DOLAR 18,4191 0.52%
EURO 17,8508 -1.1%
ALTIN 973,04-1,08
BITCOIN 349077-0,92%
Isparta
17°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

TÜRK MUHAFAZAKAR SİYASET İÇİN KARA GÖRÜNDÜ MÜ?

TÜRK MUHAFAZAKAR SİYASET İÇİN KARA GÖRÜNDÜ MÜ?

ABONE OL
19 Şubat 2022 16:30
TÜRK MUHAFAZAKAR SİYASET İÇİN KARA GÖRÜNDÜ MÜ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk muhafazakar siyasetin şu sıralar şiir yazacak kadar bile herhangi bir duygu yoğunluğu ve heyecanı kalmadığını düşünüyorum.

Çünkü yaraları çoktan kabuk bağladı. Yaraları birileri kaşıyıp kanatmadığı sürece sıkıntı bitmiş görünüyor.
Uzunca bir süre yaşamak zorunda kaldıkları muhalefet siyasetinden sonra başörtüsü, kamusal alan ve merkez dışı kalmak, inanç ve ifade özgürlüğü gibi alanlardaki haklı mağduriyetlerini giderdiler.
Bu mağduriyetler özellikle 28 şubat post modern darbesi ile birlikte siyaset üretmede ekonomik kriz kadar güçlü motivasyon fırsatı da sundu.
Evet genel olarak mağduriyetler ortadan kalktı. Ancak başkalarının yarasına tabir yerindeyse şiir yazabilme, söz söyleyebilme hususunda kendi mağduriyetleri kadar ses çıkarmadıkları aşikar.
Bu durum Anadolu irfanına sahip antroplojik kültür çevresinden geldiklerini söyleyenlerin içine düştükleri paradoksu da ifade ediyor. “ Yaratılanı severiz yaratan da ötürü” mottosunu dillerden düşürmeyip, kendi gibi düşünmeyenlere karşı gösterilen tavırdan bunu anlayabilirsiniz.
Türk muhafazakar siyasetin düştüğü daha doğrusu düşmesi kaçınılmaz bir sorunu da popülerlik tuzağı. Dini ve ideolojik ritüel ve sembollere çok yaslanırsanız popülerlik tuzağına düşmeniz kaçınılmaz. Adaleti Hz. Ömer’de sembolleştirirseniz yeni Hz. Ömerler bekler durursunuz. Halbuki görünür olması gereken Hz. Ömerler değildir. Bizatihi adaletin kendisidir.
Muhafazakar Türk siyaset, kamusal ve siyasal üstünlüğü elde ettikleri zaman “kültürel iktidarı” da gerçekleştireceklerini düşündüler ama bu bir türlü gerçekleşemedi.
Çünkü sahip oldukları kültürel heybe, büyük oranda içine doğduğu antropolojik kültür olduğu için, daha geniş bir kitlenin düşünce ve kabullerini anlama imkanına izin vermiyordu.

Makamsal açlık, merkez dışı kalma, kavramsal kısırlık, siyasal ve psikolojik ezilmişlik duygusu, makamı ve siyasal üstünlük ile giderilemedi.

Türk muhafazakarlığının bakış açılarından birisi de, iktidarda olsun, muhalefette olsun, bir türlü mağduriyet ve şikayet psikolojisinden kendisini kurtaramamış olması.
Türk muhafazakarlığının sürekli ve değişken düşman tanımı üretmesi, muhafazakarlık kavramını; toplumsal refleksi belli bir yöne çeviren , savunmacı, içe kapanık negatif bir güç haline getirmektedir.

Türkiye’de ideolojik hareketler maalesef adeta birer “sıkılı yumruktur.” Gardını alır ve bekler. Yumruk atar, yumruk yer. Alkışlayanlarda yumruk hesabına göre alkış tutar hepsi bu.
Belki de bu, bir nevi modernizm- gelenek kavgasının yansımasıydı. Reaksiyoner tavrın sebebi belki de bir oranda da budur.
Siyaseten, fikren artık iş görememe durumuna modern ifade ile “mental yorgunluk” diyorlar. Bu durum geleneksel olarak “mecali- tâkati kalmamak” olarak ta ifade edilebilir.
Türk muhafazakar siyaset, yeni bir hikaye, şiir ve motivasyon konusu bulamaz ise, kısa vadede tekrara düşmekten, lafı eveleyip gevelemeden başka bir şey yapabilir mi hep beraber göreceğiz.
Türk muhafazakar siyaset için kara göründü diyebilir miyiz?

Süleyman ORHUN

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP