Yazı Detayı
03 Mayıs 2021 - Pazartesi 16:00
 
HAZZETMEK
Yavuz HAN
 
 


             Sözlük anlamı olarak, tanım çerçevesinde Haz:
             “Varoluşa uygun algıların meydana getirdiği haz, maddî veya mânevî doyum, zevk anlamında psikoloji ve ahlâk terimi.” olarak geçiyor.
             Elbette burada konuşacağımız konu nasıl hazzın peşinde koşulur değil hazza nasıl köle olunmaz, haz için neler feda edilir değil haz için feda edilemeyecek değerler nelerdir olacak.
             Hele de dindar olma çabasındaki insanlar için hazzın daha başka anlamlar ifade etmesi mesabesinde ahirette hissedilecekleri; hemen bu dünyada cephaneyi harcamamak nasıl olabilir bilinmesi gerekli.
             Yani değer mi değmez mi konusu.

             Zengin olmak konusunda dindar ile, dini dar ile, kindar ile, mundar ile hiç fark yok. Herkes istiyor. Harcamanın dayanılmaz gücü herkesi cezbediyor. Veren olmasa da verebilme kudreti hazlara haz katıyor insanın daracık gönlünde. 
             Yasal olan ile helal olan aynı olmadığı halde işine gelen şekilde kiminin helalliği kiminin yasallığı iş, ev, sosyal hayatını şekillendiriyor. Helal tatil satan adamın hassasiyeti helalin cerbezesinden değil getirisinden. Sigaranın haram olmasını her yerde savunan adamın kahvesinde sigara içilmesinde beis görmemesi lüzumsuz rızık endişesinden başka ne olabilir ki!
             Peygamberin yetim olması kadar yetimin başını okşaması kadar ayetlerde yetimin hakkının anlatılması kadar mühim az olay var iken imar katakullileri ile 2 tane yetimin arsasını başka parsele taşıyıp kendisininkine değer katmaktan asla rahatsız olmayanlar hangi kutsal kitabı okuyor acaba. Hangi büyük önderin peşinden gidiyor olabilir. 
             Tamam da bu neyin hazzı? Yetimi sevme hazzından yetimin arsasına konacak kadar benliği savuran rüzgâr nereden esiyor.

              Yemek yemek güzeldir. Memleketimizde yiyerek konuşan, dertleşen, ölüsünü yolcu eden, askere uğurlayan bir topluluk için yemek elbette daha da önemli.
              Güzel yemek de bu yemek çeşitliliği içinde ayrıca medar-ı iftiharımız hasletlerimizden. Kilometrelerce öteye meşhur yemekten yemek içi ahbaplarla gitmek de zevk meselesi. Helal haz. Ölçüsünde makul bir zafiyet belki.
              Tandırda pişen oğlak etini yemen için gariban Ahmet amca ile Fatma teyzenin zeytini ısırması gerekiyorsa! Yine de haz verici midir bu. Gariban ailelerin çocuklarına beslenme olarak ekmek arası az peynir koyması senin sosis yememene bağlı ise! Senin o özel yemeği yemen yumurta yemeden büyüyen çocuklara rağmen gerçekten haz verici midir?
          Yani onlar yemesin ben yiyeyim hazzı. Ekmeğini bölüşmek değil de bendeki tüm ekmeğin ucunu bile o yemesin ben yiyeyim. Yiyemediğimi de dolapta ileride yemek için saklayayım ne olur ne olmaz tedbir hazzı mı bu?
          2 katı yağlı yiyip tuvalette sindiremediğin fazlalığı atmaktan spor salonlarına yazılarak eritmeye kadar her safhası o birkaç dakikalık haz için midir? Pazarda yüzünü kapatarak çürük sebze toplayan teyzelerin hiç ahı tutmaz mı sanırsın.

             Elbise giymek insanı mutlu eder. Güzel giyinmek de beğenilmenin insan doğasındaki dayanılmaz hazlarındandır. Çok yakışıklı olmuşsun, ne kadar şıksın, çok zarif bir kıyafet cümleleri kimi mutlu etmez ki!
             Aldığın şeyin kaliteli olması da asaletindendir artık! Ucuz kıyafet ucuz adamların işidir ya! Tamam helal dairesinde güzel giyinmek de bir keyif meselesi. Dikersin, ararsın, hesaplısına bakarsın, uydurursun şık/güzel olursun. Sıkıntı yok.
             Ama hesap gününe inanıp da gardırobunda 30 gömleğin varsa ve dışarıda bir adem yakası pörsümüş gömleğini pazarları yıkayıp pazartesi giyiyorsa, kollarını ceketinin içinde saklıyorsa da helal midir? Bu adem adam senin komşun ve bundan haberin yoksa mazeretin geçerli midir hakikaten.
              İnandığımız dinin bunun hesabını sorması, herşeyin bir vebali olmasından başka hazzedilen şeyin bu urbalar olması garip değil mi! Hz. Ömer Kudüs kapısında iyi elbise giyinmesi ısrarında bulunanlara hitap etti: “-Eyy elbisenin kulları!”.

              İnsan hüsrandadır halbuki..
              Yetimi itip kakan da kıldığı namazı yeniden sorgulamalıdır.
              İnsandır bir tek başkalarını mutlu etmekten mutlu olan canlı. Diğer canlılar bunu içgüdüsel bir davranış ile yaparlar. Fedakârlık da ederler, savaşırlar da. Ama başkasını mutlu görünce mutlu olan canlı bizi insan yapar.

              Teşekkür misli ile olur.
              Zenginlik verildi ise dağıtacaksın, fakirlere yardım et diye Allah’a dua etmeyeceksin. Allah sana vererek etti ya.
              Sağlıklı isen hastaları gözeteceksin, 
              Akıllı isen eğiteceksin, öğreneceksin, buluş yapacaksın,
              Araban varsa gezdireceksin, yolunu değiştirip gönül göreceksin.
...
             Yok öyle kuru kuruya kurban olayım,  gadanı alayım…

 

 
Etiketler: HAZZETMEK,
Yorumlar
Haber Yazılımı