Yazı Detayı
25 Şubat 2021 - Perşembe 08:58
 
Ne olacak Bu Esnafın Hali?
Ferhat COŞTUR
ferhatcostur@medyavatan.com
 
 

99.588 Esnaf kapandı.

40.735 şirket kapandı.
10.000.000 yaklaşık İşsiz sayısı.
49.000.000. kutu antideprasan tüketimi , 54.006.000’a çıktı.

99.588 esnaf ve 40.735 işletmenin kapanması demek, bu ülkede yaşayan iş sahibi, ailesi, personeli ve personelinin de ailesinin hesaba katılmasıyla, aklımızın alıp da vicdanımızın sızlamayacağı bir rakam değildir.

Peki nedir bu durumun içindeki bit yeniği?
Durumun tespiti, kamuoyunun gözleri önünde yaşananların arasında alenen ortada. Bunun için sosyolojik, ekonomik veya bir başka bilimsel araştırmaya gerek kalmaksızın yaşananları tahlil edersek, varacağımız noktada, esnafın aleyhine bir kayırma var.

Neden eğlence mekanları, lokantalar, pastaneler, kafeler, kahvehaneler, gazinolar, tiyatro, sinema, düğün salonları, birahaneler, kır bahçeleri, oyun salonları, havuzlar, internet salonları, çay bahçeleri, kaplıcalar kapalı durumdayken, otel, AVM, market, siyasi toplantı ve mitingler bu kapatma veya kısıtlamalardan etkilenmiyorlar?

Denildiğine göre, istihdamda çağ atlamak üzereyken, bu kapatma ve kısıtlamaların neticesinde, öncesinden de fazla veren işsizlik rakamları, sadece sayıların bir araya gelmesiyle karşımıza çıkan bir matematiksel gösterge değil. Aksine, ülkemizde geçim sıkıntısı içinde olan ve pazar artıklarıyla, çöp konteynerlerini karıştırarak günü kurtarma çabasındaki ailelerin dramından başka bir şey değil. “Tok, açın halinden anlamaz.” derler. Ey bu işin bilenleri, ey bu işleri dayatan, Anayasamızda yazmasına rağmen bu kısıtlama ve yasakların kanunen yasak olduğu gerçeği ortada kabak gibi dururken, hayatımıza geçirenler, hepiniz mi toksunuz?

Siz zincirin halkaları denilince, oteller zinciri mi sandınız? Marketler zinciri m sandınız? AVM zincirleri mi sandınız? HAYIR, HAYIR! Bu zincir öyle bir zincir ki, kısaca anlatayım da halkın içinde dolaşan, halkın içinde olan biri olarak dilim döndüğünce bahsedeyim biraz:
Bu zincir öyle bir zincir ki, uzar da uzar. Hemen aklıma geliveren şekliyle de olsa yazacağım, yüce makamınıza… Bir lokantanın kapanması demek, işverenin iflası demek. Kira, stopaj, vergi, elektrik, su ve diğer giderlerden doğan yıkım demek; dolayısıyla personelin ve ailelerin, çocukların mağduriyeti demektir.

O lokantaya mal veren manavın, kasabın, mandıracının, içecek sektörünün, tekstilcinin, düğüncünün, taksicinin, dolmuşçunun, ayakkabıcının, tesisatçının, inşaat malzemecisinin, matbaacının, çiçekçinin, müzisyenin, dahası da var, yazmakla bitmez; hepsinin çöküşü demektir.

Anayasada yazıyor, ANA-YASA! Her şeyin üstündeki yasa:

ANAYASAL HAKLARIMIZ NE DİYOR?

Madde13:  
Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

 

Madde15: 
Savaş, seferberlik (…)[10] veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler (…)[11] dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez, suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
 

Anayasamızın 13. ve 15. Maddeleri Temel Hak ve Özgürlükleri içermekte ve bunların hangi durumlarda kısıtlanacağına dair bilgiler vermektedir. Anayasamız normlar hiyerarşisinde en üst sıradadır. Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri bu hiyerarşinin içinde yer alır ama Anayasanın üstünde değildir. Anayasamızın 13. Maddesi, Temel Hak ve Hürriyetlerin olağan hallerde kanunla kısıtlanabileceğini söyler. Fakat, bunların uygulanabilirliği, 6 şartın yerine gelmesi durumunda geçerlilik kazanır.

 

Anayasamız, “Bu şartların altısının da var olması durumunda, bir kanun maddesiyle hak ve özgürlükleri kısıtlayabilirsin.” der. Bunlardan ilki, “Kanunilik İlkesi”dir. Yani bir kısıtlama söz konusuysa, bunun kanunla meydana gelmesi lazımdır. Bu bağlamda, “Umumi Hıfzıssıhha Kanununda kısıtlamaya izin veriliyor.” diye, bir cevapla karşılaşıyoruz.  Fakat Anayasa madde 13’te ikinci aranan şart, “Sınırlama yapılacak hakkın, hangi hallerde yürürlüğe girebileceğini” söyler. Salgın hastalık, mülkiyet hakkının sınırlandırılması için, anayasada ön görülmüş müdür? Öncelikle buna bakmamız lazım. Dolayısıyla, esnaflar dükkanlarını açamadıklarında, mülkiyet hakkı sınırlandırılmış olmakta; çalışamadıkları için, çalışma hakları kısıtlanmış oluyor, işten çıkarma yasakları olduğu için, sözleşme yapma hakları kısıtlanmış oluyor. Mülkiyet hakkını sınırlamak için, salgın dönemlerinde böyle bir uygulama söz konusu değildir. Olağanüstü bir hal durumunun da olmaması sebebiyle, Anayasa madde 15’e göre, genelgelerle temel hak ve özgürlükleri kısıtlayamayız. Eğer, olağanüstü hal ilan edilmiş olsaydı, Cumhurbaşkanı Kararnameleriyle, “Anayasa madde 119/6.fıkra kapsamında” hakların kısıtlanması mümkün olabilirdi. Anayasada hak ve hürriyetler temeldir, kısıtlanmalarıysa istisnadır. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Kararnameleriyle dükkanların kapatılması durumu, Anayasamıza ve hukuka aykırılık teşkil eder. Genelgelerde her zaman Hıfzıssıhha Kanunu ortaya konularak gerekçe gösterilmekte. Ama bu kanuna bakıldığında, kısıtlama ve Covid-19 salgınına yeterli açıklık getiremediği görülüyor. Bunun dışında, Genelgeler de 3 noktada hukuka aykırılık teşkil ediyor.

 

TESK, Federasyon, Birlik ve Esnaf Odası Başkanları Esnaf ve Sanatkârlar İçin Ne Yapıyorlar?

Genellikle konuşmalarının başında kendilerini ve kurumlarını tanımlamada, “Kurumumuz, Anayasal Yetki ve Sorumluluk Sahibi Tek Kuruluştur. Ve ben de bu kurumun Genel Başkanıyım.”  gibi süslü laflarla başlayan başkanlarımız, gördüğümüz ve ortaya çıktığı gibi, Anayasadan, yetki ve sorumluluklarının ne olduğundan bihaber görünüyorlar sanki…

 

İzlediğimiz, okuduğumuz ve gözlemlediğimiz kadarıyla, bol bol ziyaret yapan, plaketler takdim eden ve alan, birbirlerini ziyaret eden yöneticilerimiz, kendilerini bu mevki ve makama taşıyan esnaf ve sanatkarın derdine derman olamamış görünmekte. Esnaf ve Sanatkâr da haklı olarak, uzun zamandan bu yana sorulagelen “Ne yapar bu Esnaf Odaları? Ne yapar bu Federasyon? Ne yapar bu TESK?” şeklinde sorular sormaya devam ediyorlar.

 

Tüm başkanlarımıza, esnaf e sanatkarımıza, teşkilata, hak arama, anayasa ve genelgelerde yazılanlar, uygulamalar, cezai müeyyideler hakkında birtakım bilgiler sunmak artık kaçınılmaz oldu.
Bilgi çoğaldıkça işlevsellik kazanır, yaşam bildikçe öğrenilir ve uygulanır.

 

Kendini bağlı olduğu Esnaf Odası, Birlik, Federasyon ve TESK’in yetersiz çabalarıyla sahipsiz hisseden esnaflar çözüm yolu arayışında, geçtiğimiz hafta, Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği Başkanı olan ve Türkiye Esnaf Platformu Organizasyonu’nun da başını çeken Ali Aydın Kalaycı önderliğinde girişimlerde bulunup, tüm Türkiye’deki konudan yara almış olan Esnaf Dernekleri ve destekçileriyle harekete geçtiler.

 

22 Şubat günü yedi ilimizde basın bildirilerini okuyan dernek temsilcileri, kamuoyunun olduğu kadar, televizyon, radyo ve yazılı medyanın da ilgisini çekmeyi başardılar. Bu başarıya ortak olmak için, biraz daha gücün farkında olan ve hak ve özgürlüklerinin ne olduğunun bilincinde olan esnafın bu hareketi desteklemesi lazım. Tüm Türkiye esnafı bir olmak zorunda, birlik olmak zorunda. Gerekirse HES Kodu ile, gerekirse sıkı kurallar ile … ama artık bıçak kemiğe dayandı. İntiharlar yaşadığımız, borç üstüne borç yaptığımız, kredi ötelemeleriyle savaştığımız, sicillerimizin bozulduğu bu duruma “DUR!” deme vakti geldi de çoktan geçti bile.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse, Lokantacılar Federasyonu Başkanı’nın hala Cumhurbaşkanı’ ndan randevu talep ettiği halde bir türlü görüşememiş olması, bunun yanı sıra, TÜRES Başkanı Ramazan BİNGÖL’ün birebir görüştüğü ve Esnaf dosyasını takdim ettiği Cumhurbaşkanının olumlu yönde sinyaller verdiği duyumları alındı bile.

 

Esnaflar da uzun yıllardan beri sorduğu soruyu bir daha sormuş oldular: “Ne işe yarar bu TESK, Federasyon, Birlik ve Esnaf Odaları?”

 

Türkiye Esnaf Platformu, görüldüğü kadarıyla sosyal medyada bütünleşip, görsel, yazılı ve işitsel medyada da ses getirmeye devam edeceğe benziyor. Neticede bu bir dileniş değil, direniş! Neye direniş? Anayasal hakların çiğneniyor olmasına direniş. Başkaldırı asla değil, karşı duruş asla değil. Sadece hak ve hürriyetlerin Anayasamızda yazdığı şekilde, Esnaf lehine uygulanması için kutsal bir mücadele.  

 

Esnaf bizim komşumuz, esnaf bizim dostumuz, esnaf bizim halkımız, esnaf bizim canımız, esnaf bizim ekonomimizin lokomotifi. ÜZMEYİN ESNAFI.

 

 

Ferhat COŞDUR. 25.02.2021. www.medyavatan.com

 

 
Etiketler: Ne, olacak, Bu, Esnafın, Hali?,
Yorumlar
Haber Yazılımı