DOLAR 18,0700 -0.06%
EURO 18,2727 -0.12%
ALTIN 1.018,97-0,24
BITCOIN 412293-1,85%
Isparta
21°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ataşehir escort
istanbul escort bayan
Şu İmam Hatiplilik Meselesi
17821 okunma

Şu İmam Hatiplilik Meselesi

ABONE OL
23 Şubat 2022 17:07
Şu İmam Hatiplilik Meselesi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sloganını şöyle seçmiş bir yayınevi : “insan okur”
İnsan yer…
İnsan içer…
İnsan uyur…
Eyvallah, ama “insan okur” demek ne demek?

Kastedilen şeyin kitaplar olduğunu tabii ki biliyorum; Cilt cilt kitaplar, cilt cilt siperler, cilt cilt putlar…

Zamanın bir diliminde, çölde bir dağda, okuma yazma bilmeyen orta yaşlı bir ademe gelen “oku” emri vardır. O emre de, o ademe de inanırım. Babam kadar olmasa da inanırım. Ama bu “insan okur” sözü bana vahy gibi gelmiyor. Çünkü bir ümmî’ye seslenmiyor. Okuma yazma bilen bana sesleniyor. Ve benim peygamber olma şansım yok. Niçin okuyayım ki?

Bunu da biliyorum; insan peygamber olmak için okumaz.

Okuyan birisiyim. Çocuktum, o zamanlar da okurdum. Milliyet çocuklar, Teksaslar, Tommiksler, Kaptan Swingler…

R… iyi kuş vururdu, ben pek beceremezdim. Odama gider okurdum. F…’ye aşıktım üstelik ama söylemeye bir türlü cesaret edemezdim. A… ile öpüşürken gördüm bir ara F…’yi.
Daha çok okudum.

R…, F… ve A… benden daha çok hakimdi hayata. Ve hakkında daha çok şey bilirlerdi. Ben geç kalırdım Enid Blayton’a daldığım için.

İnsan okurmuş… daha çok insan olurmuşuz… Ne büyük yanılgı.
Ne de güzel anlatır Kundera “Şaka”sında hayatı roman sanan bir adamın yanılgısını.
İlkokul yılları hayatın gerçeğini örtmek için geçen okumalarla doluydu.
Sakız satmakta başarısızdım, Kemalettin Tuğcu okudum.
Hüzünle acı arasındaki farkı bilmezdim Peyami Safa okudum.
Çalışmaya iki hafta sabredebildiğim sucudan ayrılıp okulun karşısındaki kitapçıdan “Kaçak Lassie”yi çalıp okudum.

Kafka iki büyük günah var diyor; biri sabırsızlık, diğeri tembellik. İkisinden de ben de bol bol var. Okumasam yine de o okula kayıt olacakmışım: Merkez İmam Hatip Lisesi.
Karanlık, ahşap zeminli, üçerli oturma düzeninde doksan kişilik bir sınıf. Paralı yatılılar, parasız yatılılar, ilkokuldan sonra iki yılını kuran ezberlemek için kuran kursunda geçirmiş hafızlar… Yatılıların yemekhanede üzerlerine sinmiş kızartma kokusu, öğle aralarında evcilerin getirdiği yumurta kokusu, ter kokusu… Üstüne üstlük bazılarının gözlerinizin içine baygın baygın bakan gözlerinin kokusu… O kokularla, o gözlerle baş edemez okurdum. İnsan olmak hayatı onlarla paylaşabilmekten geçerdi: orta sonda kıl çekme yarışlarına katılmaktan, caminin arkasında sigara içmekten… İnsan olamadığım için okudum.

Ötekilerin okuduğum kitaplarda olduğunu sanırdım. Okumanın yanılgısı…

Lisede benim de ötekiler içinde olduğumu anladım. Emniyet binasıyla yan yanaydı bizim okulun binası. Tam karşıda da askerlik şubesi. Bu durum hocalarımızı çok gererdi. Bilhassa sistemden çekinen meslek hocalarımızı. Pazartesi ve cuma günleri İstiklal Marşı için toplandığımızda ya da resmi bayramlarda yapılan törenlerde çok dikkatli olmalıydık. Hem emniyetin hem de askeriyenin gözü bizdeydi. Öyle bilirdik. Tüm liseler bu törenleri şamataya çevirirken bizler başımızda zebaniler sus pus geçirirdik.
Turganyev okurdum sus pusluğu sindiremediğim için.

Fıkıh derslerinde zina bahsi hepimizin pür dikkat dinlediği bir bahisti. Teneffüste, boyasını jiletle kazıdığımız pencereden, beş yüz metre ileriden geçen, kaç yaşında, güzel mi çirkin mi hatta erkek mi kadın mı olduğu bile belli olmayan bir silüete, üst üste çıkıp acayip sesler çıkararak bakıp, kendimizden geçtikten sonra fıkıhçıyı beklerdik; konunun zina olduğunu hepimiz bilirdik.
Anlatırdı: elle zina, dille zina, gözle zina. . .
Dille zinayı anlatırken birbirimize dil uzatıp güler, gözle zinayı anlatırken de hafızlarla göz göze gelmekten korkardık. Bidolu ergen erkekle aynı ortamda ergenlik yaşadığım için okudum İhtişam ve Sefaleti, Madam Bovary’yi…

Köylülüğün ve gericiliğin gelecekteki temsilcileriydik. Öyle bakardı hem içerdekiler hem de dışarıdakiler. Bizimse bunu yıkmak için yapabildiğimiz tek şey tefsir derslerine sarhoş girmek, abdestsiz kuran okumaktı. Bireyliğimiz eğitimin tüm incelikleri uygulanarak iğdiş edilmişti. Dinci örgütlerin liderleri bile bizim okulumuzdan çıkmazdı, düz liselilerdi. Foucoult, Sartre, Gide, Şeriati’yi bu açığı kapatmak için okudum ama beyhude.
Ötekilikten kurtulmak için okurmuş insan, sisteme girebilmek, hayata dahil olmak için. . .

Boş vakitlerini okuyarak değerlendiren biri olmaya hep imrendim boş vakitlerini gözlerini dinlendirmek için harcayan biri olarak. Cumartesi akşamı Çoban Hayri ile oturduk içtik. Okuması yazması yok denecek kadar. Ama kütüphaneler yutsanız hayatı onun kadar tanıyamazsınız. Konuştu da konuştu, anlattı da anlattı. Kafa kıyak olmuşken aklıma o slogan geldi: insan okur. Yuh dedim kendi kendime, yuh ki ne yuh. İnsan okurmuş, ne de büyük yalan.
insan yaşar kuş beyinlim, insan yaşar.

Seyfullah KARAKÖSE

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP