DOLAR 13,71940.4%
EURO 15,56840.18%
ALTIN 786,210,93
BITCOIN 725822-6,39%
Isparta

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

TIRTILDAN KELEBEĞE
21 okunma

TIRTILDAN KELEBEĞE

Ormanda yürüyüşe çıkan bir adam ağaçlardan birinin dalında bir koza gördü.

ABONE OL
16 Eylül 2021 11:33
TIRTILDAN KELEBEĞE
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hatırladığım kadarıyla hikâye şöyleydi: Ormanda yürüyüşe çıkan bir adam ağaçlardan birinin dalında bir koza gördü. Kozanın içindeki tırtıl kozadan çıkmak için çabalıyor, kozayı dışa doğru itiyor, sallıyor fakat çıkmayı bir türlü başaramıyordu. Adam, tırtılın artık kelebeğe dönüşmüş olduğunu düşündü, bu duruma daha fazla dayanamadı ve onu incitmemeye gayret ederek kozada ufak bir delik açtı. Biraz sonra bu delikten bir kelebeğin önce antenleri ardından başı göründü ve kelebek kozadan çıktı.

 

Küçük kelebek, güçsüz ayaklarıyla kozanın dışına tutundu ve düşmemek için denge sağlamaya çabaladı. Dengesini sağlayıp biraz dinlendikten sonra bu sefer kanatlarını çırparak uçmayı denedi. Ancak kanatları çok zayıftı ve henüz iyice gelişmemişti. Kozadan ayrılıp birazcık yükseldikten sonra kanatlarının hareketi önce yavaşladı sonra tamamen durdu ve küçük kelebek hızla yere düştü.

 

Adam eğilip toprakta debelenen kelebeği nazikçe aldı, kelebekcik adamın avucunda kanatlarını çırpmaya çalışıp birkaç kere döndükten sonra durdu. Hiç kıpırdamıyordu. Adam, kelebeği işaret parmağının ucuyla hafifçe dürttü, ona doğru usulca üfledi ama kelebek hiç kımıldamadı, ölmüştü.

 

Adam, kozayı vaktinden evvel açtığını anladı ve tabiatın işleyişine müdahale ettiği için çok pişman oldu. Kendisinin aceleciliği bir kelebeğin hayatına mâl olmuştu.

 

Bu hikâyeden hayata dair pek çok ders çıkarılabilir, benim zihnimde oluşan çağrışımların en kuvvetlisi çocuklarımızla ilgili. Onların birer tırtıl olarak girdikleri kozalarından kendi çabalarıyla eşsiz birer kelebek olarak çıkmalarına çoğu zaman izin vermiyoruz.

 

Şunu unutmayalım: Büyümesini tamamlayan bir tırtıl, evvela kendisini içine hapsedeceği kozayı dokumaya başlar. Bir tırtıl kozayı dokuyabilmek için 4-5 gün içinde yaklaşık 130 bin kez 8 biçiminde baş hareketleri yaparken bir yandan da ağzından vücut kütlesinin yüzde yetmişini oluşturan ipek sıvısını salgılar.

 

Sonunda 900-1500 metreyi bulan bir iplik üretir. Bu muhteşem çabayı gösteren tırtıl, güçlü ve dış dünyanın şartlarıyla mücadele etmeye hazır bir kelebeğe dönüşünce bu sefer kozadan çıkmak için mücadele eder. Dışarıdan bir müdahale yapıldığı taktirde ise kasları ve kanatları gelişmemiş, dirençsiz bir kelebekle karşılaşılır. Çocuklarımızın kendilerini geliştirmeleri, fizikî ve ruhî bakımdan sağlıklı bireyler olabilmeleri için müdahaleci olmamamız ve onların hayata tutunmak için çaba göstermelerine izin vermemiz gerekiyor.

 

" alt="">

Çocuklarımızın hayatın gerçekliği karşısında takındıkları tavır ve tutumları bizim onların davranışlarına gösterdiğimiz tavır ve tutumlar şekillendiriyor. Aşırı korumacı tavrımızın çocuklarımıza faydasından çok zararı dokunuyor. Acıkmadan karınlarını doyuruyor, üşümesinler diye sıkı giydiriyor; yorulmasınlar diye yürütmüyoruz.

 

Bir sorunla karşılaşmasınlar diye en sağlam tedbirleri alıyor, buna rağmen karşılarına çıkan bir sorun olursa onu anında çözüyor, kendilerinin çözüm arayışı için attıkları ilk adımlarını ivedilikle durdurup girecekleri yolların başını tutuyoruz. Acıkmaktan, üşümekten, çabalamaktan, yorulmaktan habersiz; hiçbir şeyden mahrum etmediğimiz, mahrumiyet duygusundan mahrum bir nesil yetiştiriyoruz.

 

Büyüdüklerini fark etmelerine bile fırsat tanımıyoruz. Düşmesine izin vermediğimiz bir çocuk kalkmayı nasıl öğrenebilir? Henüz ilk tökezlemesinde koşup onu tutarsak yanında olamadığımız zamanlardaki tökezlemeleri hiç şüphesiz daha sert düşüşlere yol açacak.

 

Geçenlerde bir videoya rastladım: Bir kuş yavrusu yerde yürümekte olan bir tırtılın önüne geçiyor, gagasını açıp onun gagasından içeri girmesini bekliyor, tırtıl yön değiştirdikçe yeniden önünü kesip aynı hareketi tekrarlıyordu çünkü böyle öğrenmişti, o zamana kadar yemeğini hak etmek için hiç çabalamamıştı. Anne kuş, gagasını her açtığında bir solucanı getirip gagasından içeri bırakmış, yiyeceğini aramasına, onu bulmak için çabalamasına fırsat tanımamıştı.

 

Çocuklarımıza birer yetişkin olmak için yürüdükleri yolda göstereceğimiz tahammül, hiç şüphesiz onlara sağlayacağımız en büyük destek olacak. Anne-babalar olarak bu şuurla hareket etmemiz evvela çocuklarımıza sonra mensubu bulunduğumuz topluma karşı borç ve sorumluluğumuz.

 

Aksi hâlde etrafımız hayatın zorluklarına karşı âciz, problem çözme becerisi gelişmemiş fertlerle dolup taşacak ve onların bu durumuna sebep olan ebeveynlerin haksız yakınmalarıyla sıkça karşılaşacağız. Ne diyordu o meşhur hikâyenin sonunda: “Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak.”

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.