DOLAR 16,1072 1.07%
EURO 17,2753 1.31%
ALTIN 958,631,05
BITCOIN 471787-2,55%
Isparta
15°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ZAM YAĞMURU
311 okunma

ZAM YAĞMURU

ABONE OL
29 Ocak 2022 15:29
ZAM YAĞMURU
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

 

“Denizlerimiz var, güneş içinde;

Ağaçlarımız var, yaprak içinde;

Sabah akşam gider gider geliriz,

Denizlerimizle ağaçlarımız arasında,

Yokluk içinde.”

(Orhan Veli Kanık)

 

2022 yılına hepimiz güzel duygularla girdik. Daha güzel günlerin bizlerle olmasını; daha barışçıl, sevgi dolu, adil ve eşit bir dünyada yaşamayı umut ettik.

Büyük Atatürk’ün yıllar önce insanlık için gösterdiği o büyük vizyonu içimizde besledik büyüttük; “Yurtta Barış, Cihanda Barış!” olsun istedik.

Gidişatın olumsuzluğunun ağırlığını bir gecede olsa unutmak ve yeni yıla güzel duygularla girmeyi arzu ettik. Yaşananlar, yaşanacak olanların habercisiydi ama biz yine de umut etmeyi sürdürdük.  Ancak öyle olmadı.

Neler yaşadık?

Eylül ayı itibariyle politika faizlerinin düşürülmesi döviz kurlarını yükseldi. Paramız değersizleşti. Bağlı olarak zam yağmuru başladı… Yılbaşı gece yarısı sonrasında yapılan zamlar -elektrikte %50’den başlayan kademeli zam tarifesi, doğalgaza %25’lik zam ve ulaşım zamları- sürecin devamıydı.

2021’in enflasyon rakamlarının açıklanacağı 3 Ocak 2022 tarihine gelindiğinde TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı %36,08 oldu.  Bu oran son 20 yılın en yüksek oranıydı. Peki inandırıcı mıydı? Bu konuda sepetler önemliydi elbette ama biz bağımsız bir enflasyon grubu olan ENAG’ın enflasyonunu da (%82,81) buraya bırakalım.

Bu aşamada üretici enflasyonuna da bakmak yerinde olacaktır. TÜİK’in üretici enflasyonu %79,89 oldu.  Tüketici enflasyonu %36,08 idi. Yani arada iki katı aşan bir fark var! Peki bu ne demekti?  İşte bu veri üretim maliyetlerinin çok yüksek olduğunun göstergesiydi. Yani üretim açısından geleceğin hiç de umut verisi olmadığının göstergesi…

Öte yandan ücretli maaşlarına yapılan zam oranları birbirinden çok farklıydı.  Peki bu oranlar kime göre, neye göre belirlenmişti? asgari ücretliye %50 oranında zam verilirken, neden memur ve emekliye %30,5 oranında zam uygun görülmüştü? Böyle bir ayırım iş barışını olumsuz yönde etkilemez miydi?

Sorunlar çok, sorular da… Biz yolculuğumuza devama edelim…

Türk-İş aralık ayı raporunda bir kişinin yaşam maliyeti 4 bin 926 lira 94 kuruş; açlık sınırı 4 bin 013 lira 25 kuruş; yoksulluk sınırı 13 bin 072 lira 51 kuruş olarak belirlenmişti. Bu veriler asgari ücretlinin aldığı %50 oranındaki zammın yoksullaşmasını engellemediğini; Yine en düşük emekli maaşının 2 bin 500 liraya çıkartılabilmesi için %66’ya varan oranlardaki zamların onların açlık sınırının altında yaşayacakları gerçeğini değiştirmeyeceğini göstermekteydi.

Fakirleşme oranlarının daha net görülebilmesi için Türk-İş raporundan önemli bir veriyi daha buraya almak istiyorum.  2021 yılı mutfak enflasyonu %54,96 olarak gerçekleşmiş!

Önemli verilerinden biri de kuşkusuz açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan nüfus! Tüketici Hakları Derneği’nin hesaplamalarına göre ülkemizde açlık sınırı altında 16 milyon, yoksulluk sınırı altında 50 milyon kişi olmak üzere 66 milyon kişi açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamını sürdürmektedir.

Maalesef süslü ifadelerle açıklanan rakamlar sonucu değiştirmemektedir. Fakir daha fakirleşirken, bir avuç zengin daha da zenginleşmektedir.

Gelinen noktada yoksulluğu kader olarak sunmak, sınanmaktan söz etmek ya da gözlerin ışıltısıyla durumu olumluya evirme çabaları somut gerçekliği değiştirmemektedir. Çünkü somut gerçeklik; elektriğin düğmesine bastığınızda, doğalgazı açtığınızda, varsa arabanıza bindiğinizde, fırından ekmek aldığınızda, pazara, kasaba, markete gittiğinizde karşınıza çıkmaktadır.

Zam yağmuru vergiler, akaryakıt ve yaşamı etkileyen tüm alanlarda devam etmektedir. Dolayısıyla enflasyonun bu politikalarla durdurulamayacağı ve yarınların bugünden daha zor olacağı görülmektedir.

Oysa kaynakları zengin bir coğrafyada yaşamaktayız. Nitelikli insan kaynağına sahibiz. Liyakatli kadrolarla akıl ve bilimin yol göstericiliğinde ülkemiz kaynaklarını etkili ve verimli kullanabilir, üreterek gelişebiliriz…

Sokak söylemlerinin gündeme taşındığı şu günlerde Kazakistan’da LPG zammı sonrası yaşananlar ortadadır.

Zamların insanları taşıdığı yer karanlıktır, soğuktur, açlıktır. Türk halkı sabırlıdır, sabırlıdır elbette. Ama onun sabrının da bir sınırı vardır!

 

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP