Yazı Detayı
08 Ağustos 2020 - Cumartesi 08:21
 
BOZKIRIN AKINCI BEYİ
Abdullah NİĞDELİOĞLU
a.nigdelioglu@medyavatan.com
 
 

     Günün birinde Anadolu'nun kurak bozkırlarında bir yiğit dünyaya geldi. Ve dedesi tarafından Allah tan başka kimseye kul olmasın devleti ve milleti için gözünü budaktan esirgememesi adına Allah'a dua ederek kulağına ismi büyük bir mutluluk ile okundu. Gel zaman git zaman fırtınalı yıllardan dolayı bozkırları ardında bırakıp büyük şehrin büyük sorunları ile kendini buldu. Aslında karşılaştığı sorunun şehrin değil ülkenin kanayan bir yarası olduğunun farkındaydı. Bozkırları ardında bıraktı lâkin bozkır yasalarını örfünü ve adetini hiç bir zaman aklından çıkarmadı. Ülkenin kanayan yarasına merhem olmak adına kendini ne gündüze ne geceye sığdıramıyordu. Adeta yeryüzüne de sığmıyordu. Tıpkı kendinden önce ki AKINCI BEYLERİ gibi... Akıncı beyi kendine inanmış adanmış ruhlar ile birlikte ülke için bir şeyler yapmasının zamanının geldiğini her ortamda ifade ediyordu. Nitekim inanmış adanmış ruhlarla birlikte mücadeleye başladı. Mücadelenin sisteme karşı verileceğini anlayacak kadar basiret sahibi olan akıncı beyi ülkenin başına bela olan terör örgütlerine karşı amansız bir sürek avı başlatmıştı. Hem de DEVLETİN şemsiyesi altında bulunmadan...

 

     Yaptığı operasyonlar ile terör örgütlerinin adeta belini kırıyor ve onların manevra alanlarını bir bir ortadan kaldırıyordu. Bu operasyonların bedeli olarak toprağa verdiği kandaşlarının acısını yüreğin de hissediyor ailelerine maddi ve manevi yaptığı yardımlar ile her daim onların yanında olduğunu göstermekten imtina etmiyordu...

 

      Nihayetinde Operasyonlar devletin sinir uçları tarafında ki sözde prensler tarafından fark edildi. Akıncı beyinin devletin şemsiyesi altında bulunmasını istediler. Lakin unuttukları şey AKINCI BEYİ SERMAYELERİNİN BEKÇİSİ OLMAYACAKTI. OLMADI DA... Sözde prensler aslında devletin sütünü içip kendini aslan sanan onur ve gurur cellatlığı yapan çakallar topluluğundan ibaretti. Akıncı beyi için devlet ve millet her şeyden önce geldiği için teklifin geliş yeri devlet olması sebebi ile sözde prensler ile prensip anlaşmasına vardı... Lâkin prenslerin çakal sürüsü olduğunu seziyor elinde yeterli delil olmadığından dolayı zamanın gerçekleri açığa çıkaracağını düşünüyordu. İçine bir kere kurt düşmüştü. Düşen bu kurttan dolayı yüreğine düşen efkarını dindirmeye sahil kenarında kıyıya vuran dalga sesleri bir nebzede olsa yardım ediyordu...

 

     Devletin prensleri akıncı beyinden bir görev icra etmesini istedi. Görev ise ülkede ki uyuşturucu baronları terör örgütlerine finansal destek olduğu için yok edilecekti. Akıncı beyi devletin bekası için her şeyi en ince ayrıntısına kadar planlayıp hepsini bertaraf etti. Görevi layığı ile yerine getirmişti getirmesine de lâkin bir şeyler ters gidiyordu. Baronlar yok olmuştu fakat uyuşturucu trafiği baronlar üzerinden devletin içerisine çöreklenen sözde prensler üzerinden devam ediyordu...

 

     AKINCI BEYİ için artık hedef devletin içinde ki prenslerdi. Buna bağlı olarak da bu çirkef dünyadan tek bir beklentisi vardı yok edebildiği kadar haini yok edip bir an önce sevdiğine ve şehit kandaşlarına kavuşmak... Aksakallıların ve uluların duası üstüne olsun...

 

     Şairin şiirin de belirttiği gibi:

Ne alnımızda bir ayıp

Ne koltuk altında saklı haçımız

Biz bu halkı hatta bu devleti

Karşılıksız sevdik

İşte bağışlanmaz korkunç suçumuz bu

 
Etiketler: BOZKIRIN, AKINCI, BEYİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı