Yazı Detayı
22 Şubat 2021 - Pazartesi 10:21
 
SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISIYLA 28 ŞUBAT
Erol AYDIN
erolaydin@medyavatan.com
 
 

 

            Türk siyasetinde bazı tarihler vardır ki üstlendikleri anlam itibari ile çok şey ifade ederler. Bu tarihler sadece birer takvim yaprağının çok ötesinde genellikle olumsuz çağrışımlar yaparlar. Geçmişimiz de buna benzer birçok simgesel tarih mevcut olup bunlardan en önemli olanı da 28 Şubat’tır.

            Kısaca hatırlamak gerekir ise nedir 28 Şubat? Mecliste bulunan iki partinin koalisyon kurması ile Türkiye’yi yönetmeye talip olmalarının önünün kesilmesidir. İrtica ve irticai faaliyetler gerekçe gösterilmek suretiyle MGK’da ordunun hükümetin istifasına gidecek sürece müdahil olmasıdır.  Bu konuda detaylı bilgilere ulaşmak zor olmadığı için mesele kişiler üzerinden değil, toplumun meseleye bakışı açısından irdelenmiştir. Bu süreç öncesinde hükümete gözdağı vermek için “Demokrasiye balans ayarı yaptık” diyerek tanklar yürütülmüştür. Genelkurmayda başta gazeteciler, bürokratlar ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere brifingler verilmek suretiyle “Aba altından sopa gösterilmek suretiyle” toplum sindirilmiştir.

            Aslında yapılan post-modern bir darbe olup atanmışların seçilmişler üzerinde ki tahakkümü test edilmiştir. Bunu yaparken de sözde laiklik ve demokrasi adına yaptıkları yalanı ile gözler boyanmıştır. Yine ordu tarafından hiç de vazifesi olmadığı halde Batı Çalışma Gurubu adı altında takip ve fişleme yapılmıştır. Bütün bunlar olurken bu sürecin bin yıl süreceği öngörülmüştür. Yine garip olan başka bir husus ise defaetle darbeye maruz kalarak cumhurbaşkanı olan zatın olayları taraflı bir şekilde izlemiş olmasıdır.

            Toplum ise gelişmeleri film izler gibi tepkisiz bir şekilde izlemiş ve pasif bir şekilde haksızlıklar karşısında susmuştur. Kutsallarına ve değerlerine yapılan bu hadsiz ve hukuksuz saldırıları sineyi çekmiş, tepkisini sadece sandık da ifade etmiştir. O dönemde sosyal medyanın olmaması kitlelerin organize bir şekilde bir araya gelmesine engel olmuştur. Özellikle üniversite kapılarında başörtülü kızlarımızın gördüğü baskı ve işkenceler arşı alaya çıkarken dönemin cumhurbaşkanı türbanlı öğrencilere okumaları için Arabistan’a gitmelerini tavsiye etmiştir.

            Bütün bu baskı ve yıldırma harekâtı sonrasında ülke iç savaşa sürüklenmesin diye mevcut hükümet istifa etmek zorunda kalmıştır. Daha garibi mecliste çoğunluğa sahip ikinci partiye değil daha sonraki partiye hükümet kurma görevi verilerek hukuk cinayeti işlenmiştir. Bu durum kendisine daha sonra hatırlatıldığında CB, “Anayasa takdir hakkı vermiştir, ben de onu kullandım” diyerek meseleyi sığlaştırmıştır.

            Akabinde yapılan seçimlerde başörtüsü ile meclise giren milletvekiline dönemin başbakanı tarafından “Bu hanıma haddini bildirin!” denilerek halkın iradesine ipotek konulmuştur. Bu başbakan ki naif, hümanist ve demokrat kimliği ile parlatılarak cilalanmış olmasına rağmen yaptığı bu hakaret tüm imajını yerle yeksan etmiştir.

            Sonuç olarak; ülkemiz bu karanlık dönemi geride bırakarak bugünlere gelmiştir. Askeri ve bürokratik vesayeti geriletmek kolay olmamış, zaman almıştır. Türkiye’yi geriye götüren bu ve benzeri hareketlere halkın tepkisi 15 Temmuz’da en güzel cevap olmuştur. Umarım bundan sonra hiçbir kurum ve kuruluş 28 Şubat ve benzeri oluşumların içine girmez. Zaten konjonktür de buna müsaade etmeyecektir.

