Yazı Detayı
12 Ağustos 2020 - Çarşamba 23:19
 
VATANSEVER ENVER BEY
Cemal YILDIRIM
cemalyildirim@medyavatan.com
 
 

          Şehid Enver Paşa…

 

         Şehadetinin üzerinden 98 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün hâlâ birçok kesim tarafından ya eleştirilmekte ya da göklere çıkarılmakta. Aynı diğer Türk lider ve komutanlarda olduğu gibi...

 

           Yaşayanları muhatap almak yerine toprağın altına girenlerle çekişme hasletimiz var bizim.

 

Tarihe ilgi duyanımızın da duymayanımızın da üç aşağı beş yukarı Osmanlı’nın son zamanları hakkında fikri vardır. Enver Paşa da ‘’İmparatorluğun en uzun yüzyılı”nda, Osmanlı gibi köklü bir devletin çöküşünde önemli bir role sahip olduğu için Cumhuriyet’in kuruluşundan beridir konuşulur. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidara gelip kendi kadrolarıyla devleti tahakküm altına alması, I. Dünya Savaşı’na girilmesi, Osmanlı’nın I. Dünya Savaşı’na İttifak Devletleri safında yer alması, Sarıkamış Harekâtı ve donan askerlerimiz, Mondros Ateşkes Antlaşması ile birlikte İTC mensuplarının birçoğunun ülkeyi terk etmesi gibi silsileler hâlinde devam eden bu tartışmaların baş aktörlerinden biri Enver Paşa olur.

 

            Enver Paşa hepimiz gibi bir insandır. Baba tarafından soyu Gagavuz Türkeri’ne dayanan, kardeşi Nuri Paşa, amcası Halil (Kut) Paşa gibi tek derdi vatanına hizmet etmektir. Müslüman bir Türk neferidir. Harp Okulu’nu bitirdikten sonra Balkan topraklarında vazifelendirilmesi hayatının çizgisini etkileyecek kararlar almasına sebep olur. Hızlı bir şekilde sivrilir, rütbe atlar. 1906’da binbaşı olup 1907’de Manastır mevkiinde Müslüman Türk köylerini yağmalayıp insanlarımızı öldüren azınlık çetelerine karşı mücadele ile görevlendirilir. (Burada Resneli Niyazi ve diğer silah arkadaşlarını da rahmetle anmadan geçmek olmaz.) Bu görev esnasında karşılaştığı durumlar karşısında milliyetçilik duyguları artar ve milletinin kurtuluşu için kendince çareler aramaya başlar. En büyük derdi milletinin felaha ermesi, devletinin kıyamete kadar ebedi müddet kalmasıdır. İlk adı Osmanlı Hürriyet Cemiyeti olan İttihat ve Terakki Cemiyeti ile olan müşterek davâsı da bu dert üzerinedir.

 

            31 Mart Vakasından sonra II. Abdulhamit’in tahttan indirilmesi, mensubu olduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin aşamalı olarak hakimiyeti ele almasını sağlar. II. Meşrutiyet ilân edilir, Enver Bey ‘’Hürriyet Kahramanı’’ olur. Yine Arnavutluk’ta çıkan bir isyanı bastırmak üzere Balkanlar’a gider. Başarılı bir mücadele verilir. Berlin’deki ateşelik görevine devam etmek için gittiyse de 1911’de meşhur Trablusgarp Harbi başladığı için Afrika topraklarına gitmek zorunda kalır. Hanedanın damadıdır. Sultan Reşat’ın yeğeni Naciye Sultan ile evli olduğu için Trablusgarp’taki Müslüman halk ona hanedandan biri olarak bakar. Hilafetin temsilcisidir. Osmanlı’nın Trablusgarp ile kara bağlantısı kesildiği, deniz yoluyla da ulaşma imkânı olmadığı için Mustafa Kemâl, Fethi (Okyar) Bey, Kuşçubaşı Eşref ve Mehmed Âkif gibi isimlerle halkı örgütleyerek tarihte unutulmayacak bir mücadele örneği ortaya çıkarırlar.

 

            Sular durulmak bilmez. Trablusgarp harbinin arkasından I. ve II. Balkan savaşları çıkar.

