DOLAR 16,4027 -0.07%
EURO 17,5764 0.29%
ALTIN 973,91-0,06
BITCOIN 4863581,34%
Isparta
19°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

VE ÇOÇUK
271 okunma

VE ÇOÇUK

ABONE OL
19 Şubat 2022 16:01
VE ÇOÇUK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kadın bütün sessizliğiyle adamı takip ediyordu. Bir gecenin sonuna doğru gün ışımaya yüz tuttuğunda ansızın yola çıkmışlar, günlerce yol almışlardı. Yanları sıra yürüyen deveye bazen birlikte binmişler bazen kadın binmiş adam devenin yularından tutup onu çölün belirsizliği içinde yönlendirmişti. Kadın, yolculuğun daha meşakkatli olacağını ve uzun süreceğini düşünmüştü fakat yol adeta ayaklarının altında dürülmüştü.* Şimdibir ikindi vaktinin kızıllığı çölü kuşatmak üzereydi. Adam da en az kadın kadar sessizdi. Buyruğun bütün yükünü sanki omuzlarında taşıyordu. Asasını bütün kuvvetiyle kızgın toprağa dayarken ilahî buyruğun zihnine, kalbine ve bedenine yüklediği ağırlığı yeryüzüne aktarıyor gibiydi.

Kadın önce önü sıra yürümekte olan adama hüzünle baktı ardından kucağında taşıdığı kalın örtülere sarılmış mukaddes yüküne… Örtüyü araladığında bir bebek, kadına simsiyah gözlerini hiç kırpmadan baktı ve sonra gülümsedi. Kadın, bebeğin gülümsemesini görünce gönlünü bunaltmakta olan kara bulutlar bir an için dağıldı, o da bebeğe gülümsedi fakat ansızın yürümekte oldukları belirsizliğin ve içinde bulundukları hâlin farkına vardı. Yeniden hüzün bulutları gözlerini kapladı. Bebeğin örtüsünü kapattı ve onu sıkıca göğsüne bastırdı, o anda göğüslerine inen sütün sızısı kalbindeki sızıya karıştı.

Kadının önünde yürümekte olan adam, büyük Devha ağacının yanına geldiklerinde ansızın durdu; elindeki su dolu tuluğu ve sırtında taşıdığı hurma dolu azık dağarcığını usulca yere bıraktı. Kadın anlamıştı. Adam hiçbir şey söylemedi, kadına arkasını dönüp oradan uzaklaştı. Kadın bir süre duraksadı, neden sonra kucağındaki yüküyle koşmaya çabalayarak Keda’da adama yetişti. Adama “Bizi burada, hiçbir insanın hiçbir yoldaşın bulunmadığı yerde bırakıp nereye gidiyorsun?” diye seslendi. İlahi buyruğun kesinliğini idrak etmiş olan adam ona dönüp bakmadı bile. Kadın cevap alamayacağını bildiği hâlde aynı soruyu birkaç kere daha sordu. Sonunda adama şöyle seslendi: “Böyle yapmanı sana Allah mı emretti?” Adam bunun üzerine kadına dönmeden kararlı ve tok sesiyle “Evet!” diye cevap verdi. Kadın, ilahi buyruğa tam bir tevekkülle itaat etti; “Öyleyse (Rabbimiz bizi korur), bizi burada perişan etmez!” dedi, başka bir şey söylemeden geri döndü. Adam, yoluna devam etti.

Adam, kadının kendisini artık göremeyeceği bir noktaya, Seniyye Tepesi’ne gelince Beyt’e yöneldi, ellerini kaldırdı ve Rabbine dua edip sığınarak kadını ve bebeği O’na emanet etti. Sonra Şam istikametine doğru yoluna devam etti.

Kadın Devha ağacının yanına dönüp geldi, soluklandı. Kucağındaki yükün örtüsünü açtı, henüz iki yaşında olan oğluna baktı. Bebek, bütün çölü aydınlatan ve kadını ferahlatan bir gülücükle yeniden gülümsedi. Kadın da bütün acısına rağmen bebeğe gülümsedi ve bebeğin yumuşacık yanağıyla kulağının arasına burnunu bastırıp onu koklayarakoraya ufak bir öpücük kondurdu. Gece olduğunda iyiden iyiye artan çölün ıssızlığında bebeğine daha sıkı sarıldı. Orada günler ve geceler boyu kaldılar. Kadın, birkaç hurma yiyip biraz su içiyor ve bebeğini emziriyordu. Tuluktaki su bittikten bir süre sonra kadının da sütü kesildi. Kadın, bebeğini ne emzirebiliyor ne de ona su verebiliyordu. Hem kadın hem de bebek susuzluktan kıvranmaya başladı. Bebeğinin bu hâlini görmeye dayanamayan kadın, bebeği bırakıp su bulmak ve birilerini görmek umuduyla kendisine en yakın bulduğu Safa Tepesi’ne çıktı. Kimseyi göremedi. Safa’dan indi, vadiye ulaştı; vadiden geçerken elbisesinin eteğini toplayarak bu sefer Merve Tepesi’ne çıktı. Tepeye çıkınca elini gözlerine siper ederek etrafa bakındı fakat yine kimseyi göremedi. Kadın çaresizlik içinde, telaşla koşarak yeniden vadiye indi ve tekrar diğer tepeye çıktı. Bir insan, bir kervan veya bir su kaynağı bulmalıydı. Geçen her an bebeğinin aleyhine işliyordu. Tam altı kere bir tepeden inip vadiyi geçti ve diğer tepeye çıktı. Merve’ye yedinci kere yaklaştığında bir ses işitti, kendine “Sus!” dedi ve etrafı dinlemeye koyuldu. Bütün kainat da sanki onunla birlikte susup kulak kesilmişti. Derken o sesi yeniden işitti fakat kimseyi göremiyordu. Kadın olanca gücüyle “Ey ses sahibi! Sen sesini işittirdin, bir yardımın varsa gecikme!” dedi. O sırada bebeğin yanında bir melek beliriverdi, bu Cebrail’di, kadına “Sen kimsin?” diye seslendi. Kadın, “Ben Hacer’im, İbrahim’in oğlunun annesi…” diye cevap verdi. Cebrail, “İbrahim sizi kime tevkil etti?” diye sordu. Kadın, “Allah Teala’ya!” diye cevap verdi bu sefer. Cebrail, “Her işinizi görecek zâta tevkil etmiş.” dedi ve bebeğin ayaklarının dibinde kanadını yere vurdu. Cebrail’in kanadıyla vurduğu yerden su fışkırmaya başladı. Kadın koşarak bebeğin yanına ulaştı ve akıp gitmesinden korktuğu suyun etrafını toprakla çevirmeye çabaladı. Bir taraftan da suya “Zem! Zem!”(1) diye sesleniyordu. Cebrail, kadına “Zayi ve helak oluruz, diye korkmayın! Zira Allah Teala Hazretleri’nin burada bir beyti olacak ve bunu da şu çocuk ve babası bina edecek. Allah Teala, o işin sahiplerini zayi etmez!” diyerek gözden kayboldu. Kadın, sudan içti, sütü geldi ve bebeğini emzirdi. Sonraki günlerde oğlu İsmail’e bu sudan içirdi.

Zemzem kıyamete kadar su verecek olan bir kuyu oldu, eğer Hacer suyun etrafına çamurdan set yapmayıp da bıraksaydı kıyamete kadar akacak olan bir ırmak olacaktı.

Annenin evladına duyduğu sevgi ve merhamet Rabb’in katında öylesine kıymetliydi ki Allah, “Safa ve Merve Allah’ın dininin nişanelerindendir.” buyurdu.(2) Bu öyle mukaddes bir bağdı ki bir annenin çocuğuna olan sevgisi, onun için gösterdiği çabası ve gayreti  Allah’ın dininin iz ve imgelerinden biri olmuştu.

Hacer’in, oğlu İsmail’e olan bağlılığı bütün zamanlara öylesine tesir etti ki bugün de Müslümanlar kadın-erkek, genç-ihtiyar demeden onun Safa ve Merve tepeleri arasındaki ayak izlerini takip ederek koşuyor, çabalıyor, say yapıyor. Her sayda adımlardan yüreklere bir annenin evladı için endişelenmesinin, telaşlanmasının, çabalamasının sancıları ulaşıyor. Atılan her adım bir annenin adımlarına dönüşüyor.

 

 

 

  1. Zem: Dur
  2. Bakara, (2/158)

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP