DOLAR 16,3690 -0.07%
EURO 17,5446 0.23%
ALTIN 974,36-0,02
BITCOIN 4861341,45%
Isparta
19°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

SİSTEMLİ SİSTEMSİZLİKLERİN ÇARKINA YAĞ OLMAYALIM
1101 okunma

SİSTEMLİ SİSTEMSİZLİKLERİN ÇARKINA YAĞ OLMAYALIM

ABONE OL
9 Şubat 2022 20:57
SİSTEMLİ SİSTEMSİZLİKLERİN ÇARKINA YAĞ OLMAYALIM
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhaba sevgili dostlarım…

Bugün birtakım sistemsizliklerden bahsetmek istiyorum size ve tabii ki çözüm yollarından da. Maalesef ki ülkemizin birçok yapısını, kurumunu, insanını ele geçirmiş olan “aman sendecilik” zihniyeti, her işi daha da zorlaştırmakta ve zaman kaybıyla beraber verimin düşmesine neden olmakta, durmadan ve önemsemeden aynı yeri aşındırmaya programlanmış bir kargaşa düzeni yaratmakta. Bu kargaşa ortamının içinden başını dışarı çıkarıp nefes almak isteyenler bilir misiniz ki tamamıyla kapı dışarı ediliyor. Ya bu sisteme ses çıkarmadan istenildiği, var olduğu şekilde boyun eğeceksin ya da buyurun kapı orada, kimse sizi zorla tutmuyor.

Bir bu kadar da yüzsüzlük var işin içinde yani. Senden cebinde tek kuruş bırakmamaya istekli bir sistem tasarlıyorlar, nitekim paranı da almaya ağzı sulanan tasarım harikası(!) yapılar, karşında ellerini ovuştururken, anlıyorsun ki sadece ellerini ovuşturmuş ya da paran yoksa değerin de yok gibilerden bir muameleyle senin yüzüne sırıtmaktan geri durmuyorlar. Hep almaya programlanmışlar ancak, hizmet vermek kimsenin amacı değil, zaten emin olun bu kafadakilerin de harcı değil. Ama öyle bir kuşatmışlar ki her yeri, gidebileceğin başka yer yok. Seçebileceğin seçeneğin yok. Buna izin vermiyorlar.

Bir insanı seçeneksiz bırakmak en büyük itaat aracı olsa gerek, hatta işkence aracı mı demeliydim? Dolayısıyla mecbursunuz, sizin için tasarlanmış hâli hazırda var olan geleneğin, sömürü düzeninin içine sürüklenmeye. Ancak içindesiniz diye kabullenmeniz mi gerekir? Şimdi siz benden iştahla örnek vermemi bekliyorsunuz. Vereceğim, ancak hangi örneği versem diye birçok seçenek arasında kararsız kalıyorum. Hatta hangisini ilk örnek olarak versem diye de bir kararsızlık hakim şu an bende. Ama takdir edersiniz ki çok uzağımızda değil örnekler.

Bir şeylerin sürekli fiyatı artıyor, bunun farkında olmayanı yoktur aranızda. Küçük ama, mide bulandırıcı bir örnek buyurun başlıyoruz: Daha bir ay önce zam yapılmıştı aldığım damacana suya, az önce yine zam yaptıklarını söylediler. Peki iyi hoş, anlamaya çalışıyorum üreticiyi, bu keşmekeş ortamda tutunamıyorlar. Ancak en artı, ürününe benim için ne ekliyorsun ya da ne gibi iyileştirmeler yapıyorsun? Hizmet aynı, ancak fiyat sürekli değişiyor. Bu durum ev kiraları için de geçerli. Ev sahipleri evlerine hiçbir düzenleme, onarım, iyileştirme yapmıyorlar ancak kiraya zam yapabiliyorlar.

Bir başka örnek, elektrik faturaları. Geçen seneden iki katı daha fazla (hatta bazı hanelerde daha fazla) dudak uçuklatan faturalarla baş başa kalmanızı sağlayarak size; bakım, onarım çalışmaları, yenilik, hizmet kalitesinde hiçbir değişim olmadığı için dört gün elektriksiz bırakabilme cüretini de yanında hediye edebiliyorlar. Bir başka örnek, sana hastasın mr çektir, durumunu anlayalım, ancak en erken tarihe almaya çalış diyorlar. Sen hastane hastane dolaşıyorsun bir an önce mr çektireyim diye, durumunu öğrenmek istiyorsun. Sonra bir hastanedeki personel, parasıyla ön bir tarihe alabileceğini, hatta hastalığından ötürü sana yardımcı olabileceğini, kesinlikle hemen çekilebileceğini söylüyor.

Ancak ilk önce doktordan mr istemi yaptır diyor. Tamam diyorsun, umutlanıyorsun, harika en azından para vereceksin ama değecek diye düşünüyorsun -şunu belirteyim, bu el altından alınan bir para değil, hastanenin işleyişinde var olan bir uygulama- Hatta bu sisteme şaşırıyorsun, birileri para aldığı halde işini doğru yapıyor çünkü. Seni önemsiyor, uzun uzadıya konuşuyor seninle, ilgileniyor samimi bir şekilde. Neyse, doktora istem yaptıracağın gün gelip çatıyor. Gidiyorsun hastaneye. Sistemin yazımın en başında bahsettiğim; köhne, havasız kalmış, eskimeye yüz tutmuş ancak bunda ısrarcı olunmuş bir yapılanması mevcut. Randevun olduğu hâlde seni sıraya alıyorlar ve iki saat sonra neyse ki sana sıra geldiğini gösterir ışık yanmaya niyet ediyor.

Sonra doktora istem yaptırıyorsun ve bir heyecanla sana numarasına kadar vermiş olan personeli arıyorsun ve sana diyor ki ben bir şey yapamam maalesef, erken tarihli mr yok diyor. Ben de diyorum ki içimden biriniz de beni yanıltsaydı keşke. Bir başka yaşadığım örnek daha var tabii, hatta çok. Ancak yazıyı fazla uzatmaktan da çekiniyorum. Ancak şunu da düşünüyorum, gerekli olduğu sürece, yazının uzamasında bir sakınca olmamalı. Zaten okumaya gönül vermiş olanların benim yazılarımı okuduklarını düşünüyorum. Dolayısıyla uzadı diye hayıflanacak biri, şu an bu satırları okumuyordur. Okuyorsa da anlayamıyordur zaten, hiç kalkışmasın.

Bir tane daha örnek verip çözüm yollarından bahsedeceğim.
Madem sağlık konusundan açıldı konu, devam edeyim. Tedavi amaçlı, sizi hastanede almış olduğunuz tedavinin yanında destekleyip yardımcı olacak ve %85 oranında iyileştirebilecek bitkisel bir kür alma durumum oldu birkaç ay önce. Uzun uzadıya bilgi verip bana dört aylık bir kür göndereceklerini ve bundan sonra artı alacağım ufak çaplı destekleyiciler olabileceğini ki şayet buna gerek kalmayabileceğini söylediler. Hem de onların sözüyle tabii ki iş yapmadım, araştırdım kendilerini, ama ne kadar araştırabildiysem. Sonra tamam dedim, kabul ettim. Ve bana dört aylık kürü ödediğim büyük bir ücret karşılığında gönderdiler. Ben gönderilen ürünlerin bana açıkçası dört ay yetebileceğini düşünmüştüm. Yetebilirdi de. Ancak bana bu ürünleri o kadar fazla miktar ve ölçeklerde kullandırdılar ki ancak bir buçuk ay yetebildi gönderilenler. Savunmaları da benim durumumda bu şekilde kullanılıyor olmasıymış. Ancak bana telefonda böyle söylememişlerdi. Neyse ki insaflı davranıp bana tedavim yarım kalmasın diye kürün içindeki en pahalı ve kullanılması gerekli olan iki takviyeyi ücretsiz gönderdiler.

