Yazı Detayı
16 Eylül 2020 - Çarşamba 20:32
 
KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI VE KREDİ NOTU KAPSAMINDA EKONOMİK GÖRÜNÜMÜMÜZ:
Av. Mahmut Sami BÜYÜKYILMAZ
msbuyukyilmaz@medyavatan.com
 
 

  Dönem dönem medyaya yansıyan ve “falanca şirket Türkiye raporunu yayımladı- ülkemize şu notu verdi- ülkemizin notunu yükseltti- alçalttı” şeklinde haberlere yansıyan kredi derecelendirme kuruluşları her zaman tartışma konusu olmuştur.   İktidârlar- bu kredi notları olumlu ve işlerine geldi mi “bakın kredi notumuz yükseldi” derken- kredi notu düşük verildi mi “ülkemize kasıtları var- bizim gelişmemizi- ilerlememizi- büyümemizi hazmedemiyorlar” meâlinde sözler sarf ederler.   Kredi derece değerlendirme kuruluşlarının niyetlerini bilemeyiz ama bildiğimiz şu ki uluslar arası yatırımcı için bunların görüşleri kıymetli.   Kredi derecelendirme kuruluşlarının en önemlileri ve dünyada kabûl görenleri Moddy’s- Fitch ve Standard&Poors (S&P)’dur.   Bu kuruluşlar- ülkelerin ekonomilerinin esnekliği- büyüme potansiyeli- ekonomik istikrâr- dış politik gelişmeler ve o ülkenin iç siyâsî yapısı ve risklerini değerlendirir ve makro!ekonomik verilerini ( GSYH büyüme oranı- cârî işlemler dengesi- enflasyon oranı- kamu borçlanması- işsizlik gibi) göz önüne alarak- ülke ekonomisinin siyâsî karâr merkezinden ne kadar bağımsız olduğu- merkez bankasının bağımsız karâr alabilirliği- hukûk devleti olma niteliği- ekonomik özgürlük endeksinden aldığı not gibi kriterleri de dikkâte alarak genellikle harflerden oluşan notu verirler ve o ülke hakkında rapor sunarlar. Ülkenin görünümlerini (negatif- pozitif- durağan- gelişen gibi) açıklarlar. Raporlarında niçin düşük veya yüksek not verdiklerini- not verirken gözettikleri olumlu veya olumsuz verileri de paylaşırlar.   Peki bu notlar ve değerlendirmeler ne işe yarar?   Kredi değerlendirme notunu yabancı yatırımcılar bir ülkeye yatırım yaparken veya borç verirken dikkate alırlar. Kredi derecelendirme notunuz yüksekse daha çok dış borç ve yatırım alabilir- aldığınız dış borcun fâizini düşürebilirsiniz. Notunuz düşükse daha yüksek mâliyetle (fâizle) borçlanırsınız ve ülkeye yabancı yatırımcı gelmez. Geldiyse ülkeden çıkar.   Eğer dış piyasalarla işiniz- dış yatırım beklentiniz- dış borç alma durumunuz yoksa (Böyle bir ülke var mı? Yok) “bana ne bu değerlendirme kuruluşlarından- raporlarından ve notlarından- canları cehenneme” diyebilirsiniz.   Peki biz ülke olarak “bize ne bu notlardan” diyebilecek durumda mıyız? Bakalım:   Ülkemiz- borçla yaşayan ve borç  stoku sürekli artan bir ülke. Merkezî yönetim toplam (iç ve dış borç) borç stokumuz: 2017 yılında 875-5 milyar lira iken 2018 yılında 1.066-1 milyar dolar- 2019 yalında 1.328-8 milyar lira 2020 yılının ilk 8 ayında 1.720-9 milyar lira olmuş. Merkezî yönetim borç stoku içinde döviz cinsi borcun oranı: 2013 yılında yüzde 31-3 iken 2020 yılı temmuz ayında yüzde 51-8 olmuş. Yani 2013 yılında 100 birim borcun 31-3’ü döviz borcu iken 2020’de 100 birim borcun 51-8’i döviz olmuş. Borcumuz içindeki dövizle borçlanma (milletin- siyâsîlerin de teşviği ile dolar yaktıkları dönem) miktârı artmıştır.   İç ve dış borcu sürekli artan ve uygulanan ekonomi politikaları sebebiyle dış borç almaya mahkûm olmuş bir ülke “bana ne bu kredi derecelendirme kuruluşu notlarından” diyemez. Çünkü kredi notunuz düştükçe borçlanma mâliyetiniz (ödediğiniz fâizler) artar.   Buna bir misâl verecek olursak: 10 yıllık Eurobond fâizleri ABD’de yüzde 0-66- İngiltere’de 0-18 iken ülkemizde yüzde 7!8 civârındadır. Yani bugün 100 birim parasını 10 yıl vâde ile borç veren birisi 10 yıl sonunda ABD’den 6-6 fâiz- İngiltere’den 1-8 fâiz alırken Ülkemizden 70 birim fâiz alır. Özetle ABD’den 10 kat- İngiltere’den 38 kat fazla fâiz ödemiş oluyoruz.   Eğer ülke olarak ihracatınız ithâlâtınızı karşılamıyor ve cârî işlemler ve dış ticâret dengeniz ve bütçeniz sürekli açık veriyorsa “bu kredi değerlendirme kuruluşları var yaa."""” diye kurduğunuz cümlenin hiçbir anlamı olmaz.   Ülkemizin dış ticâret dengesine baktığımızda: .2020 yılı ilk 6 ayında ihracatımız yüzde 15-1 azaldı- ithâlâtımız yüzde 3-2 azaldı. Dış ticâret açığımız yüzde 73-2 artarak 23-9 milyar dolar oldu. İhrâcâtın ithâlâtı karşılama oranı 2019 yılı ilk 6 ayında yüzde 86-5 iken 2020 yılının ilk 6 ayında yüzde 75-9’a düştü.   Ülkemiz sürekli dış ticâret açığı veren bir ülke. Uygulana gelen ekonomi politikaları sebebiyle sürekli dış yatırım ve dış borç ve yatırıma mahkûm edilmiş bir ülke. Bütçe açığımıza baktığımızda: 2016 yılında  38-2 milyar lira olan bütçe açığı 2017 yılında 60-5 milyar liraya 2018 yılında 70-4 milyar liraya 2019 yılında 130-1 milyar liraya 2020 yılı ilk sekiz ayında 171-7 milyar liraya çıkmıştır.   Ülkemizin yıllardır uygulanan ekonomi politikaları ile nasıl dışa bağımlı- ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülke hâline getirildiği konusunda örnek ve rakamları çoğaltabiliriz. Özetleyecek olursak bu ekonomik ve siyâsî tablo ile her ne kadar iktidâr ve destekçileri kredi değerlendirme kuruluşlarının verdiği notları dikkâte almıyor gözükse de (ülkemizi mahkûm ettikleri) dış yatırımcı bu notları dikkâte alıyor. Bunu şuradan anlayabiliriz:  Ülkemize yapılan (Gayr!ı menkûl hâriç) doğrudan yatırımlar:  Nisan 2007’de 23-353 milyon dolar iken Kasım 22008’de 16-264 milyon dolar- Şubat 2012’de 12-582 milyon dolar- Aralık 2015’te 8-750 milyon dolar olmuş. Bugün itibâriyle (Temmuz 2020) ülkemize yapılan (gayr!ı menkul hâriç) doğrudan yatırımlar – (eksi) 212 milyon dolara düşmüştür.   Yurtdışı yerleşiklerin ülkemizden menkûl kıymet çıkışı (14 Ağustos itibâriyle birikimli olarak) hisse senedinde 5-4 milyar dolar- DİBS (Devlet iç borçlanma senedi) olarak 7-8 milyar dolar- özel sektör tahvilinde 0-1 milyar dolar olmak üzere toplam 13-3 milyar dolar olmuştur. Yani yurtdışından ülkemize yatırım yapan yabancılar (ülkemizin kredi notunu da dikkâte alarak) ülkemizi terk etmektedirler.   Yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi ve DİBS hareketleri toplamı 2 Şubat 2018 târihinde 11-9 milyar dolar iken 21 Ağustos 2020 târihinde – (eksi) 14-1 milyar dolar olmuştur.   İktidârın ve ekonomi yönetiminin bu tabloları göz ardı ederek- gerçeklikten uzaklaşıp (veya halkın gözünü boyamak amaçlı) kredi derecelendirme kuruluşlarını “ülkemizi zora sokmak isteyen- ülkemizi çekemeyen- düşman” gösterip varabileceğimiz bir yer yoktur. Eğer bu kuruluşların dediklerini dikkâte almayacak isek bunların verdiği notlardan ve değerlendirmelerden etkilenmeyecek (cârî açık- bütçe açığı- dış ticâret açığı vermeyen- dış yatırımcıya muhtâç olmayan –böyle bir ülke varsa tabi! ) bir ülke hâline gelecek politikalar üretmeliyiz.   Aksi hâlde hem döviz- dış borç ve yatırıma muhtâç bir ekonomi anlayışı uygulayıp hem de dış yatırımcıları bire bir etkileyen kuruluşlara kafa tutmak- laf etmek (her ne kadar içerde bir takım seçmeni rahatlatsa da) komik oluyor.   En son kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in raporunda ülkemizle aynı notu alan ülkeler: Uganda- Tunus- Tanzanya- Sri Lanka- Papua Yeni Gine- Nijerya- Kırgızistan- Kenya- Jamaika- Etiyopya- Kosta Rika- Kamerun- Kamboçya- Benin- ve Bahreyn oldu. Evet ülkemizin hak ettiği yer burası değil"   Bu raporu da yukarıda açıkladığımız şekilde “yanlı- art niyetli- ülkemizi çekemeyen- ülkemize yatırım yapılmasını istemeyen ... “ şeklinde değerlendirip göz ardı edebilirsiniz. Fakat yabancı yatırımcının dikkate aldığı kesin. Öyleyse bu çözüm değil. Çözüm ne?    Özetleyecek olursak:  Bugüne kadar uygulaya geldiğimiz ekonomi politikaları sebebiyle ülkemiz kendi kendine yeter bir ülke olmaktan öte-  dış borçlanmaya ve dış yatırıma muhtâç hâle gelmiştir. Hâl böyle iken uluslar arası bir takım kriterleri (demokrasi- basın- fikir ve düşünce özgürlüğü- hukûk devleti- şeffâflık- denetlenebilirlik gibi) göz ardı ederek; ekonomi politikalarında üretim!ihrâcât- istihdâmı öncelemek yerine borçlanma- tüketim- fâiz- isrâfı tercih ederek; her alanda ehliyet ve liyâkâtı değil de partizanlığı uygulayarak; toplumsal kucaklaşma yerine kutuplaşmayı teşvik ederek varacağımız bir yer yoktur.    

 
Etiketler: KREDİ, DERECELENDİRME, KURULUŞLARI, VE, KREDİ, NOTU, KAPSAMINDA, EKONOMİK, GÖRÜNÜMÜMÜZ:,
Yorumlar
Haber Yazılımı