Esenlik dileklerimle,

Erol Aydın

 
Etiketler: SOSYOLOJİK, BAKIŞ, AÇISIYLA, 28, ŞUBAT,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Şubat 2021
MİMİKLERİNİZ MİZACINIZI ELE VERİYOR!
08 Şubat 2021
ESKİYE RAĞBET OLURSA...
01 Şubat 2021
SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ
25 Ocak 2021
SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISI İLE MODA KAVRAMI
18 Ocak 2021
DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA DON BİÇMEK!
11 Ocak 2021
EVİN KÜÇÜĞÜ OLMANIN EKSTREMUM NOKTALARI
04 Ocak 2021
SOSYOLOJİK BAKIŞ AÇISI İLE GASTROENTEROLOJİ
28 Aralık 2020
SELAM VERDİM, RÜŞVET DEĞİLDİR DİYE ALMADILAR!
21 Aralık 2020
SUSMAYI BAŞARMANIN HAZZI İLE ZİRVEYE ÇIKMAK
14 Aralık 2020
SİYASETİN ÖZEL ÇOCUĞU
07 Aralık 2020
SEPETİN UZANMASINI BEKLERKEN...
30 Kasım 2020
TÖREMİZİN SALGINA OLAN OLUMSUZ ETKİSİ!
23 Kasım 2020
SİYASETİN AĞIR ABİSİ
16 Kasım 2020
KİMDİR BU PİYASALAR?
09 Kasım 2020
TÜRKİYE AÇISINDAN ABD SEÇİMLERİ
02 Kasım 2020
DEPREMLE YÜZLEŞMEK…
26 Ekim 2020
BABA İLE BABALAR ARASINDAKİ KALIN DUVAR
22 Ekim 2020
IŞIKLAR İÇİNDE NURLARA GARK OLMAK!
19 Ekim 2020
SAÇLARINIZ ANILARDA KALMASIN!
15 Ekim 2020
HAYATIN ÇAN EĞRİSİ
12 Ekim 2020
KÖTÜ DÜŞÜNCELERİ DEFETMEK AMA NASIL?
08 Ekim 2020
ÖMRÜMÜZE KIŞ GELMEDEN…
05 Ekim 2020
BİRLİKTE YAŞAMIN MASUMİYET KARİNESİ
01 Ekim 2020
PARÇALANMIŞ AİLELERİN PARAMPARÇA ÇOCUKLARI
28 Eylül 2020
CEZERİ’YE CEZA KESMEK!
24 Eylül 2020
ETİK DEĞERLER ÇERÇEVESİNDE FUTBOL
21 Eylül 2020
YETKİLİ SERVİSİN, YETKİSİZ ELEMANLARI!
17 Eylül 2020
İMAM-HATİP ALERJİSİNİN ARKA PLANI
14 Eylül 2020
SOSYOLOJİK BİR DENEME OLARAK HDP
10 Eylül 2020
İNSANLARI DİNDEN SOĞUTTUNUZ!
07 Eylül 2020
DİKLENMEKLE, DİK DURMAK ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ
03 Eylül 2020
EĞİTİMDE ÖĞRETMEN FAKTÖRÜ
31 Ağustos 2020
ZİRVEDEKİLERİN ZIRVALARLA İŞİ OLMAZ
27 Ağustos 2020
KUR’AN’DA HER ŞEY VAR MIDIR?
24 Ağustos 2020
BÜNYAMİN’LER BENJAMİN’LERE DÖNÜŞÜRSE…
20 Ağustos 2020
GAGALAMAKTAN, TIKLAMAYA TEKNOLOJİ SERÜVENİMİZ
17 Ağustos 2020
Z KUŞAĞINDA İNSAN SARRAFI OLMAK
13 Ağustos 2020
ŞAİRLER BİR TOPLUMUN VİCDANI OLMAK ZORUNDADIRLAR
10 Ağustos 2020
HER DÜŞÜNDÜĞÜNÜ SÖYLEYEN ZOR İNSANLAR
06 Ağustos 2020
DÜNYA MALI DÜNYADA KALIR AMA…
03 Ağustos 2020
SEVGİLER KÖR DÜĞÜM OLMADAN, GERÇEK AŞKA ULAŞMAK ZORDUR
30 Temmuz 2020
BAYRAM GELMİŞ NEYİME…
27 Temmuz 2020
ZAMANIN SİLLESİNİ YEMEK İÇİN ZAMANA İHTİYAÇ VARDIR
23 Temmuz 2020
BİZDEN UZAK OLDUĞU SÜRECE ÖLMENİN MAHSURU YOK!
20 Temmuz 2020
YAZAR, NE YAZAR NE YAZAMAZ?
16 Temmuz 2020
15 TEMMUZ’UN ANATOMİSİ
13 Temmuz 2020
AYASOFYA'YI GÖLGELEME ÇABALARI
11 Temmuz 2020
HAZ İLE HIZ ARASINA SIKIŞAN HAYATLAR
Haber Yazılımı