Ancak bunlar da bir buçuk ay sürdü. Toplamda üç aylık kullanabildim yani. Ve sonra bana denilen, bir tane daha bu yüksek ücretli olan takviyeyi almam gerektiğiydi. Aralarda tabii ki başka eksilenler ve kullanmam gerektiği söylendiği için aldıklarımı saymıyorum. Dolayısıyla düşündüm, bende hiçbir iyileşme yoktu. Ancak olduğu söyleniyordu. Ne garip dedim. Güvenimi yitirmem böyle oldu. Yaşadığımdan pişman değilim, bir şeye mutlaka faydası olmuştur, sonuçta zarar veren şeyleri kullanmadım. Sadece şuna dikkatinizi çekmek istiyorum: Öyle bir sistem ki bu ilk önce sizi çaresiz bırakıyorlar, sonra çözüm yolları sunuyorlar ve siz çaresizce buna sarılıyorsunuz. Karşı taraf da bunu bildiğinden istediği gibi durumu kontrol etmeye, çıkarlarına uygun bir hâle getirmeye yöneliyor. Ve siz başlangıçtaki noktaya geri dönüyorsunuz.

Çünkü elinizde kayda değer hiçbir şey olmadığını fark ediyorsunuz. Bunların her biri başlı başına bir tecrübe ve ders. Bunları niye anlattım? Herkesin, tabii anlamak ve uyanmak isteyen herkesin ya başında olan ya da başına gelebilecek olan türden örnekler. Ve maalesef ki sistemin yalan, düzenbaz ve hilekâr gerçekleri… Niyetim size içinde yaşadığımız bu yapaylığı ve sahteliği göstermekti.

Sanırım çözüm yollarına geçmeliyim. En başta, söylenme ve şikâyet etme kültürünün içinden kendimizi sıyırıp her ortam ve durumda yaşayabilecek, bunlarla baş edebilecek ruhsal ve fiziksel dirence, sağlamlığa, esnekliğe adamalıyız kendimizi. Çünkü sistem değişmiyor ve biz sistemin değişmesini bekleyemeyiz. Beklersek iş bizim açımızdan çığırından çıkabilir. Bedenen, ruhen ve zihnen gelişip güçlenerek; liyakat, bilgi, beceri, ustalık, çaba ve işini her koşulda iyi yapabilme ile işine değer verme kapasitelerini bünyesinde toplayan kişilere alan açmaya, onların sesini duyurmaya ve onları desteklemeye başlamalıyız.

Ayrıca bunlardan biri kendimiz de olmalıyız. Yan gelip yattıkça, yan gelip yatma kültürü beslenir sadece. Dolayısıyla bu sistemi besleyecek davranış ve uygulamalardan sakınmalıyız. Alan açışımız sömürmek isteyene olmasın. Hep şöyle düşünmüşümdür: Biri bir şeyleri doğru yapmıyorsa, senin oradaki katkın, yapabileceklerin neler olabilir o ihtiyacı giderebilmek adına? Şunu açıkça söyleyebilirim, ben durmayacağım. Sistem her ne kadar bizi yerimizde kalmaya, boğazımızı sıkmaya, sömürmeye kodlanmış olsa da biz sömürülmeye kodlanmamalıyız. Yapılacak bir şey varsa, o hâlde yapmalıyız.

Sadece, “aman sendecilik” zihniyetinin ve kestirme yollarla iş bitiriciliğin, bu sistemi nasıl büyüttüğünü görmek bile bir başlangıç olabilir. Ancak dikkat edin başlangıç dedim. Çünkü sorunu görmeden, çözüm üretemezsin. Görmek bu sebeple gerekli, ancak tek başına yeterli değil. Yoksa hiçbir şey yapmadan görmek, hastalığı görüp bir türlü tedaviye geçememeye benzer. Bu da sorunumuzu çözmez. Bu durumda anlayıp işe koyulmak bizi bu keşmekeşten kurtarır, ferahlatır, işe yarar hâle getirir.

Bir Stoa duasıyla yazımı bitireyim o vakit:
“Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için kuvvet, değiştirebileceğim şeyler için cesaret, bu ikisini birbirinden ayırmak için ‘akıl’ ver.”

Bu yalan dolan sistemin hiçbir çarkına yağ olmayacağımız günlere…
Sevgiyle…

Ahu ÇETİN

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP