Yazı Detayı
18 Şubat 2021 - Perşembe 11:21
 
ŞEHİT’LİK ve EMPATİ...
Gülşen SERİN
gserin@medyavatan.com
 
 

Bu vatan bayrak uğruna kendini feda eden tüm şehitlerimizin ruhu şad, Şehadetleri makbul ve kutlu olsun..."Inna lillahi ve inna ileyhi raciun..."

 

O kadar normalleştirildi ki, "şehit" kavramı sosyal medyada gaz atma, sevmediği siyasetçilere kin kusma, ego tatmini eylemi hâlini aldı. İnsanların acısı üzerinden prim yapanları saymıyorum bile. Ailelerin en mahremlerini deşifre edip, demagoji yaparak bir halt yaptığını sanan empatlar. Öyle ya fakir fukaradır şehit olanlar. Empati yaptığını sanan akbabalar, sövmeye bile değmezsiniz. Çekmediğiniz, hissetmediğiniz ağrının, acının ağıtını yakamazsınız, yaksanız da iğreti olur.

 

Tesellileriniz de samimiyetsiz...

 

Aykırılık değil amacım, acımızı sessiz sedasız sükûnetle nasıl yanıp kavrulduğumuzu biraz anlayın da kuru gürültü yapmayın. Dik durun, Hâk konuşun. Saygı gösterin ailelerin acısına, yasına, ölmeden ölmeyi öğreniyorlar usulca.

 

Şehitler ölür mü hiç, kalanlar ölmeden diri diri gömülür...

 

Ne demeye çalıştığımı, evladını kaybeden anaya, babaya, bacı gardaşa sor. Babasını kaybeden evlada sor, kollarında silah arkadaşını kaybeden askere polise komutana sor. Sor da cevap bekleme da cevap bedenine dağılan bir yangın, el ayak buza keser, boğaza bir yumruk takılır, tırnakları avuçlarını kanatır, akıl firar eder o kıyamet hâlini tasvir edecek bir kelam yoktur. Öyle bir "Allah'ım" feryadı kopar ki yüreğinden, yine Allah'tan başka duyanı yoktur. Demem o ki, bir şehit haberi geldiğinde o acıyı hiç yaşamamış olanlar değil, daha önce ciğeri sökülenler empati yaparlar.

 

Ahkâm kesmiyorum, empati kurmuyorum. "Çekmediğim acının, ağıdını da yakmıyorum”

Yıl 1975, Rahmetli babamla okuldan dönüyoruz. Giresun’un bir köyünde, biri sağcı, biri solcu olan iki ailenin kız kaçırma olayı çatışmaya dönüşmüş, kan gövdeyi dönüşmüş, kan ne oluyor demeye kalmadan savaşın ortasında kalıyoruz. Babam yerde, beni biri çekip çıkarıyor ortan iki tarafta tüm öfkesini babamdan çıkarıyor, tekmeyle, odunla, silahla… Babam yerde, ben çaresiz, donmuş vaziyette. Oradan nasıl kurtulduk hala hatırlamıyorum. Olaydan 34 gün sonra babam kalbine aldığı darbe nedeniyle vefat etti. Allahualem, bana göre görev şehididir babam. Siyasi görüşü neydi bilmem ama vatanını, milletini, bayrağını seven idealist genç bir öğretmendi. Babam öldükten sonra, memlekete döndük okula başladık. Okuldaki öğretmenlerin çoğu arkadaşıydı! kimi onu sağcı olmakla kimi de solcu olmakla suçladı ve 8 yıl her iki tarafta acımasızca saygısızca akıllarınca ezdiler bizi. Oysa rahmetli, sadece vatan sever, eğitim neferiydi.

 

Babam öldü, ben öldüm; travmaları ta ki 18 yaşına kadar atlatamadım ölümü kabullenemedim bayramlarda sevinemedim, bu yaşıma geldim hâlâ eksiğim...

 

Yıl 1980, polis memuru dayım Unkapanı saldırısı diye anılır hala, çatışmada şehit oldu. Kör bir kurşun söktü ciğerimizi,6 aylık bir bebe ile dul kalan bir eş bıraktı geriye. Dedem dayanamadı acısına peşinden gitti, anneannem bir daha hiç gülmedi.

 

Sonrasında kuzenimin şehit olduğu haberi geldi... Başımızı topraktan kaldırıp gökyüzünü hiç göremedik.

 

Yıl 2015 15 Mart Kerbela canımın canlarını uğurladık sonsuza. Kulağımdan hiç gitmez, kızımın çaresizce “anne ikiside mi?” sorusu...Sadece tercih şansın olsa hangisini tercih edebilirdin, veren aldı metanetli ol diyebildim. Ben metanetli miydim, o acıyla kaskatı mı kesilmiştim bilemedim.

 

Öpmeye, sevmeye kıyamazken evlatlarının üzerine toprak atan bir baba, onu çaresizce izleyen anneye hangi söz, hangi slogan teselli olabilir.

 

Ne mutlu şehit ailesi oldunuz, tesellisi yavan ve samimiyetsiz ve önemsiz.

 

Allah katında şehitler ölmez, geride kalanlarda ölmez, evlatlarıyla diri diri gömülürler, babaları ölen kız evlatlarda hiç büyüyemezler çünkü hiç seveni kalmamıştır.

 

Çok mu karamsar geldi. Gelmesin efendim. Yıllardır şehit veriyoruz, sonuç; Şehitler ölmez, vatan bölünmez... Eylem slogandan öte gitmiyor, böyle olunca da şehitte ölüyor, geride kalanlarda. Ölen öldüğü ile kalan acısı ile kalıyor. Vatan mı? Bölüne bölüne, ayrışa ayrışa kimse kimseye selâm vermeyecek durumda.

 

Ne yapabiliriz, elimizden ne gelir başımızdakiler çözmeli polemiğine girmeyin. Her durumda her koşulda bölünüyorsunuz. Türk diyoruz, bölünüyor, Atatürk diyoruz, bölünüyor, Din diyoruz, bölünüyor, siyaset diyoruz bölünüyor, eğitim, adalet yargı ne denilirse anında bölünüyoruz. Vatan konusunda dahi birleşemiyoruz. Herkeste bir empati sevdası, siyasetçi de empati olmamalı sonrasında sempatizanlık doğuruyor kanaatindeyim! Sorgulamadan duramıyorum, özellikle son dönemde verilen şehitler siyasi mi? askeri mi? operasyonda verildi? Siyasi show yapanlar Allah şahit ki, size de bildiğim ne varsa okuyorum...

 

Bu vatan bizim, başta kim, hangi siyasi parti var hiç mühim değil, biz Türk milletiyiz bu ülke bizim irademizle yönetilir, yöneticileri yönetmeyi yönlendirmeyi bizler yaparız. Yeter ki uyuşukluğu, neme lazımcılığı, korkaklığı bırakalım. Dik duralım Hâk konuşalım. Malum, topluluklar hak ettiği şekilde yönetilir. Herkes elini değil, şerrini de yüreğini de taşın altına koymalı ya da ezikliği, acizliği kabullenip sonsuza kadar susmalı zira ibadet edebilmek için bile özgür olmak gerekiyor ves'selam.

 

 
Etiketler: ŞEHİT’LİK, ve, EMPATİ...,
Yorumlar
Haber Yazılımı