DOLAR 16,7832 0.34%
EURO 17,4971 -0.28%
ALTIN 974,310,49
BITCOIN 323396-0,99%
Isparta
22°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

şişli escort

bettilt giriş

Yaşam Tarzı
10421 okunma

Yaşam Tarzı

ABONE OL
11 Şubat 2022 15:38
Yaşam Tarzı
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugüne kadar yaşamak için nelere ihtiyaç duyduk. Yiyecek, su, barınak ve nefes alabilmek için hava. Bu dörtlü olduğu müddetçe her ortamda yaşayabilir, adapte olabiliriz. Bu söylediğime itiraz edilecek bir şey bulamıyorum çünkü mağara şartlarını düşündüğümüzde böyle bir tablo çıkıyor karşımıza. Ben itiraz ediyorum! Gerçekten bunlar yeterli midir yaşamak için? Eğer yetiyor olsaydı, daha doğrusu yetmiş olsaydı bugüne kadar ne din savaşları çıkardı ne de teknoloji, devrimler için ideolojiler uğruna insanlar ölmemiş olurdu. E o zaman bizim derdimiz ne?

Derdimiz yaşam tarzımızın aynı olma isteğinden başka bir şey değil. Gelin, hep beraber en basite indirgeyelim. Eşimizin yaşam tarzı bize uymazsa eşimiz olur muydu? Ben istisnaları sevmem, hiçbir zaman gerçeklerle paralel ilerlemez. Hatta bir gün istisnai olmaktan çıktıklarını görmüşlüğüm de var. Devam edelim. Çocuğumuzun yaşam tarzı farklı olmaya başladığı an hepimizde bir panik başlıyor ve o hanede huzursuzluk veya münakaşalara şahit oluyorsunuz. Buna doğru bir şey ya da yanlış bir şey olarak bakıp kendinizi üzmeyin, konumuz iyilik kötülük üzerinden ilerlemiyor. Bu spesifik örnekten çıkıp genele bakalım. Yaşadığımız şehrin yaşam tarzına ayak uyduramazsak ya dışlanırsınız ya da evinizden çıkamazsınız. Burada yaşadığı şehirden farklı bir yaşam tarzına sahip olduğunu iddia edenleri görmekteyim. Doğrudur, inanıyorum sana ama kastettiğim şu, ortak alanlarda kendi yaşam tarzını gösteremezsin. Kendi yakın çevrende ve evde bunu yaşayabilirsin.

Neden buna “tarz” kelimesini kullandım? Bunun yerine yaşam şekli, yaşamaya bakış açısı veya toplumun hayata bakışı gibi ifadeleri seçmediğimi söylemek istiyorum. Tarz kelimesi Farsça tarāz kelimesinden gelmekte ve “giysi”, “usul” anlamlarını taşımaktadır. Teşbih yapmak istedim ve kendi yaşamlarımız üzerine neyi giydirmeyi seçersek biz de bu hayatta zaten o olmuş oluyoruz. Bu şahsi zırva yorumlarımdan konuyu dağıtmak mizacım üzerine söyleyeceklerim devam ediyor.

Emin değilim ama Voltaire’nin olduğunu düşündüğüm bir söz var. “Her sabah parlak işler tasarlar, gün boyu budalalık ederim.” şeklinde evde otururken evlendirme programı izlediğimi hatırlıyorum. Bir sahne yaşandı. Kadın adam için “I-ıh benim tarzım değil” dedi. Sahnede herkes “A-aa!” gibi tepkiler verdi. Sunucu ön yargılarından dolayı eleştirdi. Hayatımda bu kadar doğru ve yerinde bir reddediş görmedim hâlbuki. Çünkü yaşları, tipleri, maddi durumları ve ikisinin de medeni hâllerinin benzerliği hayatlarını devam ettirebilecek gibi gözükse de ortak yaşama elverişli olmadığını kadın gayet güzel dile getirdi. Yani diyor ki, benim fikirlerim, hayata bakışım seninki ile bir değil, zorlama ve yeni seçeneklere yönel.

E hiç düşündün mü tarzı olmayan insan var mıdır hiç? Yoktur, sadece var olduğunu zannederek yaşıyordur ya da psikolojik sorunları vardır. Kestirip atmıyorum, kalıplar da koymuyorum. Nedeni şudur ki herkesle iyi anlaşan, her ortama ayak uydurabilen ve her kesim tarafından takdir toplayan bir sanatçı, bir lider, bir arkadaşınız var mı? Var ise öyle bir arkadaşınız hemen uzak durun. Amaç ve çıkarları peşinde koşan bir yaşam tarzına sahiptir.

Doğadaki her canlının karakteri ve yaşam tarzı oluşmuştur. Kediler kedidir, köpekler ise köpek fakat üç farklı köpek beslediğinizde ve üç ayrı kedi beslediğinizde üçünün ortak özellikleri dışında zaman içerisinde üçünün de bambaşka tarzlara sahip olduğunu keşfedeceksiniz. Belli davranışlara göre yaşamlarına devam edebilmek için bazı tutum ve tarzları oluşturmak durumundalar. Aslında şunu diyebilir miyiz? Yaşamak için sadece barınmak, bir ev sahibi olmak veya karnımızı doyurmak yetmiyormuş. Bunu bir kedi veya köpek bile idrak ederken b

En başa dönüyorum. Bir ülke düşünün. Turist olarak ziyaret ettiğinizde, yemek yeme şekillerinden tutun nerede ne şekilde davranman gerektiğine kadar raporlayabilirsin ve dersin ki “Vaaov, bu kendi ülkeme kıyasla daha iyi veya daha kötüymüş.” Farz edelim ki orada yaşamak durumunda kaldın. Yıllarca adapte sorunu yaşayabilir, alışkanlıklarını değiştirmekte güçlenebilir ve lisan bilmesine rağmen iletişim sorunu yaşayabilirsin. Çünkü tepeden inme yaşam tarzı değiştirilmesi zor durumdur. Evlenir ve çocuğun olursa o çocuk aynı problemi yaşamaz. Çünkü çevremiz ve yaşadığımız yer, okuduklarımız, yediklerimiz, oturduğumuz ev bizim üzerimize giydiğimiz bir elbisedir. Tarzımızdır.

Bu “tarz” kelimesine takılıp neden düşündün, neden anlattın diye sormak isteyen olursa hakkıdır.

Fakat insanoğlu yaşam tarzına uymayan, öteki gördüğü herkesi bulunduğu ortamdan reddediyor. Ötekiler arasına sokuyor. Bunu insan hakları açısından, dünya uluslararası insan hak ve savunucularından tutup çok yakın bir arkadaşının seni küçük görmesine, ailene kendini kabul ettirmek için psikolojini altüst etmene, bulunduğun çevreye ayak uydurmak için verdiğin mücadeleye, göçmen olmana, eşinden gördüğün fiziksel ve mental zarara kadar uzanan bir alt metni var. Bunu buraya sığdıramasam da aklıselim bir okuyucu olarak gayet tabii anladın hepsini.

Yaşam tarzını seviyor ve değiştirilmesinden rahatsızsan, başkasına olan tutumunu ona göre belirle.

EMRE ALPASLAN
10.02.2022

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP