DOLAR 16,1072 1.07%
EURO 17,2753 1.31%
ALTIN 958,631,05
BITCOIN 471787-2,55%
Isparta
15°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

TÜRKİYE’YE KARŞI KULANILAN TAŞERONLAR
141 okunma

TÜRKİYE’YE KARŞI KULANILAN TAŞERONLAR

ABONE OL
31 Ocak 2022 18:43
TÜRKİYE’YE KARŞI KULANILAN TAŞERONLAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ermeni Terör Örgütü ASALA’nın faaliyetlerini etkisizleştiği 1984 yılından sonra Bölücü Terör Örgütü PKK, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yoğun bir şekilde terör faaliyetlerine başlamıştır.İki Terör Örgütüne dikkatli bakarsak; Ermeni Terör Örgütü ASALA ve Bölücü Terör Örgütü PKK’nın ortaya çıkışlarından başlayarak geçirdiği tüm evrelerin ve taktik uygulamalarının bir şablon gibi üst üste oturduğunu görürüz. İki örgütün, araç ve amaç açılarından aralarında etnik kimlikleri dışında hiçbir farklılık bulunmamaktadır.

Bölücü Terör Örgütü PKK’nın, Ermenilerin kendilerine vatan yapmak istedikleri aynı topraklar üzerinde ve yine Ermeni emellerini savunan aynı devletlerin desteğinde bir devlet kurmak istediği dikkatli bir gözlem sonucu görülebilmektedir. Nitekim Bölücü Terör Örgütü PKK’nın terör eylemlerinin özellikle geçmişte Ermeni ve Gayrimüslim nüfusun yoğun yaşadığı, Ermenilerin devlet kurmayı planladığı aynı yerler ile geçmişte Ermenilerin isyan bölgeleri olarak kullandıkları yerlerde arttığı görülmektedir.

Bu gerçekler bütün çıplaklığı ile artık Devletimiz ve Halkımız tarafından görülebilmektedir. Akademik alanlarda tarihçi Yusuf Halaçoğlu’nun bilimsel çalışmaları, medya ortamında rahmetli gazeteci Uğur Mumcu’nun yazı ve kitapları bu gerçekleri ortaya çıkarmada öncülük yapmıştır.

Bu yazımızda büyük güçler tarafından Türkiye’ye karşı kullanılan Ermeni ASALA ve Bölücü Terör Örgütü PKK ‘yı kısaca ele almak istedik.

Ermeni Meselesinin temelinde eskiden Haçlı zihniyetinin devamı ve tamamlayıcısı olan Şark Meselesi var iken günümüzde emperyalizmin şu andaki projesi olan Büyük Ortadoğu Planı bulunmaktadır.

Ermeniler, Türk Devleti’nin zayıfladığını ve çöküş devrini yaşadığını, Türklerin şuursuzca Batılılaşma ve Demokratikleşme arzularını ve de Tanzimat ve Islâhat reformlarının gayesizliğini tespit ettikten sonra Osmanlı Devletini yönetenlerin de basiretsizliğini ve Ermenilere karşı hoşgörüsünü görünce kendilerini Batılı Devletlerin de yardımıyla devlet kurmak gibi gerçekleştiremeyecekleri bir hayal içinde bulmuşlardır.

Bir Ermeni Devleti kurmak için Ermenilerin önünde iki engel bulunmuştur.Birincisi meşru Osmanlı Devleti, ikincisi de Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Müslüman bölge  halkı idi. Kendilerinin en zayıf tarafı ise devlet kurabilecek yeterli bir nüfusa sahip olmamaları idi. Bu iki engelden bölgedeki yerli halkı baskı, terör, şiddet, köy basma, ferdi ve toplu katliamlar gibi insanlık dışı ve gayri meşru eylemlerle huzursuz ederek bölgeden kaçırma yoluyla kaldırmayı, diğer engel olan meşru Osmanlı Devletini de genel bir isyan hareketi ile Avrupa’nın müdahale etmesini sağlayarak baskı yoluyla aşmaya çalışmışlardır.

Ancak bu iki engel, Batılıların bütün desteğine rağmen Ermenilerce aşılamamıştır.

Sonuç olarak bağımsız Ermeni Devletini kurma fikri ve gayreti somut bir şekilde başarısızlıkla sona ermiştir. Bu neticeyi Ermenistan Cumhuriyeti 1921 Gümrü ve Moskova Antlaşmalarıyla, Avrupa ise 1923 Lozan Antlaşmasıyla kabul etmiş ve onaylamıştır. Böylece 1923’den sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da aktörler değişmiş, Ermeniler ve Osmanlı Devleti tarih içinde yerlerini almıştır. Artık onların yerine bölgede Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile hemen yanında Ermenistan Devleti mevcuttur. Fakat bütün bu somut gerçeklere rağmen Şark Meselesi ve Ermeni hayalleri bitmemiş ve bu hayaller peşinde koşanların Türkiye üzerindeki yeni oyunları devam etmiştir.

Ermenilerin üzerinde hak iddia ettikleri Anadolu topraklarında Ermeniler artık yaşamıyorlardı ve bu topraklar üzerinde artık mücadele edemeyeceklerdi. Bu gerçekten hareketle, Batılılar ve Ermeniler, kendi yerlerine mücadele edebilecek bir taşerona ihtiyaç duymuşlardır. Bu maksatla bölgedeki toplumsal yapı irdelenmiş ve milli bünyeden daha çabuk koparabileceklerini ve kandırabileceklerini düşündükleri unsurlara yönelmişlerdir. Öncelikle bölgedeki Gayrimüslim unsurlar arkasından da fikri temellerini kendilerinin attığı bölücü akımlar oluşturarak, satın aldıkları bir takım siyasi Kürtçü kişileri de kullanarak bölgede yaşayan bilinçsiz, fakir ve çabuk yönlendirilebilen Müslüman bölge halkına yönelmişler ve kendi hedefleri istikametinde kullanma yoluna gitmişlerdir.

Bütün bu yollar yurtiçinde kullanılırken, dışarıda da ASALA adlı Ermeni Terör Örgütü vasıtasıyla emellerine ulaşmaya çalışmışlar ama yine istedikleri neticeyi alamamışlar hatta katliamlar üzerine kurulu mücadeleleri dünya kamuoyunda istemedikleri tepkilere sebep olmuştur.

Sonuçta alınan derslerle mücadeleyi dışarıda siyasi, politik ve ekonomik alanda ve daha çok dünya kamuoyunu yönlendirme şeklinde; içeride ise bölücü terör faaliyetlerini arttırarak “böl-parçala-yönet” yöntemiyle bir çözüme kavuşturmak istemişlerdir. Bu maksatla kendileri tarafından kurulan ve beslenen PKK adlı Bölücü Terör Örgütü taşeron olarak seçilmiş ve kendi amaçları istikametinde kullanılmıştır.

Ve Ermeni emellerine ve bitmemiş Şark Meselesi ile Emperyalizmehizmet eden Bölücü Terör Örgütü PKK,gerçek kimliğini başarıyla saklamıştır.

Bölücü Terör Örgütü PKK, geçmişte Ermenilerin isyan bölgeleri olarak kullandıkları ve geçmiş nüfus oranlarının fazla bulunduğu bölgeleri özellikle içerecek şekilde, zamanında Hınçak, Taşnak, Armenekan vb. Ermeni terör örgütlerinin yaptıkları gibi aynı yöntemleri kullanmıştır.

Ve sözde Kürt Devleti kurma maskesi altında yine sözde Ermeni Devleti kurma faaliyetlerini ne yazık ki kendisine rol biçenlerin istediği gibi başarıyla yürütmüştür.

Sonuç olarak Bölücü Terör Örgütü PKK, bitmemiş Şark Meselesi ile Emperyalizmin şu andaki uygulama yolu olan Büyük Ortadoğu Projesinin kanlı bir uzantısıdır. Ve başta ASALA olmak üzere bütün Ermeni Terör Örgütlerinin ve Ermeni emellerinin bir taşeronudur.

Bu gerçek bütün çıplaklığı ile artık Devletimiz ve Halkımız tarafından görülebilmektedir.

Türkiye, şüphesiz bu zorlukları tarihten gelen güçlü devlet geleneği sayesinde geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de aşmasını bilecek ve Türk Devleti sonsuza kadar milli bütünlüğünü koruyarak yaşayacaktır.

 

Tuğtigin Şen

Emekli Albay

Araştırmacı/Yazar

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP