DOLAR 16,6963 0.31%
EURO 17,5102 0.61%
ALTIN 969,51-0,34
BITCOIN 316436-5,22%
Isparta
21°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

şişli escort

bettilt giriş

UZAK
15321 okunma

UZAK

ABONE OL
27 Ocak 2022 09:11
UZAK
1

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Uzun yıllar önce yazdığım şiirlerimden biri şöyle başlar:

“Henüz yazmadım o şiiri,

O şiir bana çocukluğum kadar uzak.

Henüz dünyanın bütün sırlarını çözemedim,

O sırlar bana milyonlarca yıl uzak.”

Uzaklık yaşadığımız günlere ne çok yakışıyor değil mi? hepimiz birbirimize uzağız.  Hiç bu kadar yalnız ve uzak olmamıştık…

Hiç bu kadar dar mekânlara sığamamıştık…

Sosyal ağların kuşattığı dünya küçüldü, bilgiye ulaşmak kolaylaştı, evet ama bu durum insanı insana uzaklaştırdı. Bireysellik arttı. Toplumsal yarar gözetme ve bütünün birliği olgusu zayıfladı. Dolayısıyla bireyselliğin oluşturduğu kendine dönük yaşama insancıl değerleri zayıflattı.

İçinde yaşadığımız çağın olumlu ve olumsuz yönleri var elbette. Bu bağlamda bize en yakın olan öğrenmek; Acıyı, korkuyu, ayrılığı, özlemeyi, kaybetmeyi öğrenmek!

İyi de bunları zaten biliyorduk!

Doğru biliyorduk ancak hiç bu kadar uzun süre içinde kalmamış ve bu duyguları bu denli yoğun yaşamamıştık.

Çağımızın en büyük buluşlarından olan görüntülü iletişimin; hissetmek, dokunmak, koklamak duygularından çok uzak olduğunu günlük koşuşturmamızın içerisinde hiç bu kadar derinden fark etmemiştik… Bir sohbetin karşınızdakinin yüzüne ve gözlerine bakarak sürdürülmesinin verdiği huzuru hiç bu kadar özlememiştik.  

Aslında teoride uzağın zor olduğunu biliyorduk ama yakının bu kadar güzel olduğunu bilmiyorduk.

Korenavirüs (Covid-19) günlerinde teknolojinin yakınlaştırılmaya çalıştıklarının insan için ne kadar mekanik ve uzak olduğunu gördük. Özetlemek gerekirse süreçte insana uzak olan her şeyi yaşadık, yaşıyoruz.  Yaşadığımız gerçeklik onun ortaya çıkış sebeplerini de düşündürdü bize.

Bill Gates 2015 yılında yaptığı sunusunda söyledikleri, “Ben çocukken en çok korktuğum şey nükleer savaşlardı. Şimdi en büyük korkumuz öyle değil” O esnada ekrandaki nükleer patlama fotoğrafını göstererek, “Böyle görünmüyor!” der ve o esnada ekranda ikinci fotoğraf, virüs fotoğrafı belirir; “Böyle görünüyor! “ der. Milyonlarca insanı öldürecek olanın savaşlar değil virüsler olacağını söyler.  Bill Gates bu sunuyu yaptığı yıl (2015) dünyanın en zengin adamıydı.  O tarihte dünyanın en zengin adamının böyle bir sunu yapması düşündürücü değil mi?

Bu sunuyu yapmaktaki amacı neydi, insanları uyarmak mı, yoksa geleceği şekillendirmek mi?

Dünya çelişkilerle dolu.  Kazanmak için başka ülkeleri işgal eden, onların petrollerine, zenginliklerine el koyan, başkalarını savaştıran ve savaşan taraflara silah satarak kazananlar… Yine teknoloji üretip satıp kazananlar; sattıklarıyla insanların ölümüne, sakat kalmasına sebep olanlar ve daha çok kazanmak uğruna gıda ağlarını ele geçirenler, tohumun genetiğini bozarak doğal dengenin bozulmasına göz yumanlar, insan sağlığını hiçe sayanlar…

Onlar kazanmak adına doğal dengeyi bozmakta bir sakınca görmüyorlar. Elimizi kolumuzu bağlıyorlar ve bizler olanların ürettikleri ilaçlara ve aşılara güveniyoruz…

İşte size uzak olan yeni bir soru daha! Yoksa insan kazanmak uğruna, bilimi de mi kullanıyor? Belki de yaşadığımız bu karanlıkta en uzak olduğumuz şey duygularımızdır. Dünyayı dizayn eden küresel efendiler onları bizden uzaklaştırdılar.

Yuval Noah Harari, “21. Yüzyılda 21 Ders” kitabında şöyle der: “…Bilgisayarların hacklendiği bir çağda yaşadığımızı duymuşsunuzdur ama bu gerçeğin olsa olsa küçük bir kısmı. Aslında insanların hackendiği bir çağda yaşıyoruz.”  

Peki Hackleyenler kimler?

Hariri bu soruyu da yanıtlar, şöyle der: “.Coca-cola, Amazon, Baidu ve hükümet sizi ele geçirmek için yarışıyor. Akıllı telefonunuzu, bilgisayarınızı, banka hesabınızı değil sizi ve organik işletim sisteminizi ele geçirme yarışındalar.” Şiirin sonu şöyle:

 “Henüz yüreğimdekilerin hepsini dillendiremedim,

Aktaramadım satırlarıma,

Çünkü yüreğim; yorgun, kederli,

Ve benim olamayacak kadar bana uzak…”

 

Peki, insan ne yapmalı?

Bunun için de bir yanıtı var Hariri’nin:

“Kendi varoluşunuzun ve geleceğinizin kontrolünü bir nebze elinizde tutmak istiyorsanız algoritmalardan daha hızlı, Amazondan daha hızlı, hükümetten daha hızlı koşmalı ve kendinizi onlardan önce tanımalısınız. Hızlı koşabilmek için yanınıza fazla yük almayın, tüm yanılsamalarınızı geride bırakın. Fazla ağırlık yapıyorlar.”

Ben içinde bulunduğumuz bu uzağı hiç sevmedim. Yüreğimdekilerin hepsini satırlarıma aktaramayacağımı da biliyorum ama yine de koşuyorum. İnsan ve insanlık adına iyinin, güzelin, doğrunun yakın olması adına kendim olmaya çalışarak ve paylaşarak koşmayı sürdürüyorum.

Sağlıkla kalın…

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP