Yazı Detayı
14 Ocak 2021 - Perşembe 10:07
 
XXL BEDEN İSLÂM BURJUVALARI
Celalettin KURT
celelettinkurt@medyavatan.com
 
 

Böyle bir başlıkla yazıya girmem İslâm dinî adına beni ta yürekten yaralasa da, özellikle ülkemiz ve İslâm coğrafyasında son yıllarda vücut bulan Müslümanların ahvâllerini yazmak, bir nevi borç gibi göründü bana... Biliyorum ki bu yazıya bir hayli eleştirel boyutlar getirenler olacağı gibi, reel bazda yazılmış bir yazı diyenler de olacaktır. Haydi hayırlısı!...

 

İslâm dinî; israf ve haramı men eden, bunların karşıtları olarak Müslümanların helâl ve tasarruf dairesinde kalmalarını emreden bir dindir. Terazinin kefelerinde bu değerler tartıldığında hangilerinin ağır basacağı ise zaten ortadadır. Hâl böyleyken, Müslümanların idrâklerinde asırlardır bu denge bazen bozulmuş; fakat her zaman İslâm dîninin emirleri gâlip gelmiştir. Lâkin son asırda özellikle Ortadoğu İslâm coğrafyası ve içinde yaşadığımız Türkiye topraklarına baktığımızda, intisaplı olduğumuz dinîn ulvî düşüncelerinin bu konuda yine yozlaşmalara girdiği görülmektedir.

 

Cari yönetim erkleri ve elde edilen bir takım iktisâdi işlevlerle zenginleşmeye giden din kimliğindeki zevatlarımızın, bir zamanlar hak bildikleri ve kutsadıkları değerleri, son asırda bizzat kendilerinin ayaklar altına alarak, kendi mukaddeslerini ters yüz ettikleri görülmektedir. Bu gerçekten İslâm adına acı ve üzüntü verici bir durumdur.

 

Ortadoğu İslâm coğrafyasında Allah’ın bir lütfu olan petrol kaynaklarının, o topraklarda yaşayan Müslümanlara bahşedilmesi, elbette kadir kıymet bilinecek, şükredilecek bir durumdur. Lâkin böylesine bir nimetin fevkinde olmayanlar; o kaynakların verdiği parasal kaynaklarla şatafatlı, israflı, dağdağalı bir hayat tarzını seçmişlerdir. Rahatlık ve zenginliğin verdiği âsudelikle; ilim, sanat, kültür ve medeniyet kavramlarından uzaklaşmışlar; Ortaçağda Avrupa dünyası karanlıklar içindeyken, yine aynı çağda İslâm âlemi ilim, fikir, sanat, kültür, medeniyet unsurlarıyla dünyaya ışıklar saçarken; o coğrafyanın Müslümanları bugün kendi geçmişlerinin ışıklı ve feyizli yollarından sapmışlardır.

 

Günümüzde o topraklarda ilim, sanat, medeniyet unsurları ne acıdır ki çok gerilerde kalmış; petrole dayalı para kaynaklarıyla saltanatlı bir burjuvazi oluşmuştur. Özellikle Abbasiler zamanında başlayan ilim, fikir ve tefekkür hareketinin aydınlık ışıklarının yerini; günümüzde Lüksün, konforun, dağdağalı bir hayatın yozlaşmış biçimleri almıştır.

 

Sanırım; hikmetten, ilimden, tefekkürden uzak bu yaşayış biçimi; hem Allah’ın, hem de o topraklarda neşv-ü nemâ bulan bütün Peygamberlerin manevîyatlarının zoruna gitmektedir.

 

Ortadoğu İslâm coğrafyasında hâl böyleyken, bizim topraklarımızda durum sanki farklı mıdır? Üzülerek söylemek gerekirse, burada da durum pek iç açıcı değildir. Bir öz eleştiri yapmak gerekirse; cari yönetim erklerinin iktisâdi avantajları, ihale zenginlikleri, korunma ve muhafaza edilme yöntemleriyle bizim topraklarımızda da XXL beden İslâm burjuvaları oluşmuş; Türkiye topraklarında da lüksün, konforun, dağdağalı hayatın bütün unsurları; adları Müslüman olan bazı kişilerde de görülmeye başlanmıştır.

 

İthal malı 4X4 cipler, milyonlarca dolar eden yatlar, ihtişamlı villalar, yüz binlere alınan ipek-atlas eşarplar; ne acıdır ki günümüz Müslümanlarının değişmez aksesuarları olmuştur. Belki denilecektir ki; Müslümanların bunlara hakkı yok mudur? Müslümanlara bunlar revâ değil midir? İslâm’da lüks mübah görülmemiştir ama, konfor vardır, denilebilir!... Bütün bunlar bazı idrâkler tarafından söylense de, bütün dünyada mazlum halklar ve milletler; esaret, fakirlik, açlık, sefalet altında yaşarlarken, Müslümanların dağdağalı bir hayat tarzında olmaları doğru değildir; hatta bu çok büyük bir vebâldir.

 

Yine dikkat kesildiğinde çok iyi görülecektir ki, başlarında yüz binlerce liraya alınan ipek atlas eşarpları, Avrupa’dan getirttikleri son moda marka elbiseleri, en pahalı ayakkabıları ve altlarında 4X4 ciplerle şehirlerimizde arzı endam eden Müslüman kimlikli bayanlarımızın; dudaklarında rujları, kirpiklerinde rimelleri ve ağır makyajlı çehreleri bir çırpıda göze batmaktadır. Sormak gerekir? Bu hâller gerçeği aramak zaviyesinde İslâm’ın hangi perspektifine uymaktadır.

 

Türkiye topraklarında da, İslâm coğrafyalarında olduğu gibi, tefekkür, ilim ve medeniyet kavramları pek kovalanmamaktır. Her ne kadar, ülkemiz kısmî olarak o coğrafyalardan biraz ileri konumda ise de, gerek sanayi, gerekse medeniyet perspektifinde açılımlarını hâlâ tam olarak ifâ edememektedir.

 

Son zamanlarda tarım konusunda gündeme gelen GDO’lu tarım ürünleri gibi, Müslümanların akılları da GDO’lu hâle getirilmiştir. Yani Müslümanların akıl ve izanlarıyla bir şekilde oynanmış; çoğu konularda kadınından erkeğine kadar, bütün Müslümanlarda büyük bir değişim başlamıştır. Bu değişim müspet gelişim mânâsında olsa, kimse gam çekmeyecek ama, büyük bir esefle söylemek gerekirse; değişim hep geriye gidiş mânâsında görülmektedir. İnsanlarımızın kılık kıyafetlerinde değişimleri, lüks içinde yaşamaları, şatafata düşmeleri değişim değildir. Değişim; akıl ve izana; Hakk’ın emriyle ötelere pencereler açtırmak olarak algılanmalıdır.

 

‘Mücahitken müteahhit olmak’, lükse bürünmek, ciplerle, yatlarla, villalarla, usulsüz ihalelerle cari hayatın can damarlarına tutunmak İslâmcılık olamaz... Amerikan güdümlü bir rotadaki yol haritasıyla kalkınma düşleri kurmak, Türklük olamaz... Bu işlevlerle haşa!... Adı İslâm olan bir burjuvazi oluşturmak, inandığımız dinîn ekseninde kesinlikle görülemez... Öyleyse; XXL beden İslâm burjuvaları ya dinlerini değiştirsinler; ya da adlarını!!...

 

Filistin’den Afganistan’a, Doğu Türkistan’dan Afrika’ya kadar bütün Türk-İslâm dünyası kan-revan içindeyken; infak ve yardımı unutup, kimse çıkıp da İslâm’da konfor vardır demesin!... Ve düştükleri acze, farklı farklı kılıflar aramasın...

 
Etiketler: XXL, BEDEN, İSLÂM, BURJUVALARI,
Yorumlar
Haber Yazılımı