bundan sonrası kutlama zamanıdır.


Saya Gezmesini izlemek için yakın köylerden ve Ankara’dan gelen coşkulu bir kalabalıkla izlediğimiz etkinlikler; Seymenlerle birlikte Ankara’dan gelen konukların davul zurna eşliğinde karşılanmasıyla başladı.

 


Köy meydanında, konuk Ankara Kulübü Seymenleri ile birlikte mahalle halkının da katıldığı halk oyunları oynandı. Bu arada tören alanı kenarında yakılan ateşlerin üzerindeki dev kazanlarda, Saya gezmesinden sonra ikram edilecek yemekler hazırlanması sembolize edildi. Burada Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Yenimahalle ve Keçiören Belediyeleri tarafından ikram edilen çorbalar, tatlılar ve çaylar biz gelenlere ikram edildi.

   Sırada Saya Gezmesi vardı. Önce bir Saya Grubu oluşturuldu. Grupta çeşitli roller üstlenen köylüler kıyafet ve makyajlarla hiç tanınmayacak hale geldikten sonra kapı kapı gezmeye başladılar. Bu arada hem oyunlar oynandı hem de maniler söylenerek bahşişler toplandı. Toplanan bahşişler genellikle bulgur, un, yağ, bazen de para oldu.

 Gelenek toplanan bu malzemelerle yemek yapılması ve bu yemeğin hep birlikte yenilmesi şeklinde ancak konuklarla birlikte büyük bir kalabalık toplandığı için, yapımına önceden başlanan bugünün yemekleri köy camisinin altındaki yemek yeme yerinde hazırlanmış durumda idi.

   Köy Camisinin altında kurulan yemek yeri büyük bir restorana dönüşmüştü. Pilav üstü etlerimiz o kadar lezzetli idi ki, anında tüketildi. Şenlikler yemekten sonra da devam etti. Gecenin en çok ilgi gören bölümü finalde oynanan Sin Sin oldu. Ateşin etrafında oynanan Sin Sin, kaçma, kovalama, yakalama, sırta vurma gibi şakalaşmalarla diğer oyunlardan ayrılıyor. Böylece tıpkı Saya Gezmesi gibi kökeni Orta Asya’ya uzanan kadim Sin Sin geleneği de yaşatılmış oldu.

   Sonuçta tüm katılanlar anladık ki, Türk Milletini bu zamana kadar ayakta tutan Saya Gezmesinde olduğu gibi bu dayanışma ve işbirliği olmuştur.

   İşte bu faaliyetler sırasında beni çok etkileyen ve çok duygulanmamdan dolayı gözlerimi yaşartan bir durum yaşandı.

   Tam tören zamanı bütün katılanların iştiraki ile birlikte hep beraber İstiklal Marşımız söylendi ve İstiklal Marşımız biter bitmez camimizden Akşam ezanı okunmaya başladı.

   İşte bu İstiklal Marşımız ve Ezanımızın okunması sırasında duygularım bir anda zirve yaptı. Bir taraftaTürk olmaktan duyduğum gurur ve sevinç, bir tarafta bu ezanların vatanımız üzerinde dinmemesi için el ele vermiş ve şehit olmuş atalarımın üzüntüsü beynimde zirve yaptı.

    Burada Mustafa Kemal’in aşağıda ifade ettiği yüksek ruhu yeniden yaşadım.

   ‘’Karşılıklı siperler arasındaki mesafe sekiz, on metre, yani ölüm muhakkak… Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulamamacasına düşüyor, ikinci siperdekiler onların yerine geliyor, fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz?.. Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini de biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılmak yok… Okuma bilenler Kuran’ı Kerim okuyor ve Cennet’e gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şahadet çekerek yürüyorlar. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.” 

   İnşallah Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm sorunları kökü Orta Asya’ya dayanan Saya Gezmesinde gördüğümüz gibi ortak akıl ve gönül birliği ile tüm savaşları ise gerektiğinde Çanakkale ‘de olduğu gibi Atamızın işaret ettiği bu örnek yüksek ruh ile kazanılır.

 

Tuğtigin Şen

Emekli Albay/Araştırmacı

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP