Yazı Detayı
11 Ekim 2020 - Pazar 12:54
 
BANA BİR MASAL ANLAT
Mehmet Uygar KELEŞ
mehmetkeles@medyavatan.com
 
 

 

Aliye Uzun, Ak Parti Beşiktaş Kadın Kolları Başkan Yardımcılığı görevi yapmış. Kader onu uyuşturucu baronu Zindaşti ile tanıştırmış o da Zindaşti’yi Türk Vatandaşı olabilmesi için götürüp Sayın Burhan Kuzu ile...

İddialar, vatandaşlık için 650 bin lira istendiği falan.

Zindaşti’nin Sayın Kuzu’ya attığı mesajlardan biriyse şöyle;” Ben balı ve ilacı aldım. Görüşelim!”

Mesajı okuyunca insan ; “Zindaşti, mesajı Aliye hanım yerine yanlışlıkla mı Burhan beye attı?” diye düşünmeden edemiyor.

Çünkü Aliye Hanım, manken gibi adamı görünce duygusal olarak çok etkilenmiş.

Manken dediysem, konu mankeni.

Konuysa 1 milyar doların üzerinde bir yatırım. Eh, 1 milyar dolar deyince, ben bile bazı insanların gözüne Cüneyt Arkın gibi görünebilirim.

 

***

 

Son model bir araba ile Fadime’nin işyerine gelen Temel;” Çok zengin pir işinsanıyım!” demiş ve “güzelliğinizi görünce hemen burada 100 milyon liralık yaturum yapmaya karar verdum!”

Temel’in arabasından ve telafuz etiği rakamdan çok etkilenen Fadime kendini bir anda yatakta bulmuş.

İş bitikten sonra banyoya girip çıkan Fadime önce Temel’in yerinde yerler estiğini sonra da komidinin üzerinde 100 lira ve şu notu görmüş.

“ Kusura bakma Fadume! Ben hala 1 lira yerune bir milyon diyeyrum. Bir de kelumelerun sonundaki P’leru M olarak söyleyrum!”

 

***

 

Aliye hanıma; Zindaşti ile sevgili oldunuz mu, diye sormuşlar.

“Şey döneminde benimle ilgileniyor gibi davrandı. Flörtleşme gibi bir şey oldu.” cevabını vermiş.

Bir başka soruya; “ Ben ücret karşılığı iş takibi yapıyorum.” cevabını vermiş.

“Yüz bin lira mı verdi?” diye sormuşlar.

“Galiba verdi.” diye cevap vermiş Aliye hanım.

Para karlılığı ne iş yapıyorsa artık, Yüz bin lirayı alıp almadığını bile hatırlayamıyor. Yüz bin lira, bir asgari ücretlinin 43 aylık maaşı. Yani tam 3.5 yıllık alın terinin karşılığı. Anlayacağınız; Mesele tamamen duygusal yani.

Zaten Aliye Hanım da;” Neticede milliyetçi biriyim!” diyor “ Türkiye’ye 1 milyar doların üzerinde yatırım söz konusu!” diyor.

Türkiye ne; Bizim vatanımız.

Aliye hanım ne; bir milliyetçi.

Anlaşılan o da bizim gibi ;”Söz konusu vatansa gerisi teferruattır!” diye düşünmüş ve “Vatanıma 1 milyar doların üzerinde döviz girsin de ister yatırım olsun ister yatırıp... Hiç fark etmez!” demiş.

Aman yanlış anlamayın “yatırıp” derken dolarları bankaya yatırmaktan bahsediyorum elbette.

Sayın Burhan Kuzu’ya gelince;” Milletin gözünün içine baka baka bu BamBaşkanlık Sistemini savunan bir Anayasa Hukukçusu için, daha büyük bir ayıp aramaya bence hiç gerek yok.

 

***

Dursun, Temel'e sormuş;

" Pen, evlenmeden önce karumla hiç yatmadum. Sen yattun mi?"

"Pilmem!" demiş Temel " Senun karinun kizluk soyadu neydu?”

 

***

 

Soruyu anlamak çözmenin yarısıdır derler. Anlayışlı olmak da sorunları çözmenin yarısıdır.

Ama yanlış anlama sorun çözmekten çok, sorun yaratmaya da sebep olabilir.

 

***

 

Bir başka sözümüz de ;" Arif olan anlar." sözüdür. " Arife tarif gerekmez!" de deriz. Ama siz siz olun karşınızdakinin arifliğine fazla güvenmeyin. Derdinizi mutlaka doğru dürüst anlatın.

 

Anlatmanın yöntemlerinden biri de beden dilidir. Konuşmalarımız nasıl yanlış anlaşılabiliyorsa beden dili de yanlış anlaşılabilir.

 

***

 

İlk kez İstanbul'a giden Temel bir minibüse binmek için başparmağını kaldırarak dur işareti yapmış. Şoför de iki elini birden direksiyondan ayırıp parmaklarını birbirine vurdurarak karşılık vermiş.

 

Bu kez Temel'de kaldırdığı başparmağını işaret ve orta parmağı arasına sokunca önce acı bir fren sesi duymuş, sonra elinde levye ile şoförü görmüş karşısında. Şoför;

"Ne ulan o hareket!" diye bağırınca Temel;

"Ne var kardeşum" demiş " sen da pana hareket yaptun!"

“Ben sana minibüs tıklım tıklım dolu yer yok işareti yaptım." demiş şoför.

" Tamam işte uşağum" demiş Temel " pen da sana, penu pir araya sıkıştırıver demeye çaliştum!"

 

***

 

Bedeninizde hasara yol açtırmak istemiyorsanız, beden diliyle kurduğunuz cümlelere de dikkat etmenizde yarar vardır.

 

Yanlış anlamanın yol açacağı sorunlar saymakla bitmez.

 

***

 

Almanya'da çalışan Dursun ve Temel fabrikada birlikte çalıştıkları Almanlardan duydukları, eş değiştirme, konusunu deneme kararı almışlar ve iki ayrı otelde iki oda ayırtmışlar.

Gece saat bir gibi yatakta doğrulan Temel, bir sigara yakıp sormuş ;" Ula Dursun! Şimdu pizum karilar diğer otelde ne yapayiler acaba?"

 

***

 

Bunu bu hafta gündeme gelen swinger rezaletine atıfta bulunmak için yazmadım veya yazdım… J

 

Siz siz olun, hiç bir olayı iyice öğrenmeden, doğuracağı sonuçları enine boyuna düşünmeden içine balıklama atlamayın. (Bakınız BamBaşkanlık Sistemi)

 

***

 

Fadime, kocası Temel'e ;" Karşı taireye taşınan adam işe giderken her sabah karisinu öpeyi." demiş " Sen da öpmek istemez misun?"

" İstemez olur muyum da?" demiş Temel " Ama daha yenu taşindular, önce piraz tanişalum."

 

***

 

Temel, bırakın komşunun karısını, Fadime'yi bir daha öpebildi mi bilinmez.

Onun için siz siz olun, her şeyi işinize geldiği gibi anlamayı da mutlaka bırakın.

Size ters gelen bir şey duyduğunuzda da hemen siz de terslenmeyin.

 

***

 

Temel, dar ve dik bir dağ yolundan aşağıya doğru arabası ile hızla iniyormuş. Karşı taraftan da bir kadın geliyormuş. Temel, tam keskin bir viraja girecekten virajdan çıkmakta olan kadının arabasına nerede ise sürtünerek geçmiş. Geçerlerken kadın açık camdan bağırmış;

" Dikkat et ayı!"

Temel öfkeyle cevap vermiş; " Ayu papana derler, or****!"

Ve Temel hızla girdiği virajda iki ayağı üzerine dikilmiş koca bir bozayıya çarpmış.

 

***

 

Evet, unutmayın insan ilişkilerinde haklı haksızdan çok, mutlu mutsuz sorusunun cevabı önemlidir. Çünkü haklı haksız tartışmalarında genelde bir haklı çıkmaz ama mutlaka iki mutsuz çıkar.

Mutsuzluğun sebebi de çoğu zaman yanlış anlaşılmaktır.

Siz siz olun birbirinizi yanlış anlamayı bir yana bırakıp; artık birbirinizin değerini anlayın.

 

***

 

Bir haftanın özetini ve muhasebesini yapmak istediğimizde şahsen ben hiçbir şey anlamadım.

 

Dolar rekor üstüne rekor kırdı, ne sokaklara dökülen insanlar oldu, ne ortalığa savrulan yazarkasalar…

 

Doğu Akdeniz’de hem Libya ile yapılan karasu anlaşması BM tarafından tescillendi hem de AB yaptırım uygulama kararı aldı…

 

Doğumuzda kandaşlarımız Azerbaycan savaşa girmişken biz Arabozucu ve fitne çıkaran olarak ilan edildik. Ateşkes görüşmelerinde masaya dahi kabul edilmedik…

 

O çok sevdiğiniz Arap dünyasından her gün Türkiye aleyhine bir açıklama geldi. Hiçbirinizden gık çıkmadı…

 

Gerçekten ama gerçekten anlamıyorum. Tüm bu olup bitenler rağmen hiçbirisi swinger partileri kadar gündem oluşturup, konuşulmadı. Tamam, ahlakın yozlaşması, sapıklaşması kabulümüz; ancak bunları gündemde tutup, bu konu hakkında konuşanlarda hiç mi ar namus yok? Veya namus anlayışı sadece bacak arasına mı endekslediniz?  Hani haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı?

 

***

 

Anlamıyorum, anlayamıyorum…

 

Doğacak güzel güneşli günlerin inancıyla: Yüzünüzden tebessüm, içinizden umut hiç eksik olmasın.

 
Etiketler: BANA, BİR, MASAL, ANLAT,
Yorumlar
Haber Yazılımı