Yazı Detayı
15 Şubat 2021 - Pazartesi 12:33
 
ESNAF ve SANATKARLARIN KAPATILMASI ANAYASAMIZA AYKIRIDIR.
Ferhat COŞTUR
ferhatcostur@medyavatan.com
 
 

Malum olduğu üzere lokanta, pastane, kafe, kahvehane gibi iş yerleri pandemi sebebiyle yayımlanan genelgeler çerçevesinde kapatılarak, uzunca bir süredir mağduriyet yaşamaktadırlar.

TESK, Federasyon, Birlik ve Esnaf Odası Başkanları Esnaf ve Sanatkarlar İçin Ne Yapıyorlar?

Genellikle konuşmalarının başında kendilerini ve kurumlarını tanımlamada, “Kurumumuz , Anayasal Yetki ve Sorumluluk Sahibi Tek Kuruluştur. Ve ben de bu kurumun Genel Başkanıyım.”  gibi süslü laflarla başlayan başkanlarımız, gördüğümüz ve ortaya çıktığı gibi, Anayasadan, yetki ve sorumluluklarının ne olduğundan bihaber görünüyorlar sanki…

İzlediğimiz, okuduğumuz ve gözlemlediğimiz kadarıyla, bol bol ziyaret yapan, plaketler takdim eden ve alan, birbirlerini ziyaret eden yöneticilerimiz, kendilerini bu mevki ve makama taşıyan esnaf ve sanatkarın derdine derman olamamış görünmekte. Esnaf ve Sanatkar da haklı olarak, uzun zamandan bu yana sorulagelen “Ne yapar bu Esnaf Odaları? Ne yapar bu Federasyon? Ne yapar bu TESK?” şeklinde sorular sormaya devam ediyorlar.

Tüm başkanlarımıza, esnaf e sanatkarımıza, teşkilata, hak arama, anayasa ve genelgelerde yazılanlar, uygulamalar, cezai müeyyideler hakkında bir takım bilgiler sunmak artık kaçınılmaz oldu.
Bilgi çoğaldıkça işlevsellik kazanır, yaşam bildikçe öğrenilir ve uygulanır.

ANAYASAL HAKLARIMIZ NE DİYOR?

Madde 13 –  
Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

Madde 15 – 
Savaş, seferberlik (…)[10] veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler (…)[11] dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
 

Anayasamızın 13. ve 15. Maddeleri Temel Hak ve Özgürlükleri içermekte ve bunların hangi durumlarda kısıtlanacağına dair bilgiler vermektedir. Anayasamız normlar hiyerarşisinde en üst sıradadır. Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri bu hiyerarşinin içinde yer alır ama Anayasanın üstünde değildir. Anayasamızın 13. Maddesi, Temel Hak ve Hürriyetlerin olağan hallerde kanunla kısıtlanabileceğini söyler. Fakat, bunların uygulanabilirliği, 6 şartın yerine gelmesi durumunda geçerlilik kazanır.

Anayasamız, “Bu şartların altısının da var olması durumunda, bir kanun maddesiyle hak ve özgürlükleri kısıtlayabilirsin.” der. Bunlardan ilki, “Kanunilik İlkesi”dir. Yani bir kısıtlama söz konusuysa, bunun kanunla meydana gelmesi lazımdır. Bu bağlamda, “Umumi Hıfzısıhha Kanununda kısıtlamaya izin veriliyor.” diye, bir cevapla karşılaşıyoruz.  Fakat Anayasa madde 13’te ikinci aranan şart, “Sınırlama yapılacak hakkın, hangi hallerde yürürlüğe girebileceğini” söyler. Salgın hastalık, mülkiyet hakkının sınırlandırılması için, anayasada ön görülmüş müdür? Öncelikle buna bakmamız lazım. Dolayısıyla, esnaflar dükkanlarını açamadıklarında, mülkiyet hakkı sınırlandırılmış olmakta; çalışamadıkları için, çalışma hakları kısıtlanmış oluyor, işten çıkarma yasakları olduğu için, sözleşme yapma hakları kısıtlanmış oluyor. Mülkiyet hakkını sınırlamak için, salgın dönemlerinde böyle bir uygulama söz konusu değildir. Olağanüstü bir hal durumunun da olmaması sebebiyle, Anayasa madde 15’e göre, genelgelerle temel hak ve özgürlükleri kısıtlayamayız. Eğer, olağanüstü hal ilan edilmiş olsaydı, Cumhurbaşkanı Kararnameleriyle, “Anayasa madde 119/6.fıkra kapsamında” hakların kısıtlanması mümkün olabilirdi. Anayasada hak ve hürriyetler temeldir, kısıtlanmalarıysa istisnadır. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Kararnameleriyle dükkanların kapatılması durumu, Anayasamıza ve hukuka aykırılık teşkil eder. Genelgelerde her zaman Hıfzıssıhha Kanunu ortaya konulrarak gerekçe gösterilmekte. Ama bu kanuna bakıldığında, kısıtlama ve Covid-19 salgınına yeterli açıklık getiremediği görülüyor. Bunun dışında, genelgeler de 3 noktada hukuka aykırılık teşkil ediyor.

ESNAF NE YAPMALI?

Diyelim ki, esnaf dükkanını açtı ve kolluk kuvvetleri geldi  ve ceza kesti. Böyle bir durum söz konusu değildir. Çünkü ceza kesme yetkisi, Mülki Amirliğe verilmiş bir durumdur. Yani kolluk kuvveti sadece tutanak tutabilir. Eğer ki, kolluk kuvveti size ceza keser veya gönderirse, bulunduğunuz yerdeki Sulh Ceza Hakimliği’ne 15 gün içinde itiraz dilekçenizi vermeniz gerekir. Yani “İdari para cezasının itirazen iptali”ni talep edersiniz. Kaldı ki, Sulh Ceza Mahkemeleri’nin bu gibi durumlarda, duruşmasız, yani dosya üzerinden ve genellikle cezaları iptal ettiği görülmektedir. Ayrıca bu işlem ücretsizdir. Zaten Yargıtay’ın bu konuda emsal kararı da mevcuttur.
Yapılan bu işlem de zaten Anayasamızın 36.maddesinde belirtilen, “Hak Arama Hürriyeti”ne işaret etmektedir. Hukuka ve Anayasamıza tamamen uygundur.

Diyelim ki, iş yerinizin mühürlenmesi durumu vuku buldu ve iş yeriniz kapatıldı. Bu durumda da İdare Mahkemesi’ne başvurulmalı ve Belediye Başkanlığı’na açılacak dava ile “Yapmış olduğu eylemin durdurulması” konulu bir dava açılmalıdır.
Burada esnafımızın ve vatandaşımızın dikkat etmesi gereken en önemli nokta da şudu: Kolluk kuvveti geldiğinde ceza yazsın, tutanak tutsun, tebligatını yapsın veya sonradan cezanın tebliğini yollasın, siz sadece 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliği’ne “Cezanın İptaline İtirazen Dilekçelerinizi” verin.

Şayet kolluk kuvvetinin elinde kapatmayla ilgili idari karar varsa da kapatma yapılır. Ama yine, bu kez da İdare Mahkemesi’ne dava açabilirsiniz.

Kolluk kuvveti size kesinlikle kötü muamele veya orantısız güç uygulayamaz. Neticede kolluk kuvvetleri de üstlerinden almış oldukları emirleri yerine getirmekle mükelleftirler. Kötü bir durumla karşı karşıya kalmamak adına, bırakın onlar da görevini yapsın, siz hak ve hürriyetinizi “kanunlar çerçevesinde” arayın.

Sonuç olarak ben burada hiçbir esnafımıza açın veya açmayın gibi bir telkinde bulunmak durumunda değilim. Ama isteyen esnafımız açar, istemeyen esnafımız da açmaz. Bu konuda benim herhangi bir görüşte bulunmam doğru değildir

HES KODU ZORUNLULUĞU, MASKE  TAKMA MECBURİYETİ ve AŞILARIN YAPILMASI ZORUNLULUĞU  ANAYASAMIZ ve ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER AÇISINDAN UYGULANABİLİRLİĞİ  SÖZ KONUSU MUDUR?

HES Kodu, PCR Testi gibi uygulamalarla toplu taşımaya engel olma, olağan dönemde Seyahat Hakkı ve Özgürlüğünün kısıtlanması manasına gelir ki, bu da hem Anayasa madde 13’le birlikte incelendiğinde, salgın hastalıklarda HES Kodu zorunluluğu diye bir uygulama yoktur. Ayrıca, aldığız duyumlarda, ameliyatlarda PCR Testi mecburiyeti olduğunun söylendiği bilinmektedir. Yani, Sağlık Hizmetlerine Erişim Hakkı’nın Engellenmesi durumu meydana gelmekte ve bu durum da Anayasaya aykırıdır.

HES Kodu ve Maske Takma Zorunluluğu ile getirilen kısıtlamalara değinecek olursak, Anayasa 13. maddede belirtildiği üzere, olağan dışı durumlarda olsa dahi, Kişisel Hak ve Özgürlüklerin kısıtlanması anlamına gelir ki, bu a Anayasamıza aykırıdır. Yani; okula, AVM’ye, lokantaya, bankaya veya benzeri herhangi bir yere girerken HES Kodu ve Maske Takma Zorunluluğu Uygulaması da Anayasamıza aykırı bir durum meydana getirmektedir.

Aşı Zorunluluğu hususuna değinecek olursak, kimsenin vücut bütünlüğüne zorla bir tıbbi uygulama yapılamaz. Bu Anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları ve Uluslararası Sözleşmelere aykırıdır. Anayasa Madde 90/5’te de bu duruma atfen, Uluslararası Sözleşmelerde de denildiği gibi,bir aykırılık durumu söz konusudur. Diyelim ki, İsviçre’ye bir uçuş gerçekleştireceksiniz. Sizden HES Kodu, PCR Testi gibi bir takım dayatmalar önünüze koyabilirler. Bu gibi durumlarda da Seyahat Özgürlüğünüzün ksıtlanması hali meydana geldiği için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dahi İsviçre’yi dava edebilirsiniz.
 
Maske Takmama için 900 TL, Sokağa Çıkma İhlali için de 3.150 TL cezaların uygulanması da söz konusu uygulamaların Anayasaya aykırılığı durumu meydana geldiğinden, bunun da bir cezasının olması söz konusu değildir.

Tüm bahsedilen bu gibi durumlarla karşılaşıldığında, Milli Eğitim Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı’na ve İçişleri Bakanlığı’na karşı bir yasal süreç başlatılması durumu söz konusudur. Bunun mercii de “İdare Mahkemeleri”dir.

Sonuç olarak, uygulanan tüm kapatmalar, cezalar, kısıtlamalar Anayasamıza aykırı bir durum teşkil etmekte, dileyen herkesin bu konuda hukuksal olarak itiraz etme hakkı mevcut bulunmaktadır.


Vergi ve SGK yapılandırmalarının ilk taksidi, Şubat ayının son gününde ödenecek. Zaten mağdur durumda olan esnaf ve sanatkarımızın, Anayasaya göre dükkanlarını açmasının önünde madem bir engel olmadığı görülüyor, o zaman 15 Şubat’ta açılsın ki, en azından önümüzdeki sınırlı günlerde Vergi ve SGK taksitlendirmelerine faydası olması adına esnafımız kazanç elde etsin ve gerekenin yapılması için yetkililer de harekete geçsin, makam ve mevkilerinin hakkını verirken, kendilerinin temsilcisi olduğunu söyledikleri esnaf ve sanatkalarımız da  artık “Neye yarar bu Esnaf Odaları?” demekten vazgeçsinler.

Ayrıca bir lokantanın kapanması durumunda, tüm sektörlerin etkileneceğini dile getiren Ferhat COŞDUR, şöyle devam etti: “Lokanta, pastane, kafe ve kahvehanelerin kapatılması durumunda, tedarikçilerin de zarar gördüğü aşikardır. Kasap et satamayacak, manav sebze ve meyva satamayacak, tesisatçılar iş yapamayacak, mandıra yoğurt satamayacak, tekstilci üniforma satamayacak, zücaciyeci kaşık, çatal, bıçak, bardak, tabak satamayacak, matbaacı evrak ve kutu satamayacak, reklamcı reklam yapamayacak, temizlik firmaları deterjan ve kimyasallarını satamayacak, içek sektörü ürün daralması yaşayacak; dolayısıyla bu sayılan işletmelerde çalışan işçisinden patronuna, herkes sayıları 2 milyondan fazla esnafın içinde bulunduğu buhranlı durumdan, doğrudan etkileneceklerdir. Bu sebepledir ki, sadece esnaf ve sanatkar değil, bu negatif durumdan etkilenen tüm sektörler de esnafın yanında olmak durumundadırlar.

Bu arada, çekincesi olan vatandaşlarımızın lokanta, pastane, kafe ve kahvehanelere gitmek veya gitmemek de kendi inisiyatiflerindedir.
Burada dikkat çekmek istediğimiz en önemli konu, meslekler ve kuruluşlar arasındaki ikilemi ortadan kaldırmak, esnaf ve sanatkarın mağdur edildiği bir ortamda, otel, motel, AVM, banka, özel veya diğer okullara tanınan serbestliğin bu zümreye de tanınması veya esnaf dışındaki iş yerlerinin de topyekün kapanmasıdır. Neticede, kanun önünde herkes eşittir.

Paket Servis yapan lokantalarda eğer bir salgın ortamı mevcutsa, paket servisle ulaştırılan ürünlerde de bu tehlike söz konusudur. Salgın illa ki, lokanta, pastane, kafe veya kahvehanelerden bulaşacak diye bir durum söz konu değildir. Otellerde, toplu ulaşımda, AVM’lerde, okulda; kısacası yaşamın her alanında virüsün bulaşma tehlikesi vardır. Önemli olan hem kendimizin hem karşımızdakinin sağlığını düşünmeli ve saygı göstermemizdir.
 

 
Etiketler: ESNAF, ve, SANATKARLARIN, KAPATILMASI, ANAYASAMIZA, AYKIRIDIR.,
Yorumlar
Haber Yazılımı