Yazı Detayı
03 Eylül 2020 - Perşembe 17:46
 
DENGE SİZSİNİZ! DENGESİZSİNİZ...
Gülşen SERİN
gserin@medyavatan.com
 
 

   Son zamanlarda herkes uykusuz, huzursuz, mutsuz, umutsuz, hayattan bezmiş. Salmış hayatını çayıra, Mevla’m kayıra… Bir tatminsizlik, hoşnutsuzluk (bana göre şımarıklık) almış başını gidiyor. Karı -  koca, işçi -  işveren, evlat - ana-baba, öğrenci -  öğretmen, eş dost, konu komşu herkes birbirinden şikâyetçi. Kimsenin kimseye tahammülü yok...

 

    Sanki hayat gül gülistan da, herkes birbirinin burnundan getirmek için yarışıyor. Sanki dünyaya imtihan olup, tekâmülümüzü tamamlamaya değil de, eğlenmeye gelmişiz. Kim birinin nefsine ağır gelen bir şey yapsa, en ağır ithamlar, beddualar kinle, nefretle kusuluyor. Mutlu musunuz? Allah topluca belamızı verdi. Kimse de demiyor ki; insan insanla sınanır, bu benim imtihanım, öğrenmem gereken ne, nasıl bir yol izlemem lazım ki sınavı başarayım. Ee hani peygamber efendimizin yolundan gidiyorduk?

 

    En beteri ne biliyor musunuz? Kadınların eşlerini, çocuklarının babalarını hesap cüzdanı gibi görmesi. Hayatlarını lüks içinde idame ettirmek için saygısızca erkeği ezmesi. Sahi hanımlar derdiniz ne? Ev işi yapıyorsanız, adam sadece uyumaya geliyor. Doğurduğunuz bebelere de bakmak, eğitmek vazifeniz. Zor geliyorsa gönderin ben bakarım. Gece yarılarına kadar sosyal medyada fink atıp, öğleye kadar uyu. Sabah adamın önüne kahvaltıdan geçtim bir bardak çay verme. Akşam geldiğinde bir tas çorbayı zehir zıkkım et. Sonra da o adamdan ilgi, sevgi bekle. İyi de güzelim, sen bu adamı alırken mali durumu farklı mıydı? Velev ki varlıklıydı, düşmez kalkmaz bir Allah, iflas etti; destek mi, köstek mi olursan huzurlu olursun? Ne yapsın, haram helâl demeden getirsin evin ortasına bomba mı koysun? Ne diyor efendimiz (s.a.v.): “Bir evin bereketi karı koca arasındaki muhabbette gizlidir.” Niye dünyevi hırsların için evinin bereketini, ahirette Cennet kapını yitirirsin? Bir şükret, ya Huu! Dünya ekonomik krizde yetmiyorsa gelir, sen de bir şeyler üret, israf etme, illa ki dışarda çalışmak gerekmiyor, evde bir şeyler yap. Emekli olmak için yaşım dolmadığı için 4,5yıl bekledim, hiç bir gelirim yoktu. El işi yaptım, kazak, hırka, dantel ördüm… Saksıda sebze yetiştirdim, soframa katık olsun diye. Gerçek hayat o dizilerdeki gibi değil, asalakça yaşayamazsın.

 

    Hani konuşurken mangalda kül bırakmayan Müslüman, "Rızkı veren Allah’tı”, “Rızkımız Allah'ın teminatı altındaydı“, niye inandığına güvenmiyorsun? Bu münafıklık değil mi? Çıkın bu kıtlık bilincinden, endişe etmeyin. İsyana değil, şükre alıştırın dilinizi, nefsinizi. Vallahi zarar etmezsiniz.

 

     Etmeyin; kendinize de, çocuklarınıza da, soğuk sıcak demeden, kimi gün aç susuz alın teri ile ekmek getiren eşinize de zulüm etmeyin. Öfke anında körsünüz. Çocukların nasıl bir travma geçirdiğini anlamak için resimlere bakın, gözlerindeki tedirginliği görün.

 

   Ve şu adamları bir rahat bırakın, biraz susmayı, azıcık tebessüm etmeyi, az da olsa takdir etmeyi, biraz saygı göstermeyi deneyin… Bence bu kadarını hak ediyorlar. Yediğiniz ekmeğin nankörü olmayın…

 

  Demem o ki; hanımlar, beyler hoşgörün. Hoşgörünün, zira bu hanedeki huzur da, "Denge sizsiniz lakin DENGESİZSİNİZ…"

 

  Ves'selam.

 
Etiketler: DENGE, SİZSİNİZ!, DENGESİZSİNİZ...,
Yorumlar
Haber Yazılımı