Yazı Detayı
30 Nisan 2021 - Cuma 17:08
 
“BANA BİR CİGARA PARASI KALIRSA YETER.”
Musa GÖÇER
Yazar-Aktivist
 
 

 

Garibin türküsü de garip olur. O türküyü ne çalan saz ne söyleyen dil olur. İçten içe söyler türküsü garip. Her şeyi suç olur garibin. Gariplik bir suçtur bu çağda değil her çağda. Demiş ya Abdurrahim Karakoç ustam( Cennet mekan);


Parasız kesem suç olur.
Acıkıp yesem suç olur.
Sözüm var, desem suç olur.
Dilim garip, dişim garip.


Felek bir gün rahat koymaz garibi, çağırsa felek duymaz sesini. Gidin bakın ölüler yurduna kabri garip/taşı garip. 
Malum Ramazanın orta yerinde seyir halindeyiz Ramazan’dan habersiz. Dünya bir salgının pençesinde acı çekiyor. Ekonomi altüst. Aç daha aç/ garip daha garip. Ne hikmetse kapitalizmde kriz fırsat imiş/ zengin daha zengin. Denizin engini suyuna küskün, ırmağın delisi sılasında gurbet. Şovmenler patlayan flaşlarda pek bir heybetli. Atları arap, esvapları Hint’in kumaşından. Pek bir vakarlı duruşları, korumaları çok, alkışları hayli hatırlı, tantanaları felsefelerinden ihtişamlı. 


İsyanın doruğunu yaşıyorum bunları düşününce bazen benimde aynı hataya düştüğüm anlar olmuştur. Kendimden midem bulanır yadıma düştükçe. Hani bir düstur vardı biz doğulular da, bir eski türkü va. Derdi ki;
“ALAN EL VEREN ELİ GÖRMEMELİ.”


Bir insan düşünün ki eski dilde karşılığı Emîr. Şehrin açı, hastası, öksüzü, yetimi ondan sorulur. Ne büyük bir kültürden gelmişte yitirmişiz her şeyi. Gece yarısına yakın ağzı yüzü kapalı görevliler paketler bırakır kapıları çalar kaçarlardı. Bir çuval patatesin uçundan tutup objektiflere gülümsemek ne vakit bizden oldu. Ne vakit iftar çadırlarına pahalı takım elbiselerle şehri eminler fotoğraflarını koymayı öğrendi anlamadın anlamayacağım. 


Hani insanı Anadolu’da türkülerden sor, türkülerden öğren gideni/gelmeyeni, sevip de / alamayanı, garibin gece akın gözyaşını. Bunları düşünürken Bayram Bilge Tokel ağabeyimden dinlediğim bir anı geldi aklıma. Türkü yürekli adam anlatıyor ki;


Nevşehir’den bir konser sonrası Ankara’ya doğru seyir halindeyiz. Üstad Neşet Ertaş konseri bitirdi yanıma oturdu ve yola çıktık. Ben Güzel Sanatlar Genel Müdürüyüm. Bir an önce yetişmem gereken bir toplantı var. Yola koyulduk gidiyoruz. Yolculuk esnasında tarlalarda çalışan, yanı başlarında çok sayıda çadırları kurulu ırgatlar gördük. Üstad içini çekip dedi ki ;
-Görüyor musun Bayram? Böyle ekmek kazanan insanlarımız var. Kim bilir hangi şehirden düşüp yollara geldiler buralara. Dertlendi iç çekti ve bir on on beş dakika kadar sustu. Birden bana dönerek geri döner misin? Dedi. Ama üstad geç kalıyoruz gitmemiz lazım desem de. Neşet baba kırılır mı? Döndük geriye ve çadırlara yaklaşırken in o konserden aldığımız parayı o çadırlara tek tek dağıt dedi. Yettiği kadar. 
-Üstad çok çadır var ama nasıl olacak dediğimde;
“-Bana bir cigara parası kalsa yeter.” Dedi.
Ve arabayı durdurup arka koltuğa geçti beni görmesinler sen in dağıt dedi. Arka koltuğa geçip pustu. 
Bu anıyı ilk duyduğumda Türkülere ve türkü söyleyenlere duyduğum aşk bin misline çıktı. Hani türküsünde dediğini gerçek hayatta da yaşayan büyük adam olmak böyle bir şey olmalı diye düşündüm. 


Garibin dünyada yüzü gülemez
Her zaman işleri zordur garibin
Sever sever sevdiğini alamaz
Bülbül kimin işi zordur garibin

 

İniler arı gimi gendinden geçer
Her çiçek bağrına bir yara açar
Bir bina yapsa da çabucak uçar
Böyle kara bahtı vardır garibin

 

Garibin yüzüne gülen bulunmaz
Gül olsa pazarda alan bulunmaz
Garibin derdinden bilen bulunmaz
Dünyası başına dardır garibin

Neşet ERTAŞ


Her ne yapacaksanız garibin garip türküsünü incitmeden yapınız. Kaldı ki veren el siz değilsiniz ki alan elin gözüne gözüne parmak sokuyorsunuz. Bu devlet bizim siz sadece bu devleti bir makamını bir süreliğine liyakatsızca yönetiyorsunuz. Bizden aldıklarınız bizden olanlara vermekle şanlı olmuyorsunuz. O şan bu yüce milletindir. Nasıl ki o garip de bu yüce milletinse. Koltuklarınızda ki süreyi uzatmak için sattığınız cakayı bize borçlusun arkadaşım. Babanızın bağından üzüm bağışladığınızda geliniz yeniden konuşalım. 


EDEB YA HU!!!
Biz Anadolu halkı/Türk Milletiyiz. Aşık biziz, vefa biz de /devlete sadakat bizde. Biz varsak siz varsınız. El hak varlığınızı varlığımıza borçlusunuz. Güç zehirlenmesi sarhoşluğunuz canımızı sıkıyor. Yapmakla yükümlü olduklarınızın birçoğunu yapmayım sadaka mahiyetindeki lütuflarınızla yaptığınız şovlar kanımıza dokunuyor. Önerim o dur ki asrı saadetten meseller kuyunuz. Ali’den yiğitlik/ Alemin Gülünden idarecilik öğreniniz. Hakir gördükleriniz özünde varlığınızı borçlu olduklarınızdır. Biz ayağa kalkarsak işte o vakit en hakir en sefil siz olursunuz. Aşkımıza karanızı sürmeyiniz. 

 
Etiketler: “BANA, BİR, CİGARA, PARASI, KALIRSA, YETER.”,
Yorumlar
Haber Yazılımı