DOLAR 9,61531.08%
EURO 11,23671.02%
ALTIN 553,381,55
BITCOIN 5867300,21%
Isparta
14°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

EDİTÖRDEN… (ÜLKÜCÜLÜK ve ÜLKÜCÜNÜN VASIFLARI)
105 okunma

EDİTÖRDEN… (ÜLKÜCÜLÜK ve ÜLKÜCÜNÜN VASIFLARI)

ABONE OL
20 Eylül 2021 22:12
EDİTÖRDEN… (ÜLKÜCÜLÜK ve ÜLKÜCÜNÜN VASIFLARI)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ÜLKÜCÜLÜK ve ÜLKÜCÜNÜN VASIFLARI

Ülkücülük öyle lanse edildiği gibi maceracı bir gençlik hareketi olmadığı gibi, bir takım tehlikeler karşısında ani refleksle gelişen, REAKSİYONER bir hareket de değildir.. İçin de insan ve insanlık olan her soruya cevabı, her probleme çözüm çareleri olan AKSİYONER bir Sosyal Harekettir..

Bu meyanda insanlık tarihiyle, olmazsa olmazlarını terk etmeden, değişimi “gelişim” olarak algılayan, cihan şümül bir devamlılığı şiar edinmiş, Türk Milleti normunda varlık gösteren bir harekettir…

Mevcüdiyetini dönemsel karşıtlar, aktuel doğmatık orgüt ve ideolojilere, siyasi akımlara göre değil “Devlet-ı Ebed Müddet ve Turan” idealine uygun kodlamış bir harekettir, Ülkücülük..

Öyleyse ülkücüde olmazsa olmaz, bulunması şart olan vasıf ve meziyetler nelerdir?

Hepsi aynı derecede önemli ve lüzumlu olan bu vasıfları şöylece sıralamak mümkündür:

 Azim ve irade:
Her iş ve meslekte başarıya ulaşmanın mühim unsurlarından biri olan azim ve irade ülkücünün birinci vasfıdır. Ülkü dediğimiz uzak ve yüce hedef öyle kolayca ulaşılacak bir nokta olmadığına göre, o yola baş koyanların her türlü güçlüğe, ağırlığa, tersliğe, aksi tesadüflere, talihsizlik ve engellere yılmadan, bıkmadan, bezmeden ve ümitsizliğe düşmeden karşı koymaları gerekir. Bu da ancak güçlü bir azim ve çelik gibi sağlam bir irade sayesinde mümkündür. İnsanın, elinde olmadan, doğuştan getirdiği veya muhitinden kaptığı zaaf ve kusurlarını düzeltebilmesi de, gene kuvvetli bir iradeye sahip olmasına bağlıdır. Bu bakımdan, azim ve irade, ülkücünün sırtını dayadığı yüce dağlar gibidir. O sayede, hiçbir düşman ve saldırı karşısında gerilemez, direnir. Direndiği müddetçe de ayakta kalır ve kazanır. Zaten irade Tanrının insanlara bağışladığı en güçlü silahtır. Onun yardımı ile yenilemeyecek düşman, aşılamayacak engel, düzeltilmeyecek şahsî kusur yoktur. Yeter ki insan ülkücülüğün bunu gerektirdiğini kabul etsin.

 Sabır ve tahammül:
Ülkücü, döktüğü alın terine, harcadığı emeğe ve kaybettiği zamana rağmen, hedefe hemen ulaşılamayacağını bilmeli ve mutlu neticeyi yıllarca sabırla beklemeğe razı olmalıdır. Öyle hedefler vardır ki oraya ancak asırlarca sonra varılabilir. Bu uğurda kim bilir kaç ülkücü hedefe yarın varılacakmış gibi çalışır fakat zafer çiçeklerinin yüz yıllarca sonra derlenebileceğini de göze alır. Dilimizdeki «Sabrın sonu selâmet», «Sabreden derviş, muradına ermiş,», «Sabırla koruk helva olur», «Sabır başı sarı altın» gibi atasözleri bütün ülkücülerin kulağına küpe olmalıdır. Sabırsız insan çok çabuk yılar. Davadan hemen dönebilir. Hâlbuki ülkücü tuttuğu yolun bütün icaplarını yerine getirdikten sonra, geçici başarısızlık ve yenilgilerle dayanma gücünü kaybetmez. Ayrıca, döktüğü kanın boşa gitmeyeceğinden de emindir.

 Disiplin:
Ülkücü, yapmakta olduğu işin bir çeşit savaş olduğunu bilmelidir; Savaş ise, başında bir komutanın bulunduğu çeşitli rütbe ve derecedeki askerlerin katıldığı bir san/attır. Tek gaye olan zafere kavuşmanın mühim şartlarından biri de, herkesin vazifesini mutlak bir disiplin içinde yapmasıdır. Bu disiplin, bütün askerlerin, komutanın emirlerine kayıtsız şartsız itaat etmeleridir. Her ferdin kendi yerini ve sırasını iyi bilip, âmirlerinin sözünü dinlemesidir. İşte ülkücü de böyle bir savaş cephesinde olduğunu düşünmeli ve liderin emirlerini tam bir inançla yerine getirmelidir. Emir dışına çıkanlara «ordu bozan» adı verilir. Milletimiz böylelerinden büyük zararlar görmüştür. Bunlar yüzünden nice savaşlar yenilgiyle bitmiştir. Disiplin, bir bakıma, savaşçı veya ülkücünün davasına ne ölçüde bağlı olduğunu gösteren mihenk taşıdır. Şahsî düşünce ve anlayışının tesiri ile yahut da inanç zayıflığı yüzünden, liderin emirlerini dinlemeyip disiplin dışına çıkanlar tam bir ülkücü sayılamazlar. Bir ülkücü, her hangi bir gurup içine girmeden tek bir fert olarak da çalışsa, gene davanın gerektirdiği disipline uymak zorundadır. Bu da, aynı yolun diğer yolcuları ile iyi geçinmeyi, yardımlaşmayı ve iç mücadeleye girmemeyi zaruri kılar. Çünkü dava şahsî değil, millîdir. Metot ve teferruattaki görüş ayrılıkları, aynı hedefe yönelmiş ülkücüleri bir birleriyle karşı karşıya getirmemelidir. Bayrak göndere çekildiği zamanı, çeken kim olursa olsun, bütün ülkücüler onun altında toplanmayacaklar mı?

 Fedakârlık:
Her ülkücünün fedakâr olması gerektiğini söylemek bile lüzumsuzdur. Kendini milletine adamış bir kimsenin her şeyini bu uğurda feda etmesinden daha tabii ne olabilir. Ancak gene de bu fedakârlığın, derecesi üzerinde durmak isteriz. Ülkücünün fedakârlığı, hayatı dâhil, bütün maddi ve manevi varlığını milleti için harcamaktan ibaret değildir. Ülkücü, verdiğinin ve yaptığının hiç bir zaman karşılığını istemeyen kimsedir. Ülkücü, şöhret, mevki ve menfaatle hiç bir ilgisi olmayan bir atsız kahramandır. Asırlardır, savaşlarda verdiğimiz ve hiç birinin adını bilmediğimiz milyonlarca Türk şehidi gibi. Ülkücülük, insanın bazı şahsî zevk, arzu ve alışkanlıklarını da terk etmesini gerektirir. Hem prensler gibi rahat yaşamak, hem de ülkücü olmak mümkün değildir. Türk Milleti, söz ve yazıları ile milliyetçi fakat yaşayış ve davranışları ile menfaat ve mevki düşkünü eyyamcılardan çok çekmiştir. Onlar gibi, ülkücü geçinip de bunun hiç bir şartına uymayanların aramızda yeri yoktur.

 Fazilet ve dürüstlük:
Dürüst ve faziletli olmayan insanlar hiç bir işte uzun zaman başarı sağlayamazlar. Onun için uzak hedefli davaların sahipleri daima ahlâk ve faziletle mücehhez olmak zorundadırlar. Ülkücülerin de Türk töresinin bütün esaslarına uymaları ve düşmanlarına karşı bile dürüst, mert ve insanca davranmaları gerekir. Yalan, entrika, dedi-kodu, iftira ve bozgunculuk gibi ahlâkî hastalıklardan bir tanesi dahi, büyük bir kitleyi dağıtıp mahvetmeğe yeter. Düşmanlarımızı yenmek pahasına da olsa, ülkücü böyle adi yollara başvurmamalıdır.

 Bilgi ve çalışkanlık:
Yaşadığımız çağda bilgi kadar değerli bir servet yoktur. Her insana başarı kapılarını açan anahtar da bilgidir. Ülkücünün, mesleği ne olursa olsun, önce o konuda sağlam ve geniş bilgi sahibi olması gerekir. Çünkü kendi mesleğinde başarılı olamayanların başka sahalarda da fayda sağlamadıkları görülmüştür. Sonra da Türk tarihini, Türk töre ve kültürünü bilmek icap eder. Türkiye’nin bugünkü meselelerini, bunların hal çareleri için sunulan reçeteleri ve dostu-düşmanı öğrenmek de gene zaruridir. Tabii bütün bunların temini ülkücünün çalışkan olmasına bağlıdır. Ülkücü bir karınca sabrı ve bir arı titizliği ile çalışmak zorundadır. Bütün bunlardan başka, her ülkücü Türk soyunun ve töresinin mirasçısı olarak, cesur, kahraman, şeref ve namusuna düşkün, alçak gönüllü, yardımsever, merhametli ve vicdanlıdır. Dini inançları sağlam, manevi yönü kuvvetli bir insandır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.