DOLAR 16,6773 0.2%
EURO 17,4500 0.27%
ALTIN 972,75-0,01
BITCOIN 322213-3,83%
Isparta
20°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

şişli escort

bettilt giriş

Truva’dan günümüze…
17221 okunma

Truva’dan günümüze…

ABONE OL
27 Ocak 2022 17:30
Truva’dan günümüze…
0

BEĞENDİM

ABONE OL
“Top oynadım, acıktım” yılları… henüz çocuğuz. Büyüklerin “Moskof mezalimi, Yunan mezalimi” diye düşman tasnifi yaptığı zamanlar. Merak ediyoruz; okuma, araştırma, öğrenme merakı var ama kaynak yok! Yokluk zamanlarımız… Günlük ulusal gazetelerin bile günaşırı, bazen iki gün sonra elimize ulaştığı siyah/beyaz yıllar. Ben gaz lambasıyla ders çalıştığımı çok iyi hatırlarım. Daha sonra voltajların med /cezir yaptığı elektrikle tanıştık. Bizde ki öğrenme arzusu artarak devam ediyor. Derken, çok temiz modern pırıl pırıl bir kütüphaneye kavuştuk. Rahmetli Halit Bingöl (Allah rahmet eylesin) ve Ruşen Bayrak ağabeyin bize kitap temin edebilme gayretlerini hiç unutamam.

 

O kütüphane günlerinden birinde elime bir kitap geçti. Çevirisini kimin yaptığını, hangi yayın evinin basımını gerçekleştirdiğini hala merak ettiğim bir kitap; sayfaları adeta sükût etmiş, açılmaya veya okunmaya muhtaç olduğu her halinden belli sarı sahifeler…

Homeros’un İlyada”’sı… Terimler, isimler yabancı ancak zorda olsa bir Yunan destanından haberdar olmuş olduk. Eksik gedik Homeros Truva Savaşı’nı anlatmış. Bizde ki destanların eline su dökemez!

Hemen belirteyim karşı Yunanlı ile bizim Anadolu’nun cebelleşme /çekişme tarihi Truva savaşıdır. Tarih mi? M.Ö olduğu kesin. Farklı görüşler var. Yani hadise Hz İsa öncesi, epeyce önce…

 

Peki, nedir bu Truva savaşı?

Güncel olarak Truva’da yapılan son kazılar, yüzyıllardır tartışılan iki konuya açıklık getirir: Antik kentin eski bir Yunan yerleşim merkezi değil, her yönüyle Anadolu’ya mahsus bir şehir olduğu konusunda şüpheleri ortadan kaldırıyor. Bugüne kadar efsane olarak kabul edilen, Truva’daki son buluntular, savaşları anlatan tek kaynak olan Homer’i bütünüyle doğruluyor.(Bildiğim kadarıyla kazılar hala devam ediyor)

 

Tarihçiler, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, büyük zaferden sonra İzmir’e girerken beraberindekilere ‘‘Truva’nın öcünü aldık’’ dediğini yazarlar. Paşa binlerce sene önce Yunan istilâsıyla ortadan kalkan Truva’yı Yunan değil ‘‘Anadolu şehri’’ sayıyor ve Anadolu’nun Yunan’dan intikamını binlerce sene sonra da olsa aldığını söylüyor.

 

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, Truva’yı Anadolu uygarlığı kabul etmesindeki haklılığın bilimsel açıklaması, 70 küsur sene sonra ortaya çıkar nihayet… Alman arkeolog Prof. Manfred Korfman yaptığı arkeolojik kazılar neticesinde, çok önemli iki sonuç almıştı: Şehrin yeni bulunan bronz mührü eski Yunanca değildi, Anadolu’da binlerce sene önce konuşulan Luvi dilinde yazılmıştı. Toprağın metrelerce altından çıkartılan evler de Yunan özelliği taşımıyor ve Anadolu’ya mahsustu…

 

İkinci sonuç ise; bilim dünyasını, özellikle de tarihçileri artık yeniden değerlendirmeler yapmaya itecek mahiyetteydi: Truva Savaşları’ndan tek bir kaynakta, İsa’dan önce sekizinci asırda(!) yaşamış olan Homer’in meşhur destanı ‘‘İlyada’’da söz ediliyor. Savaşın başka hiç bir yerde kaydı bulunmuyor, kentin Yunan tarafının ‘‘tahta at’’ sahtekârlığıyla düşmesinin öyküsü de sadece orada geçiyordu.

 

Modern tarihçilere göre, savaş sadece Homer’in hayalindeydi ve asla yaşanmamıştı…(tarih, tarih bilenlerden öğrenilir, yumurtlayanlardan değil!)

 

Truva’daki son kazılar, bu fikirleri kökünden değiştirdi: Homer’in yazdığı her şey doğruydu, savaşlar olmuştu; zira destanın en önemli, batı edebiyatının da en trajik parçalarından biri sayılan ‘‘HEKTOR’UN ÖLÜMÜ’’  anlatılanların gerçek olduğunu ortaya çıkarmıştı. Homer, Truvalı Hektor’la, Yunanlı Aşil’in ‘‘Bir incir ağacının altında, içerisinde biri sıcak diğeri soğuk iki su kaynağının aktığı ve Truva kadınlarının çamaşır yıkama mekânı olan mağaranın önünde dövüştüklerini’’ söylüyordu. Asırlardır aranan mağara geçen yaz işte adı geçen kazıyla ortaya çıktı. Truva hakkında bilinen her şey şimdi yeniden gözden geçirilecek.

 

Efendim; bizim bazı tarihçilerimiz “Hektor’un intikamını aldık” cümlesini İstanbul’un fethinden sonra “Fatih Sultan Mehmet Han” Hazretlerinin de söylediğini naklederler. Önemli midir? Elbette önemlidir, hem de çok. Fatih’in büyük bir kütüphanesinin olduğu yönünde bilgiler var. Latince, İtalyanca, Yunanca bilir. Mareşal olan bir komutan böyle önemli savaş destanını okumaz mı? Asıl ehemmiyet böyle iki büyük değerimizin Truva savaşına “İNTİKAM” nazarıyla yaptıkları atıftır…

 

AGAMEMNON…

 

Agamemnon Yunan mitolojisinde Helen Kralıdır. Karşı kıyılarda ki kuvvetleri toplayıp, bizim sahillerimize (Çanakkale sahilleri) ulaştıran yani Truva savaşına götüren, savaşı başlatan komutandır. Bir başka tabirle Truva’nın fatihi!

 

Vay anasını!

 

Bu ismini telaffuzda zorlandığımız komutanın adına ithafen İngilizler meğerse bir savaş gemisi inşa ettirmişler :”Agamemnon Zırhlısı“.

 

Sıfırı tükettiğimiz perişan yıllar, güya teslim şartlarını görüşeceğimiz mekân aranıyor ve İngilizler bizim heyeti Limni Adası’nın Mondros Limanı’na çağırıyorlar. Tarih 27 Ekim 1918. Bizim heyette Bahriye Nazırı Rauf ORBAY, Hariciye Müsteşarı Reşat Hikmet Bey, Kurmay Yarbay Sadullah Bey var. Mondros’a ulaşan heyet daha sonra “AGAMEMNON Zırhlısına alınır ve Mondros Mütarekesi, o savaş gemisinin içinde karşılıklı imza edilir. Ne alçaltıcı, ne kepaze, ne iğrenç durum değil mi? Agamemnon Zırhlısının akıbeti konusunda iz sürdüm. Bir kısım tarih bilirler Agamemnon’un Çanakkale’de Türk topçusu ateşiyle batırıldığını söylese de, yine bir kısım tarih bilir ustalar bu tezleri yalanlar! Önemli olan Mondros’un, intikamının alınmasıdır… Alınmış mıdır? Elbette…

 

Bilindiği üzere Mondros’u, Sevr takip edecektir, sonrasını ise TÜRK azmi, kararlılığı ve cesareti olan Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı peşi sıra gelecektir.

 

Truva sonrası, Selçuklu’nun kuruluşundan / Osmanlı’nın yıkılışına kadar ki dönemi kapsar…

Bu zevatlarla didişmeler…

Selçuklu (Haçlı seferleri, Miryakefelon, Malazgirt ve Pasinler Savaşı) ve Osmanlı dönemlerinde de süreç devam eder. Selçuklu tarihi ve özellikle haçlı seferlerini yorumlamadan Osmanlı tarihini okumamız mümkün değildir.

 

Güncel…

 

Bilindiği üzere Akdeniz’de ciddi bir sürtüşme söz konusu; sebep enerji sahaları ve hidrokarbon meselesi. Başını Fransa ve Yunanistan’ın çektiği bloğa, son günlerde bizim entarili bir kısım Müslüman ülkeler de dâhil oldu. Yazıyı uzatmamak adına Kıbrıs, Girit, Rodos,*Batı Anadolu Adaları, Birinci Balkan Harbi ve Mora’da ki Navarın katliamını…

…ve özellikle Libya konusunu başka bir yazıya bırakıp,… Zahmet edip okuyan arkadaşlara da fazla eziyet etmeyelim!

 

Öyle belli oluyor ki; batıda ki komşu, daha önce kendisine etek giydirip(!) Anadolu ya gönderen kültür evlatlarının, kendilerine yaptığı ihaneti unutmuş görünüyor. Oysa Kurtuluş Savaşı esnasında söz konusu ülkelerin başına gelenler taptaze… Şimdilerde barış konuşulsa dahi, gelecekte bir cenk meydanının kurulacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın.

 

Yunanistan’a olan hırs, kin ve garezimize eski Yunan feylesofları dahil değildir.

Başta Sokrates, Platon, Pisagor, Thales ve Calinus benzerlerine saygıda edebimiz dolayısıyla kusur etmeyiz…

 

** (Ege adaları yanlış bir tabirdir. Kardeşim “EGE” Yunanca bir tabir veya isim, her neyse “Egeus’tan türediği kesin… Ben, aslında bizim olan bu adalara niye “Ege Adaları” diyeyim? Hangi sebeple? Adama isim hakkı ikram ediyoruz, bakar mısınız?)

 

Allah’a emanet olun

 

Sağlıcakla…

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP