DOLAR 15,8919 2.21%
EURO 16,7917 3.28%
ALTIN 927,021,77
BITCOIN 4789813,32%
Isparta
18°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Z KUŞAĞI KENDİNİ NE SANIYOR?
411 okunma

Z KUŞAĞI KENDİNİ NE SANIYOR?

ABONE OL
4 Mart 2022 15:09
Z KUŞAĞI KENDİNİ NE SANIYOR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Eskiden “kuşak” denilince Uzak Doğu sporlarıyla uğraşanlara verilen renkli kuşaklar gelirdi aklımıza. Bazen de yokluk zamanlarında kemer niyetine takılan kuşaklar… Bir de düğünde gelin kızın bekaretini simgeleyen kırmızı kuşaklar var adet üzere bellerine sarılan. Artık hiçbirinin günümüz tabirinde popülaritesi kalmadı. Çünkü “kuşak” sözcüğü gelişen teknoloji çağıyla ete kemiğe büründü! En çok da Z kuşağı pelesenk oldu dilimize.
Ne X kuşağı (1960-1979) ne de Y kuşağı (1980-1997) dönemine dahil olanlar, Z kuşağı (1997-2012) gençliği kadar iletişim teknolojisi içerisinde yer alamadılar. Bu sebepten Z kuşağı “dijital yerliler” olarak adlandırılır. Z kuşağından (2012’den) sonra gelenlere ise Alfa kuşağı denilmektedir.

X ve Y kuşaklarına oranla Z kuşağı, geleceğe dair iş ve akademik kariyer adına fazla endişe duymaktadır. Yine ekrana bakma süreleri ve ruhsal bozuklukları daha fazladır.
tudorbet
Yapılan araştırmalara göre Z kuşağı, X kuşağına göre daha yavaş yaşıyor, zevkine daha az düşkün ve alkolü daha az tüketiyor. Erken gebelik diğer kuşaklara oranla nadir gerçekleşiyor. Kısacası, “lanetli kuşak” olarak atfedilen günah keçisi Z’ler sanıldığı kadar ehli keyif değiller.

Burada kişisel analizlerimi aktarırken, altını çizmem gereken bir mesele var.
Bu aralar sürekli çatışan X ve Z kuşağının ortasında ki Y nesli üyesi olarak, daha objektif kalabileceğimi düşünüyorum.

Z’lerin teknoloji bağımlılığı gibi, X kuşağının gençlikte zevkine düşkünlüğü de yadsınılmaz bir gerçektir.
1960 ve 1980 yılları arası boş zaman etkinlikleri spor, sinema ve eğlenceydi.Z Kuşağının teknoloji bağımlığına oranla X Kuşağı da gençlikte zevk sefa bağımlısıydı.
Buraya kadar okuyan hacı amcaların, tövbe estağfurullah ne diyor bu kadın, dediklerini duyar gibiyim. O dönemi hatırlamak için en basitinden Yeşilçam filmlerini örnek gösterebilirim. Alkol ve sigara kullanılmayan filmler yok denecek kadar az; kadınların tokatlandığı, şiddetin normal karşılandığı filmler gözlerimize aşina…

Eski aile albümlerine bakacak olursanız, ağzında sigara yahut elinde rakı şişesi bulunan ebeveynleri sıklıkla görebilirsiniz!

Evet gençler, şimdi size parmak sallayan amca ve teyzelerin pek çoğu geçmişte hunharca partiliyordu.

Kimseyi yargılamak gibi bir niyetim yok. Kuşaklar arası çatışmayı asgariye çekme amacıyla sorunun köküne inmek istiyorum.

Zamanda daha geriye gidersek elitler sanatla, ruhban sınıfı dinle, avam ise zor hayat şartlarından dolayı sadece çalışmakla meşguldü.

İnsan, zamanın her evresinde düşüncelerin ağırlığını taşımak yerine kendine bir boşluk yaratmış, iyi kötü bir meşgaleye tutunmuştur. Hayatın renklerinden sıyrılarak düşünce frekansına geçmek hem zor hem de can sıkıcıdır. Varlığını sorgulamak, özüne dönmek ve ölüm gerçeğiyle yüzleşmek yerine, benliği birtakım afyonlarla uyutmak daha kolaydır.

Hayatın bize sunduğu iki ölçü var: Düşünmek ya da afyonlarımıza sarılmaya devam etmek… Hangisini seçersek seçelim kuşakların birbirini yargılama hakkı yoktur.

“Z kuşağı” tabiri artık bir etiket vasıtasına dönüştü. Genciyle yaşlısıyla bu etiketi söküp atmalıyız. Hatta deccal yaftası yiyen internetin de, günah keçisi görülen Z’lerin çobanıymış gibi yanlış bir algıya kurban gittiğine şahit oluyorum.

Dünya üzerinde kötülük her zaman vardı. Teknolojinin gelişmesi kötülüğü artırmadı. Dünya küresel bir köy haline gelince sosyal görünürlük ve algıda seçicilik arttı. Z kuşağı, eski kuşaklara göre elindeki imkan bolluğundan dolayı daha çok araştırıp sorgulayan bir kuşak… X ve kısmen Y kuşağının yapmadığını yapıyor. Konfor alanından çıkarak kadim değerleri sorguluyor. Koşulsuz itaat etmek yerine yargılanmayı göze alarak özgür düşüncesini dile getiriyor. Eski kuşaklara göre daha çok gelecek kaygısı güdüyor. Daha donanımlı, eğitimli, teknoloji okur yazarı ve ekseriyetle en az iki dil biliyor.

Son asırda ışık hızıyla gelişen dünyada dengeler değişirken şimdiki neslin, geçmişte yaygın yol olan bilek gücüyle para kazanmasını beklemek cahillik olur. Bugün sadece masa başında yemek yiyerek Youtube’dan büyük meblağlar kazanan, bilgisayar oyunlarında yayın açarak gelir sağlayan gençler var. Durum böyleyken son zamanlarda dikkatimi çeken sokak röportajlarını irdelemek istiyorum.
Hayattan, devletten beklentisi çok olan, gelecek kaygısı güden gençleri yoldan geçen dayılar ve teyzelerle karşılaştıranlara birkaç sözüm var: Bu çocuklar sizin iktidara yalakalanmak için suçlayacağınız günah keçisi değildir ya da muhalefeti cici göstermek için kullanacağınız siyaset malzemesi değildir. Sanki dünyayı kendisi kurtarmış gibi gençlere ve çocuklara bağıran büyükleri esefle kınıyorum. Biz sizin zamanınızda yiyecek ekmek bulamazdık, cebinde bilmem kaç binlik telefon var, çıkar göster, diyen amcalar!.. Dünyaya geldiğinizde cep telefonu vardı da siz mi kullanmadınız?
“Kim oluyor bu Z Kuşağı,kendini ne sanıyor?” diyenler.
Beğenmiyor bir eksiklik görüyorsanız aynaya bakın çünkü bu nesil biz ebeveynlerin eseri…
Her şey olağan seyrinde devam ederken, değişen dünya şartlarında kafaları da yenilemek gerekiyor! Bu değişime, çocuklarınızı yargılayıp kendi imkanlarınızla kıyaslamak yerine sevmekle, kabullenmekle ayak uydurabilirsiniz.Hatırlayın, belki bir adınız yoktu ama sizin ebeveynleriniz de size parmak sallıyor, “ben senin gibiyken, biz gençken” ile başlayan yargı cümleleri kuruyorlardı. Nihayetinde sizin yargılayıp yadırgadığınız Z kuşağı uzaydan inmedi efendim. Onlar, Y ve X kuşaklarının çocukları ve torunları…

Hızla gelişen teknoloji, kuşaklar arasındaki uçurumları derinleştirdi. X ve Y kuşağından kendini geliştirip Z kuşağına yetişenler oldu. Bunların sayılarını artırmak, hayata ve yeni zihinlere karşı empatiyle yaklaşmak tek çözüm yolu gibi görünüyor.

Biliyorum, X ve Y kuşağında tevazu sahibi insanlarımız elbette var lakin on beş yirmi yaşındaki gençlerin bizim gibi olgun ve ferasetli olmalarını bekleyemeyiz.
Su bulanmadan durulmazmış, izin verin araştırıp sorgulasınlar. Pırıl pırıl bir nesil yetişiyor. Değişimden korkmayın, eminim ki bu gençler yirmi yıl sonra çok güzel bir geleceğin mimarı olacaklar.

Akıp giden zamanın ne gibi teknolojik değişimlere gebe olduğunu yaşamadan göremiyoruz. Umarım ki bundan yirmi yıl sonra, Z kuşağından “Alfa kuşağı kendini ne sanıyor!” diye bir söz duymayız.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP