Yazı Detayı
17 Ekim 2020 - Cumartesi 09:38
 
NEREDESİNİZ SERDENGEÇTİLER…
Celalettin KURT
celelettinkurt@medyavatan.com
 
 

Bir dönemin alev çemberinden geçen serdengeçtiler; her nedense bugünlerde ortalarda görünmüyorlar, destansı geçen şahikalı dönemlerine hiç atıf yapmıyorlar. Kayıp mı oldular, öldüler mi, Kaldılar mı, yitik ülkelere mi gittiler onu da bilemiyorum. Bazen onları öyle özlüyor; öyle arıyorum ki, geçmişin hâtıra birliği gözlerimin önünde bir film şeridi gibi sürüklenip gidiyor.

 

O Serdengeçtilerle paylaşılan, kutlu ideallerle beslenen yüreklerimiz; ak alevden atlara binerek ve bir daha geri dönmemek üzere aramızdan ayrılanları da çok özlüyor. Fatihalarla o çağın yiğitlerini ansak da, yaşadığımız dünya çehresinde bu da bizleri fazla mutmain etmiyor.    

 

Özellikle 70'li, 80'li yıllarda, idealleri adına şahikalar yaratan bir neslin, günümüzde sükût meclislerine çekilmeleri, sâkit zamanlarda kalmaları, aslında bir acziyetin ve ulvî ideallerin dumura uğramasının habercisi olarak günümüze yansıyor. O yıllara dayalı sadakat, vefâ gibi duygularsa neylesen, ne kadar çaba göstersen geri gelmiyor.

 

Ülkemizin en fetretli, en meşakkatli zaman dilimlerinde omuzlarına dağlar kadar yükler yükleyen, memleketin kara sevdasına düşen Serdengeçtilerimize; bazen neredesiniz? Yitik ülkelere mi çekildiniz diye, sorular sormak geliyor aklıma... Zaman-zaman bir cenazede, bir mevlitte, ya da bir düğünde karşılaştığımızda, sorduğumda bu soruları, onlardan muhabbet içre aldığım cevap; “Yorulduk, bizleri çok yordular” oluyor.

 

70'li yıllardan bu yana o kadar uzun bir süre geçmiş ki, Cahit Sıtkı Tarancı'nın “Yaş otuz beş yolun yarısı eder” ifadesindeki bir ömrün yarısı fazlasıyla aşılmış bir durumda… O yıllarda ter-ü taze genç olanlar, ikinci baharlarını devirmiş durumdalar. Elbette yılların getirdiği değişimlerden, gelişimlerden, ihtiyar dünyanın meşakkatlerinden kaynaklanan bir yorgunluk var. Ama kanaatimce yorgunluk sadece bu sebepler değil!... Yorgunluğun esas sebebi, bence vefâsızlık, unutuluş, hatırlanmayış gibi duygular.

 

“Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz” ifadelerini, yüreklerinin merkez noktasına perçinleyenlerin, hâsıl olan durumlarla yitik ülkelere çekilmeleri konusunda aranan sebepler; ahde vefâsızlık, kıymet verilmeyiş, unutuluş gibi hâllerdir aslında… Yoksa ömürlerini bütün samimiyetiyle inandığı ideallere adayan bir neslin; yitik ülkelerde görülmeleri, sadece dünya meşakkatleri açısından değildir. Ruhlarını aşk bütünlüğü içerisinde ideallerine adayanların yürekleri, biliyorum hâlâ o ideallerle yanmaktadır. Gönülleri ve sevdaları, kesinlikle başka iklimlerde gezinmemektedir.

 

Bugün, çağın getirdiği tereddütler içinde, devşirmelerin bazı değerler üstüne hüküm fermâ olmaları yüzünden, o nesil olarak kıyılara vuran, kıyılarda kalan inci-mercanlar gibiyiz… Rüyâlarını satan, rüyâlarını aldatan, başka iklimlere göçe çıkanlar; mutlaka bu nesil içinden çıkmıştır çıkmasına, ama inci-mercan hükmünde kıyılara vuran bizim Serdengeçtiler; sâkit zamanlarda kalsalar da, onlar her-dem efsunkâr rüyâlarıyla yaşamakta, kutlu rüyâlarının menzilinde kalmaktadırlar.

 

Aslında derleyici ve toparlayıcı bir kudret, geçmişin hâtıra birliği adına bir çağrı yapsa, inanıyorum o şanlı Serdengeçtiler, kıyılara vurup inci-mercan hükmünde kalanlar tekrar bir araya gelecekler; yürek devletlerinin türküsünü eskiden olduğu gibi, hep birlikte yeniden söyleyeceklerdir. “Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz” marşını, ilk mısrasından son mısrasına kadar coşkuyla haykıracaklardır. Dün olduğu gibi, vatan değerlerinin çakıl taşına bile birisi tasallut olsa, tasallut hayınlarını bir kaşık suda boğacaklardır.

 

Serdengeçtiler; bir devrin en kutlu türküsünü yoldaşlarıyla birlikte söyleyenlerdir. Bir dönem bu ülkenin kaderi onlarla değişmiş; memleketimiz kendisine, onlarla yeni bir yol haritası çizmiştir. Bedeller ödenmiş, meşakkatler çekilmiş; bütün bunların faturası ülkenin hayrına olmuştur. Gün gelecek tarih, o Serdengeçtilerin ödedikleri bedeli gayet iyi anlayacak ve yazacaktır. Tarihimiz buna, bir gün mutlaka şahit olacaktır.

 

Çağın gariplikleri, çağın tereddütleri yeni nesli hilkat garibesi şekle büründürmüş; idealsiz, amaçsız bir şekilde yaşayan günümüz neslinin yüreklerinde, düşüncelerinde benlik, menfaat duyguları oluşmuştur. Okumak, kültürleşmek, bilgilenmek, medenî olmak gibi kazançlar unutulmuş; gençlerin hafızalarını kabullenilmeyecek bedbaht değerler sarmıştır.

 

Bu hâl; ülkemizin kaderi açısından kayıptır, telafisi mümkün olmayan çıkmaz bir yoldur. Yalnız bu hâlin tedavisi ve onanması da artık elzemdir. Eğer, tedavi ve onanma yapılamazsa, vurdumduymaz tavırlar yüzünden ülkenin kaderi daha da hüsranlı günlere gebe kalacaktır. Günümüz neslinin yol haritası hiç de doğru çizgide gitmemektedir. Günümüzün gençleri günübirlik, statik düşüncelerle hayat tarzlarını sürdürmekte olup, böylesine bir yaşayış şekli de hayra alâmet değildir.

 

Ülkenin içine düştüğü kargaşa, gençlerin bugün ki hâli, millî reflekslerin zayiatı; bir vebâli, bir görevi yeni baştan Serdengeçtilerin üzerine yüklemektedir. Yeni bir gönül seferberliği, bu seferberlik içinde millî, ahlâkî değerlerin yükselişi artık mutlaka birileri tarafından kayıt altına alınmalıdır.

 

Neredesiniz ey Serdengeçtiler? Dün ve bugün çizgisi ayan beyan ortadayken, sizlerin yitik ülkelerde “Yorulduk, yordular” bahanelerine bürünmeniz acaba doğru mudur? Belki soysuz devşirmeler, liyakatsizler, niteliksizler sarmıştır dört bir yanı... Ama bu sarılmada sizlerin de vebâli yok mudur? Sizler inci-mercanlar hükmündesiniz, bunu gayet iyi biliyoruz. Sizler ayağa kalkar, yitik ülkelerden döner, bilgeliğinizle yeni nesle yeni bir yol haritası çizerseniz, bu memleketin kaderi değişecektir. Yeni nesil sizlerin; tecrübe, bilgi, kültürle donanmış himmetlerinizi bekliyor. Ne olur bunu esirgemeyiz…

 

Yeni nesli bırakın, bizler bile tereddütlerle dolu bu dünyada, bir takım değişimlere uğradık… Dün kınadığımız, yadsıdığımız şeyleri yapar hâle geldik... İdeallerimiz şirazesinden çıkıp, farklı şirazelere büründü… Zaman-zaman öz-eleştiriye kendi ahvâlimizi vurduğumuzda, kendi kendimizi bile kınar olduk… Hatta kıyılara vuran şaşkın, çırpınan balıklara döndük…

 

Hem yeni neslin, hem de bizlerin ruh bütünlüğü içinde bir motivasyona ihtiyacı var. Bunu sağlayacak anlayış, Serdengeçtilerin ruh ve aşk bütünlüğü içinde derlenmelerine, toparlanmalarına bağlıdır. Ve bize, karşılıksız sevilecek yeni bir sevda gerek!... 

 
Etiketler: NEREDESİNİZ, SERDENGEÇTİLER…,
Yorumlar
Haber Yazılımı