I.Balkan harbinde hezimete uğrayan Osmanlı ordusu ne yazık ki İstanbul içlerine kadar çekilmek zorunda kalır. Orhan Bey’den yadigâr olan Edirne dahi elimizden çıkmıştır. I. Balkan harbinde Osmanlı’ya karşı savaşan Sırbistan, Karadağ, Yunanistan ve Bulgaristan toprak paylaşımı konusunda anlaşamaz, II.Balkan harbi çıkar. Bu savaşta en çok toprak alan Bulgaristan’a karşı cephe açılır. Kaybettiği toprakları geri kazanmak isteyen Osmanlı da fırsat bilerek diğer devletlerle birlikte yalnızlaşan Bulgaristan’a karşı cephe açar. Netice itibariyle savaş kazanılır ve Edirne geri alınır. Enver Bey göstermiş olduğu üstün gayretle birlikte ‘’Edirne Fatihi’’ olarak tarihe geçer. Bu savaştan sonra Harbiye Nazırı Ahmet İzzet Paşa istifa etmek zorunda kalır, yerine Enver Paşa getirilir.

 

            Harbiye Nazırı olduktan sonra orduda düzenlemelere gidilip modernize edilme çalışmaları başlatılır, yaşlı subaylar tasfiye edilir. Üniformalar değiştirilir, ordudaki okuma-yazma oranı artırılmaya çalışılır. Bu çalışmaların başlıca sebepleri, yıpranmış Osmanlı ordusunu tekrar diriltmek, yakın zamanda çıkması muhtemel dünya savaşına hazırlıklı olmaktır.

 

            I.Dünya Savaşı başladığında ise gerisi mâlûm. Savaş öncesinin üzerinde durmak isteme sebebim bugün Enver Paşa’nın sadece I.Dünya Savaşı ile birlikte değerlendirilmesidir.

 

            Enver Paşa bir asker olarak ulaşabileceği en yüksek rütbeye ulaşmıştır. Başkomutan vekili olarak dünyanın görmüş olduğu ilk büyük savaşta yer almıştır. ‘’Makam sevdası vardı.’’ gibi mesnetsiz iddialar sarf etmek yanlıştır.

 

            Sarıkamış Harekâtı sırf Turan ideali için gerçekleştirilmiş değildir. 93 harbinden bu yana ezana hasret kalmış Doğu Anadolu topraklarımız bu harekât sayesinde kurtulmuştur.

 

            Doksan bin şehit iddiası ise hiçbir zaman resmî kaynaklarla ispatlanamamıştır.

 

            Enver Paşa her ne kadar Sarıkamış cephesinin komutanıysa Çanakkale’nin de Kut’ül Amâre’nin de başkomutanıdır. Mustafa Kemâl Paşa ve arkadaşları Anadolu’da mücadele ederken o da Türkistan topraklarında Basmacı Hareketi sancağı altında Müslüman Türkleri bir araya getirip tekrar büyük bir İslâm imparatorluğu kurmayı planlamıştır.

 

            Bugün ‘’Cumhuriyet’’ gibi bir değeri savunup bundan gurur duyabiliyorsak ona ve arkadaşlarının hürriyete olan inançlarına borçluyuz.

 

            Sözün özü;

            Enver Paşa da bizdendir.

            Hatalı olabilir ama hain olamaz.

 

            Her savaşın, her mücadelenin bir sonu vardır. Bir taraf kazanır, diğer taraf kaybeder. Kazandığımız savaşların mimarlarını yere göğe sığdıramazken kaybettiğimiz savaşların müsebbiplerini kasıt görmeksizin suçlamak iftira olur.

 

            Turancıların da İslâmcıların da kendinde bulduğu bir ülküyü kırk yıllık ömrüne sığdırmaya çalışmış, Avrupa’dan Afrika’ya, Afrika’dan Asya kıtasına kadar at koşturup cenk etmiş şerefli bir Türk subayını karalamaya çalışmak bu toprakların insanına yakışmaz.

 

            Türk gençliği bugün bu konuda aydınlanmaya başladı, darısı tarihi kulaktan dolma bilgilerle yahut dizi-filmlerden öğrenmeye çalışan büyüklerimizin başına.

 

           

 
Etiketler: VATANSEVER, ENVER, BEY,
Yorumlar
Haber Yazılımı